Testament – Titans of Creation

Merhaba.

Eş-dost ortamlarında veya artık Twitter’da artık her gün bir yenisiyle karşılaştığımız “haydi bunu alıntılayıp şunları bunları sıralayın, benimkiler şunlar bunlar” gibi muhabbetlerde bazen istediğin müzisyenlerle istediğin grubu kurma geyiği döner. Aramızdan ayrılmış müzisyenler bir kenara tabii ama yaşayanlar içerisinde herhalde TESTAMENT‘in sahip olduğu gibi bir kadroya sahip hiçbir grup yok ve şaka gibiler adeta. Davuldaki ahtapot Gene Hoglan’ından metalin bugüne gelmesinde en çok emek veren adamlardan büyük bas üstadı Steve DiGiorgio’suna, Eric Peterson ve Alex Skonick’ten oluşan roket takımı gibi bir gitar ikilisine ve mikrofondaki kızılderili şefimiz Chuck Billy’e, Testament kadrosunun tümü birinin çok affedersiniz ıslak rüyası gibi bir şey.

Bu da Testament ile ilgili beklentileri çok yükseltiyor tabii.

Neyse ki Testament, löp thrash metal konusunda dünyanın en istikrarlı isimlerinden biri ve grubun kalitesi hiçbir zaman belli bir seviyenin altına düşmüyor. 2014’te gruba katılan DiGiorgio’nun karakteristik bas gitarı ve kattığı yeni vizyon doğrultusunda, ondan önceki iki albümde oturtulmuş iskeleti çok bozmadan, ancak yeni bir şeyler deneyip eğlenmeyi de ihmal etmeyerek yaptıkları 2016 çıkışlı Brother of the Snake, Testament’in hala Bay Area’nın krallarından biri olduğunun son kanıtı olarak yakın dönemde iz birakmış bir albümdü neticede. Her ne kadar The Formation of Damnation ve Dark Roots of Earth kadar kılçıksız değildiyse de Testament’in bir şeyler dener, zamanın ilerisine geçmeye çalışırken bile o kadar da çuvallayamayacağını göstermişti.

O yüzden Titans of Creation‘dan beklentim yüksekti doğrusu. Ufak bir şüphe, aniden gelen iyice suyunu çıkarırlar mı panik ataklarını da bertaraf eden, Eric Peterson’ın DRAGONLORD dönemini anımsatan harika vokalinin cuk oturduğu ilk tekli Night of the Witch ile rahatlayıp albümü beklemeye koyuldum. Sonra da Children of the Next Level geldi ki 2/2 ile 2020’de Testament’in çıkarıp masaya vuracağını düşünmeye başlamıştım.

Maalesef öyle olmadı. Fakat enseyi karartmaya da gerek yok o kadar. Titans of Creation, Testament’ın genlerine işlenmiş üstün thrash müzisyenliğinin ürünü neticede ve bir Testament albümüne kötü demek o kadar da kolay olmamalı. O yüzden yavaş yavaş detaylara girelim bakalım:

Geçen gün Twitter’da da tartıştığımız üzere albüm dinleyen insan sayısı giderek azalıyor ve gruplar ilk iki-üç şarkıdan satmak zorundalar işlerini, çünkü gerisine zaman ayırmıyor insanlar pek eğer baştan etkilenmezlerse. Nuclear Blast ve Testament da bunun farkında elbette ve Titans of Creation2ın ilk yarısı, birbirinden sert ve cevval şarkılarla geçiliyor. Akılda kalıcı nakaratlar, hızlı ritimler, akrobatik sololar ve Testament’a özgün o abi durmuyor bunlar ne yapıcaz hissi, açılıştan suratta patlatıyor albümü. İlk iki tekli haricinde insanın zihnine kazınan nakaratıyla Dream Deciever ve karamsar bir tablo çizip işi daha ciddi bir noktaya çeken WWIII, tek tek sayamayacağım birçok detayıyla yardıra yardıra geliyor üstünüze. Bu kısım tastamam çok iyi ve Testament’in neden taçsız bir kral olduğunu çok iyi gösteriyor. Hayvan gibi şeyapmışlar.

City of Angels ile birlikte tempo ve ritim düşerken daha bilindik, daha tanıdık şeyler dönmeye başlıyor. Elbette DiGiorgio’nun muazzam bas gitarı arka planı yeşil ekran gibi sonsuz bir özgürlük ve özellik ile doldururken Eric-Alex ikilisinin gitar oyunu, özellikle Brother of the Snake‘e göre bence çok daha başarılı -akılda kalan rif sayısı bazında düşününce Titans of Creations üstün geliyor doğrusu- hala. Fakat şarkılar biraz uzamaya, biraz sarkmaya başlıyor City of Angels ve özellikle de Ishtar’s Gate‘de. Fikirler müthiş, uygulamalar enfes (bu şarkının solosu ne öyle) ama ne oluyor, nereye gidiyoruz diye de sormaya başlıyor insan. Ancak görünen o ki Testament’ın da bu sorulara adamakıllı bir cevabı yok pek.

12 parçadan oluşan Titans of Creations bir saate dayamış sırtını ve hangi akla hizmet insan bir thrash metal albümünü bir saat yapar, bende de bu sorunun cevabı yok senelerdir. Vurup arkana bakmadan geçeceksin kardeşim, thrash bu yahu! Bir saate uzatınca odak kayıyor, konsantrasyon bozuluyor, heyecanı da kaçıyor ve azala azala tükeniyor albüm… Ben yazıyı uzatmamak için hızlı geçiyorum şarkılara girmeden ama artık sonlara gelirken resmen blast-beat ve hayvan gibi taramaların üzerindeki Eric Peterson vokaliyle düpedüz black metal yapıyor bir ara Testament. E kardeşim sen de sıkılırsın tabii; 35 dakika yapsan şu albümü hiç bu hareketlere gerek kalmayacaktı. Hayır güzel de bir de. Code of Hammurabi‘nin nakaratında ise çok tatsız şeyler yaşanıyor ve bu konuda konuşmak istemiyorum arkadaşlar. Hayır, hayır üstüme gelmeyin! Şaka maka yıllardır bu kadar tırt nakarat duymadım ya, bu ne be öf.

