Vanir – 10 Years of Mead and Metal

Merhaba.

Bazen dinlediğim şeylerden sıkıldığım için, bazen de içinde bulunduğum ortam, ruh hali veya alışkanlık sarmalından bir anlığına çıkmak, nefes almak için hiç bilmediğim, fakat metale dair bütün bilgi birikimim ve kültürümün alarm sirenleri ve anonslarla uzak durmamı salık verdiği şeylere dalıyorum.

Siz öyle yapmayın.

Bütün metal türleri içerisinde an itibariyle doğal sınırlarına en yakın duranlardan, yaratıcılığın giderek kaybolduğu ve köreldiği türlerden biri olarak gördüğüm viking metal, kafasına girildiğinde kolayca sevilmesini sağlayacak cazibeli (eğlence açısından) bir sunuma sahipken madalyonun diğer tarafında da yine bu özellikleri sayesinde eğer doğru şekilde uygulanmazsa anında insanı kendinden soğutabilen bir formüle sahip. Tekrara düşüp samimiyetin kaybedilmesi konusuna ise hiç girmiyorum, yeterince konuştuk onu son AMON AMARTH albümünde.

Geçtiğimiz yıl yayımlanan Allfather‘ın bir-iki şarkısını dinleyip uzaklaştığım, sonra da tekrar üzerine eğilme zahmetine girmediğim Danimarkalı Vanir bir çeşit viking metal yapıyor anladığınız üzere. 10 Years of Mead and Metal, grubun kariyerinin on… Yav neyse işte.

2011’de yayımlanan ilk albümleri Særimners kød‘da yer alan dört parçayı yeniden kaydedip aynı isimdeki parçanın bir de İngilizce versiyonunu koydukları bu EP, grubun en ateşli, en gaz olduğu döneme ışık tutması ve on sene sonunda eriştikleri yeni imkanlarla o besteleri ne hale getirebildiklerini görmek açısından değerli…. Olsa da aslında sabah akşam FINNTROLL ve benzerlerini dinleyip kendinizden geçmiyor, savaş alanında ölüp Valhalla’nın kapılarına ulaşmayı arzulamıyorsanız çok da lüzumlu bir iş değil sanki.

Tabii kaçınılmaz şekilde Amon Amarth kıyaslaması olacak ve baştan söylemek gerekiyor ki o teatral haller yok Vanir’de ama bu su götürmez şekilde viking metal. Fakat Vanir ne Amon Amarth kadar epiklik peşinde ne de Finntroll ve benzerleri kadar yılışık. Bir şekilde ayrışmayı başarmış diğer isimlerden ki bu da büyük oranda vokal sayesinde oluyor. Derin, karanlık brutal vokaller, kimi anlarda neredeyse black metal seviyesine çekiyor müziği.

Eski versiyonlarla karşılaştırmaya gerek var mı, grubu o kadar bilen çıkar mı bilmiyorum ama sadece ilk şarkı üzerinden konuşmak gerekirse folk unsurlar yerini daha agresif, daha death metal rif ağırlıklı bir anlayışa bırakmış. Bu da bana kalırsa Vanir’in tutunması gereken bir özellik. Diğer türlü elde birayla zıplaya hoplaya dinlenen o tonlarca gruptan bir farkı olmazdı. O yüzden de Særimners Lød‘un bu versiyonunu daha çok beğendim. Diğer parçalar için de benzer bir yaklaşım söz konusu, onu söyleyeyim en azından.

Rejsen til Udgårdsloke ise grubun eğlenceli tarafının öne çıktığı, akordiyon önderliğinde bir parçayken yine daha karanlık, daha mat bir şeye dönüşmüş. EP’deki en eğlenceli anlar ise Gildet parçasında yaşanıyor: Yüksek tempolu, döngüsel melodili, eğlenceli bir şarkı ve o tür bir arayışta olanlar için gayet keyifli olacağına eminim. Ben büyük oranda “-_-” ifadesiyle dinliyorum bu şarkıları ama seveni eğlensin, coşsun tabii. Üç-dört bira ver de bak nasıl halaya kalkıyorum zaten, hshah.

20 dakika müzik için çok bile yazdım galiba ama kritik gibi de olmadı sanki tam. Bu dönemde ara sıra böyle yazılar da gelebilir, olacak artık o kadar. Vanir’i daha önce dinlemediyseniz 10 Years of Mead and Metal iyi bir başlangıç noktası olabilir ve özellikle bu müziği, saydığım şu bir-iki ismi ölesiye seviyorsanız oyalayabilir ama türdeki diğer temsilciler gibi Vanir de azalarak bitmeye mahkum bir müzik yapıyor bence ve eğer bir şekilde bu EP’de girdikleri kafadan devam etmezlerse gidecekleri yolun çok uzun ve pırıltılı olacağını sanmıyorum.


İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.