Like Rats – Death Monolith

Merhaba.

Yıllardır aktif olmasına rağmen ismini daha önce duymadığım Amerikalı Like Rats, son dönemde 2020’nin en çok konuşulan gruplarından biri ve Nisan ayının başlarında yayımlanan 3. albümleri Death Monolith, pek çok mecrada hunharca övüldü/övülüyor. Bilmeyenler için kabaca Like Rats ilk eserini 2000’lerin sonunda yayımlamış, Chicago’da kurulmuş, füzyon müziğinde hardcore, sludge, death metal gibi türlerden esintiler barındıran ekstrem bir topluluk ve hayvan gibi şeyapıyorlar. Öyle ama. Gerçekten.

Yeni grupların geçmişin yüce efendilerinin öğretilerini günümüze uyarlarken temel formüle farklı türlerden, sıklıkla da sludge ve hardcore taraflarından bir şeyler katmalarına artık alışığız. Bununla beraber kısa bir araştırmayla Like Rats’in birkaç sene öncesine kadar powerviolence taraflarına kayan bir müziğe sahip olduğunu görmek mümkün. Hiç duymadığım bir grubun yeni albümünü incelemeden önce geçmiş işlerine de bakma alışkanlığımdan 2012’de çıkardıkları ilk albümleri Like Rats‘i dinledim önce ama Death Monolith‘ten ne bekleyeceğim konusunda iyice kafam karıştı. O albümdeki Dusk gibi paldır küldür hardcore/punk etkilenimli delilikleri gayet sevdim ama Death Monolith hakkında gördüğüm yorumlar, grubun son dönemde iyice patlama yapan (20BuckSpin ve Dark Descent sağ olsun), çok sevdiğimiz ama kimi zaman da haddiden fazla pompalandığını düşündüğüm taraflara kaymış olabileceklerini düşünüyordum bir yandan. Uzun lafın kısası Death Monolith‘i boğucu bir atmosfer, zaman zaman biraz uzayan, ağırlaşan ve tekdüzeleşen besteler ile etkileyici, ani patlamalar bekleyerek, bir tık da önyargılı açmıştım. Fakat Like Rats çatır çutur orta tempo death metal parçalarıyla beni ters köşeye yatırdı ve golü attı resmen. Death Monolith, ayı gibi bir death metal albümü; kesin bilgi bu, yayalım.

Hörül hörül açılan World Devourer, Like Rats’in MORBID ANGEL, ENTOMBED, OBITUARY gibi devasa isimlerin rehberliğinde yeni bir yola girdiğini müjdeliyor daha albümün ilk saniyelerinden. Testere tonlarında kazımasyon gitarlar, cangır cungur (bugün ses benzetmelerim bu şekil) bir bas, orta tempoda seyreden etli butlu bir davul ve köhür köhür (demiştim) böğüren bir vokal; World Devourer gerçekten de adının hakkını veriyor.

Like Rats’in şarkı yazım tarzı, parçaların asla başladığı yerde bitmemesini sağlıyor. Ani dönüşlerden, bir anda es verip yeni bir ritme ve rife geçmekten korkmuyorlar belli ki ve Death Monolith özelinde neredeyse hiçbir geçişte ne alaka demedim. Pek çok akılda kalıcı rif yazmışlar ve Death Monolith gibi artık kimileri için ya o kadar de şeyapmasaydınız keşke dedirtebilecek, bana kalırsa da biraz fazla basitleşen parçalarda bile gitar işçiliği kalitesini koruyor. Daha bilindik yerlerden gidip ağır ağır açılan, üzerine koyarak ilerleyen Crimson Cosmos gibi parçalarda ise bu ani yön değiştirme hadisesi muhteşem sonuçlar veriyor. Ağır ağır oradan oraya savrulurken 03:53 itibariyle ne güzel çıldırmıyor muyuz dostlar? Sizi bilemem ama ben duvardan duvara seke seke dinliyorum her defasında bu kısmı. 4:38’de de çat diye yine başa dönüyorlar bir de. Vicdansız mısınız nesiniz ya. Ayrıca tom vuruşuyla kesilen blast-beat de çok gaz ve her nerede olursa olsun beni etkilemeyi başaran bir şey; Contagion da albümdeki diğer favorim bu nedenle. Bir de bu şarkıdaki groovy riflerle vokalist Daniel Shea’nın nidaları sayesinde oluşan ENTOMBED esintileri… Durun ya, bu toplara girersek çıkamayız.

Uzun lafın kısası bir şekilde death metal ile bağlantınız varsa ve ille de yenilikçi bir şeyler arayışlarında değilseniz Death Monolith, senenin kaçırılmaması gereken albümlerinden biri. 2020 model Like Rats’i fazlasıyla sevdim, bu kafadan devam etmeleri dileğiyle; esenlikler.

85/100


Metalperver’i desteklemek için aşağıdaki düğmeye tıklayın:

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.