Ripped to Shreds – 亂 (Luan)

Merhaba.

2018 yılında yayımlanan Máizàng albümüyle tanıdığım tek kişilik fantastik death metal projesi Ripped to Shreds, sessiz sedasız çıkan yeni albümü , veya büyük çouğumuzun okuyabileceği haliyle Luan ile İsveç usülü köp-pek death metalinin ne kadar harika bir şey olduğunu yeniden hatırlamamızı sağlıyor.

Bilmeyenler için tüm müzikten Anrew Lee adında tek bir müzisyen sorumlu. Biri Tayvan, biri Amerika’da olmak üzere iki ayrı konser kadrosu var Ripped to Shreds’in ama iş stüdyoya girip yeni albüm kaydetmeye gelince tüm yük Andrew’ün omuzlarında. Fakat o da İsveç death metali konusundaki hünerlerini fazlasıyla sergileyip şaşırtıyor her defasında. Yeni albüm Luan‘da da görüyoruz ki hiç de tek kişilik olduğunu sezdirmeyen, cayır cayır albümler yazmaya devam edecek gibi Andrew başkan.

Geçen albümde olduğu gibi (önceki albüm Sarı Nehir Felaketi üzerineydi) yine Çin kültüründen besleniyor Andrew ve Lu’an şehrine odaklanıyor bu defa. Tema olarak geleneklerine bağlı olduğu kadar death metal konusunda da türün köklerine fazlasıyla bağlı bir müzisyen Andrew Lee ve Luan 90’lar başındaki kirli, cızırtılı tonları sevenler, Boss HM-2 pedalı görünce heyecanlananlar, bir anda orta tempoya geçip kantara tonlarca ağırlık ekleyen gaddar death metalcilere gönlünü kaptıranlarla romantik anlar yaşamak için taliplerini bekliyor…

Kimileri old school tabirini kabul etmese de jenerasyon değişip var olanın üzerine yeni bir şey konuldukça eski yöntemler için bu tip ifadeler kullanılacağı için çekinmeden Ripped to Shreds’in old school olduğunu söyleyebiliriz. HORRENDOUS‘ın ilk albümleri gibi retrospektif bir açıdan bakıp progresif tınlamak yerine dümdüz 90’ların kaosuna, pisliğine adanmış bir albüm Luan. Horrendous demişken; albümün mastering işlerini Horrendous vokal-gitarı Damian Herring üstlenmiş yine. Ayrıca Remnants‘a da imzasını atmış. Çok iyi şarkı.

Intro ve interlude dışında tamamen gitar müziğinden oluşuyor Luan. Açılıştaki ilk iki-üç şarkı daha çok tonu belirleyen, tanıdık rif ve kalıplar üzerinden ortamı ısındıran parçalarken Throes of a Dying Age ile ışıklar kararıyor, Gezi Parkı’ndan kalma bir tabirle müdahale başlıyor. Atmosfer ve agresiflik dengesi çok iyi bu şarkının. Ardından gelen Interlude‘ü biraz anlamsız bulduysam da kaset kafasıyla B yüzüne geçildiğinde açılışı yapan Opening Salvo, benim diyen death metalciye takla attıracak güçte olduğundan takılamıyor insan pek.

Son bölüm, albümü benim için dinlemeye değer kılan kısım aslında. Heimuya Riyueshengjiao, Pt.2, Ripped to Shreds ve Remnants üçlüsü, öteki türlü muhtemelen ortalamanın altında kalacak Luan‘ı yukarı taşıyor. Ripped to Shreds’in zaman zaman TERRORIZER‘ı akıllara getiren delişmenliği, kendi adını taşıyan parçada iyice öne çıkıyor mesela. Kapanıştaki Remnants zaten favorim. Aslında tek vuruşta indirip bayıltacak kadar güçlü değil Luan ama 2. yarıda attığı sağlam birkaç yumrukla şöyle bir sarsıp yıldızları saydırıyor insana.

Ripped to Shreds’in daha çok bilinmesi gerektiğine dair görüşlerim, Luan ile aynen devam ediyor. Máizàng daha oturaklı, daha vahşi bir albümdü ama Luan da boş değil kesinlikle. Jilet gitarlar, iyi bir konsept ve kafaya çiviler çakan bir death metal seviyorsanız şans verin derim.

75/100


İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.