Bence ya işin gırgırındalar ya da kendi işlerini dışarıdan bir gözle değerlendiremeyecek durumdalar ki Titans of Creations gibi dalgalanma aralığı çok yüksek grafikli bir albüm yazmışlar. Rakı masasına oturtup yarım saat laflasan Alex veya Chuck da itiraf eder bir saat sürenin uzun olduğunu ve bazı besteleri salla pati yapıp geçtiklerini bence. O yüzden eğer devasa bir Testament hayranı ve ne yapsalar dinleyecek derecede bağlı değilseniz aslında Titans of Creations bir-iki defadan fazla bütün halinde dinlenecek bir albüm değil. Vakit geçtiktçe içinden bir-iki şarkıyı grubun konserlerinde, Spotify’daki kimi çalma listelerinde vs. görüp gerisini tamamen unutacağız bence. Eh, bazen dinleyiciler albümlerin tamamını dinlemek istemiyorlar diye hayıflanıyoruz ama bazen de gruplar bütünü dinletme amacı olmayan, birkaç hit kastırıp gerisinde kas/kültür hafızasına yaslanan albümler yapıyorlar ve bu dans böyle sürüp gidecek gibi görünüyor… Üzdün Testament.

P.S.: Vurduk kırdık ama The Bay Strikes Back turnesinde diğer grupların bazı elemanlarıyla Testament de bu virüsten payını aldı maalesef. Tez zamanda ayağa kalk Chuck Billy. İş başka, arkadaşlık başka haha.

Edit: Steve DiGiorgio da pozitifmiş. Ya atlamışım ya da unuttum bu hengamede, kafa kalmadı artık. Hepsine acil şifalar.

65/100


Metalperver’i seviyorsanız destek olmak için Patreon’da abonemiz olabilirsiniz:

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Testament – Titans of Creation” için 4 yorum

  • 9 Nisan 2020 tarihinde, saat 17:01
    Permalink

    Kritikteki eleştirilerin büyük çoğunluğuna katılmıyorum. Öncelikle Brotherhood of the Snake albümünün DRoE ve TFoD’dan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Titans of Creation ise Formation ile Snake albümünün arasında daha süzme olarak bestelenmiş. Code of Hammurabi (albümün iddialılarından bence) şarkısının nakaratları gayet normal. Testament’ten Dream Theater gibi nakaratlar yapmasını bekliyormuşsun gibi yorum yapmışsın. Testament’in son 4 albümüne baktığında ne yapmaya çalıştıkları açıkca ortada zaten. 50 yaşını geçmiş adamlardan beklenebilecek performans zaten budur.

    Hepsi bir yana ciddiye alınarak yazılmış bir kritik değil. Bu albüm benim fikrimce 9 eder ama 7 de edebilir. Dediğim gibi beklentileri olmayacak kadar yüksek tutmazsak albüm güzel oluyor zaten. Albümü bir kaç kez daha dinlemeni tavsiye ederim.

    Yanıtla
    • 9 Nisan 2020 tarihinde, saat 19:21
      Permalink

      Bu albüm 9 ederse The Legacy, The New Order, The Gathering kaç eder? Eleştirilerin hepsi gayet yerinde. 1 saate tamamlamak için tabağın dibini sıyırmışlar sanki artık ne çıkarsa diye. Ne yapmaya çalıştıklarının ortada olması otomatik olarak beğenmemizi gerektirmez. 65 de zaten ortalama üstü ama ahım şahım bir şey de değil demek. 50 yaşını geçmiş adamlardan beklenebilecek performans budur, beklentileri yüksek tutma demek de aynı kapıya çıkıyor.

      Yanıtla
  • 21 Nisan 2020 tarihinde, saat 14:12
    Permalink

    Testament bir iyi bir vasat gidiyor TFOD’dan beri. TFOD’yi ayıla bayıla dinliyordum metale ilk başladığım yıllarda. Hala da açınca epey gaza geliyorum. DROE bayağı sıkıcı, sonuna kadar dinleyemediğim bir albümdü. BoS yine harika ayıla bayıla dinlediğim bir albüm oldu. Bu albümün neden yapıldığına bile anlam veremiyorum ama. Cidden şarkıların sonunu getirirken zorlanıyorum. Hepsi hayvan gibi iyi müzisyenler, anlamadığım şu, biri de çıkıp Eric’e demedi mi “abi böyle saçmalık mı olur kendine gel!?”. Hani mayışlar yatsın kafasında olsalar niye 58 dakikalık albüm yapıyorlar? Yapın 40 dakika geçin. Tek sorun albüm süresi de değil, açıkça besteler tembel geliyor bana. Gitarı ellerine alıp 3-5 rif yazıp arka arkaya koyup alın size şarkı demişler sanki. Andy Sneap zaten prodüksiyonunu yaptığı bütün albümleri kopyala yapıştır yapıyor. Bir grubun son 4 albümü birbirinin aynısı tınlar mı yahu? Onu geçtim Testament, Exodus, Arch Enemy ve Amon Amarth birbirinin aynsı tınlıyor bu adamın elinde. Cidden akıl sır erdiremiyorum. Sevdiğimden bu sitemim de, yeni çıkmış bir grup olsa dinler geçerim. Notta cömert bile davranmış Korhan bana kalırsa.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.