Yerli Pazarı: Carnatia – Aeipathy

Merhaba.

Gün geçmesin ki yeni bir yerli grubumuz Metalperver’e ulaşıp yeni materyalini sunmasın. Bu gerçekten hem kendi adıma gurur verici hem de memleket metalimiz için müthiş bir şey. Tabii öyle her gün yeni bir grup ile görüşmüyorum, o kadar da değil ama büyük bir hareketlilik var piyasamızda gerçekten de. İlgiyle takip ediyorum ben de herkes gibi.

Bugün elimde 2017’de İstanbul’da kurulmuş Kadıköylü Carnatia’nın ilk EP çalışması Aeipathy var. Berkay Balyer (vokal, davul, piyano) ve Salih Yaman (gitar) ikilisinden oluşuyor Carnatia ve bir çeşit progresif metal icra ediyorlar. Fakat onların progresif kısmının dayanak noktası anlatının kendisiyle ilgili.

Aeipathy, bir sahil kasabasında yaşayan ve baskıcı babası yüzünden hayallerini gerçekleştirmekte zorlanan, yalnız bir adamı konu ediyor. Bir gün sıradışı bir olay yaşayan kahramanımız, uzun bir yolculuğa çıkıyor ve Departure ile başlıyor macera. Grup iki kişi olsa da albümde birçok konuk müzisyen var ve bunlardan ilki (muhtemelen en bilineni) olan, FURTHERIAL ve RAZOR INC.‘den tanıdığımız Başer Çelebi, EP’nin ilk şarkısı Mourner‘da karşımıza çıkıyor. Başer haricinde çello ve bas gitarda da konuk isimler katkı vermiş EP’ye ve derin, zengin bir iş çıkmasına yardımcı olmuşlar.

Belli ki Berkay ve Salih, Furtherial müziğini epey iyi biliyor ve seviyorlar. Çünkü Mourner‘daki Başer Çelebi ortaklığı müthiş uyumlu olmuş ve elbette verse vokalleri ve piyano sebebiyle tamamen ayrılabilir olsa da nakarat bölümüyle Furtherial’a hayli yakın duruyor bu parça ve Carnatia’yı tanımak, sevmek için yeter de artar bana kalırsa. 5. dakikaya girerkenki düzenlemeler, sonraki atmosferik bölüm ve build-up çok başarılı. Carnatia’nın amiyane tabirle boş kimseler olmadığını görmek adına önemli bir beste Mourner ve Aeipathy‘nin iki yıldızından biri.

Diğer ise büyük ihtimalle birçok dinleyicinin gözardı edeceği The Blue Will Never Be Born Tonight adını taşıyan, neredeyse on iki dakikaya uzanan enstrümantal. Piyano-çello ikilisinin melankolik hikaye anlatıcılığıyla açılıyor ve 6. dakikaya ulaşana kadar da gitarı, davulu, bası duymak mümkün değil. Fakat iki bölümü birbirine bağlayan piyanonun üzerinde ilerleyip sonra da o motifi piyanodan gitara taşıyıp bambaşka bir kanala geçiş yapmaları… Bilemiyorum Altan, bu adamlar iyi yahu.

Diğer iki parça olan Accept My Skin ve Letters da yine benzer yapılarda ve kaliteli besteler. İlki, açılışındaki düzenlemeleriyle başta LEPROUS‘u anımsatsa da sonradan müthiş bir bas gitar solosuyla kafasını bulandırıyor insanın. Fakat 4. dakikanın sonlarına doğru yeniden İsveç dolaylarına kayıyor beste. Sanıyorum EP’deki en Carnatia bulmadığım anlar bunlardı ve o ana kadar denk gelmediğim farklı vokal performansıyla birleşince konsantrasyonu dağıttı epey.

Letters ise bir kapanıştan ziyade geçiş parçası gibi. Zaten grup konseptini devam ettirip kahramanın hikayesini anlatmayı sürdürecekmiş, o yüzden de tam bir kapanış gibi değil Letters. Yine de düşük tempolu, outro tadındaki düzenlemeleri vs. derken yine EP’de çok da tekrar tekrar dinlemediğim parçalardan oldu. Bir tek solosunu ayrı tutmak lazım (o da parçanın yarısı zaten); ben bir şey demiyorum, videosu yukarıda var.

Ben Carnatia ile tanıştığıma memnun oldum açıkçası. Biraz daha dinamizm, belki daha derli toplu, törpülenmiş besteleri tercih ederdim (kabul edelim ki 37 dakika biraz uzun EP için) ama bu onların hikayesi ve konsept olduğu için de bir şey diyemiyorum. Bu şekilde anlatmak istemişler ve genele bakınca çok da başarılı olmuşlar. Aeipathy iyi bir EP ve Carnatia konusunda heveslenmemi sağladı. Umarım bir an önce devamını getirebilirler. Tabii onlara yardımcı olmak elimizde; grubun BANDCAMP sayfasına bir göz atmayı unutmayın.


Metalperver’e destek olmanız için Patreon sayfamız:

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.