Withces – The Fates

Merhaba.

HAVOK, WARBRINGER, SLAUGHTER MESSIAH, BONDED, VULCANO ve daha niceleri… Dönüp baktığımızda kimse 2020’nin thrash metal adına zayıf bir sene olduğunu iddia edemez herhalde. TESTAMENT hayal kırıklığı yaratsa da saf thrash metalden farklı varyasonlara ve CRYPTIC SHIFT gibi deliliklere kadar thrash ağırlıklı pek çok harika eser çıktı bu yıl ve henüz durulmaya niyeti yok gibi pek…

Fransa’nın ekstrem metaldeki ilk kadın figürlerinden kabul edilen Sibylle Colin-Tocquaine’in vokal-gitardaki liderliği ve 1994 yılında yayımlanan ilk albümleri 3.4.1 ile de kült statüsüne erişen Fransız speed/thrash topluluğu Witches, kökleri 1986’ya kadar uzanan, saygı duyulan bir isim. Hızlı, sert, direkt bir müzik yapıyorlar ve bu müziğin doğası gereği, yeraltı ortamlarında takılan bir metalcinin herhangi bir Witches şarkısını dinleyip de beğenmeme ihtimali çok yüksek değil. 2007’de çıkardıkları7 isimli albüm sonrasındaki uzun sessizliklerini ise geçtiğimiz ay yayımlanan The Fates ile bozdular ve bir süredir benim de gündemimdeler yeniden… Uzunca bir süre de kalacaklar sanki.

Yarım saatin altındaki süresiyle The Fates, çok net bir albüm her şeyden önce. Witches’ın herhangi bir rifi haddinden fazla ölçüde kullanmak gibi bir niyeti olmadığı hemen belli oluyor. Açılışı yapan We Are, daha altmış saniye bile geçmeden ikinci nakarata ulaşıp oradan SLAYER vari orta tempo bir yerlere geçince ne demek istediğimi anlayacaksınız. Kararıyor muyuz yoksa biraz? diye düşünemeden patlayan blast-beat ve tremolo gitarların iyice sapıtmasıyla da daha ilk şarkıdan blackened sıfatını sonuna kadar hak ediyor The Fates.

Gayet anlaşılabilir olsa da kirli, gırtlaktan bir vokale sahip Sibylle Colin-Tocquaine. Bu da black metal havasını doğrudan etkiliyor tabii. Özellikle müzik birden yön değiştirip 2/4 thrash davulları üzerinde giden azman bir rife geçtiğinde o rife kükreyerek daldığı anlara bayılıyorum. Müzik ise, açık söylemek gerekirse, 1986’da kurulmuş ve anca iki albüm yapabilmiş kadayıf bir speed/thrash metal grubundan beklenenin kat be kat ötesinde! Neredeyse teknik sıfatını da alacaklarmış blackened thrash metalin önüne. Öyle bir hız, denge ve çeşitlilik yaratmışlar.

Süratli davullar, thrash ritimleriyle black metal taarruzları arasında gidip gelirken kimi anlarda Slayer’a selam çakmayı ihmal etmiyor. Gerçekten hızlı ve hiç de tekdüze değil. Gitarlar ise davullardan bile şaşırtıcı: Sibylle – Julien ikilisi bu zamana kadar neden bu müthiş riflerden bizleri mahrum bırakmışlar, anlamak mümkün değil. Jilet gibi taramalarla thrash ruhunu sapına kadar hissettiren, çok abartmadan araya melodik (Feared and Adored‘da olduğu gibi) bölümler katan, aynı şekilde bazen de kapkara black metal geçişleriyle ortamı ısıtan harika bir gitar işçiliği var albümün. İlk birkaç dinleyişimin keyif almaktan çok şaşırmakla geçtiğini itiraf etmeliyim sanırım; ön yargı böyle bir şey işte. Neyse ki We Are, Black from Sorrow, Off the Flesh gibi canavar şarkılar, eti kemikten sıyırır gibi sıyırıp attı üzerimden tüm ön yargılarımı. Bir an bile durmuyor Witches ve dokuz parçanın tamamında da aynı hınçla vuruyor. Kapanıştaki Death in the Middle Ages‘i dinleyin mesela bir; böyle albüm mü kapatılır arkadaş? MOSH YOK MU GİRMELİK!? diye geziyoruz etrafta, yapman kuzum.

Kısacası şöyle adrenalin dozu epey yüksek, histerik derecesinde değişken, coşkulu ve biraz da karanlık bir thrash albümü dinlemek istiyorsanız The Fates, 2020’de dinleyebileceğiniz en iyi albümlerden biri olacaktır, sözüm söz. Grubun albümleri arasında on üçer sene var ama benim yeni bir Witches albümü için on üç yıl bekleyecek sabrım olacağını sanmıyorum bu müthiş işten sonra. Dört say, indirelim camı çerçeveyi Witcheeees!

85/100


İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.