Eben-2020

Merhaba.

İnsanlık olarak epey zor bir süreçten geçiyoruz ve kurduğumuz sistemler, oluşturduğumuz yapılar topyekün yıkılma tehditiyle karşı karşıya. Özellikle son dönemde ülkemize de sıçramış durumdaki Covid-19 belası, yaşantımızı derinden etkileyip değiştirecek gibi görünüyor. Yaşam alışkanlıklarımızın büyük bir bölümünü gözden geçirmek zorunda kalabiliriz ilerleyen dönemde.

Artık ister geleneksel ister yeni medya kanallarından hangisini açarsanız açın salgın dışında bir konu yok neredeyse. O yüzden Metalperver’e de bu illeti bulaştırıp hem canınızı sıkmak hem de bilir kişi gibi şunu yapın, bunu yapın demek gibi bir niyetim yok kesinlikle. Eminim bilinçli insanlar olarak ne yapmanız gerektiğini anlamışsınızdır şimdiye. Sadece mümkünse evinizde oturun ve kendiniz ya da çevreniz için çok geç olmadan bu haltın ciddiyetinin farkına varın isterim.

Tabii böyle bir ortamda hepimiz kafa dağıtmak, içinde bulunduğumuz gerçeklikten biraz uzaklaşmak istiyoruz. O yüzden de üç senedir direnip açmadığım bir sohbet başlığını açmam gerektiğini hissediyorum artık. Bu başlığın altında aklınıza geleni yazabilir, içinizi dökebilir, 2020 yılının cibiliyetine sövebilir, süreçle başa çıkma yöntemlerinizi anlatabilir, bilgi paylaşımında bulunabilirsiniz. Tabii Metallica mi döver Megadeth mi saplar diye tartışabilir, sitede gözden kaçırdığım albümlerin veya bu aralar uğraştığınız işlerin, hatta sevdiğiniz herhangi bir şeylerin linklerini de paylaşabilir ve biraz olsun rahatlamaya çalışabilirsiniz. Buna gerçekten ihtiyacımız var gibi görünüyor.

Bu başlık sizin; gönlünüzce takılın. Kendinize dikkat edin ve lütfen evde kalın.


İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Eben-2020” için 19 yorum

  • 17 Mart 2020 tarihinde, saat 15:41
    Permalink

    Bugün bir arkadaşla “evde yapılacaklar için neden herkes birbirine tavsiyede bulunuyor?” diye konuştuk. Kimse daha önce bu kadar uzun süre evde kalmamış mı? Tamam gergin bekleyiş apayrı bir etken ama bir biz mi asosyalliği böylesi benimsemişiz diye düşündürttü :’) bir de (vazgeçmem) Megadeth \m/

    Yanıtla
    • 18 Mart 2020 tarihinde, saat 14:34
      Permalink

      Tüm gün evde olduğumdan birazcık beste yapmaya karar verdim GuitarPro üstünden bazı riffleri depolamıştım ama bir şarkıya dönüştürmek için “zamanım yoktu” şimdi zamanım var o yüzden bir şeyler yazıyorum. Buraya bu konu hakkında bilgisi ve tecrübesi olanların yorum/tavsiyelerini bekliyorum.
      Kendi “tekniklerimden” de birkaçını da paylaşayım:

      (Bu tavsiyeler evrensel gerçekler değil sadece benim görüşlerim)

      -Hoşunuza giden bir riffi/soloyu inceleyin ne kullanıldığına bakın örneğin pedal tone transpoze
      akor yürüyüşü gibi sonra bununla ne gibi şeyler yapacağınızı düşünüp yazıya dökün.

      -Her şeyi karıştırmaya çalışmayın bazen basit kalsın önemli olan ne kadar karmaşık olduğu değil nasıl duyulduğu.

      -Bazen rastgele bir şeyler yazın sonra bunu dinleyip nasıl düzenleyi iyileştirileceğini düşünün

      -Teoriye kalmak zorunda değilsiniz kuralları istediğiniz gibi esnetin. Unutmayın “doğru nota”
      o gamda olmak zorunda değil.

      Yanıtla
  • 17 Mart 2020 tarihinde, saat 15:49
    Permalink

    Buraya bakarken görüp gaza gelmek için, kısa vadede evde yapmak istediklerimi sıralayayım şöyle:

    -Metalperver için daha fazla içerik üretmek.
    -Tekrar davul çalmak ve bir ara olduğu gibi uyduruk videolar çekip gerçek davulculara sinir krizleri geçirtmek.
    -Anksiyete tetikleme potansiyeli de olsa muh-te-şem bir oyun olan Disco Elysium’a kaldığım yerden devam edip bitirmek.
    -Aylar önce aldığım Kral Katili Güncesi serisine başlamak.
    -Spor yapmak.

    Bu arada yıllar yıllar sonra doğru dürüst bir yatırım yapıp canavar bir kulaklık aldım dışarıda çalışabileyim rahat rahat diye, onu yaptığım ne kadar da iyi oldu ya. -_-

    Yanıtla
    • 17 Mart 2020 tarihinde, saat 21:24
      Permalink

      Kral Katili Güncesi <3. Okuduğum en iyi serilerden biri.

      Yanıtla
    • 22 Mart 2020 tarihinde, saat 14:03
      Permalink

      Bunları yapmak yerine 10 tane 30 yaş üstü arkadaş toplaşıp bağıra çağıra CS:GO oynadık dün akşam ve milenyumun başına geri döndük. Eben 2020.

      Yanıtla
    • 28 Mart 2020 tarihinde, saat 15:23
      Permalink

      Gerçekten biraz biraz spor yapar oldum, kendim de şaşırıyorum buna. Bunun dışında buraya yazdığım şeylerden hiçbirini yapamadım doğru düzgün. Onun yerine hepsi 30+ olan 8-10 arkadaşla sapık gibi CS:GO oynuyoruz her akşam, haha. 2003’te oynamıştım en son, ulan Corona…
      Bir de haftalar sonra evde açıp bir film izleyebildim nihayet. The Gentlemen Guy Ritchie’nin Guy Ritchie olduğunu hatırladığı bir filmmiş gerçekten de. Snatch ve Lock&Stock… dönemini seviyorsanız mutlaka tavsiye.

      Tek başına ses kaydı almak hiç eğlenceli değil ama maalesef bu ara konuklu bir program zor. Fakat eve tıkılmışken PozKes kaydetmek istiyorum bir tane daha. Tema, konu, fikir önerisi olan varsa çekinmesin.

      Yanıtla
  • 17 Mart 2020 tarihinde, saat 21:28
    Permalink

    Metalpervere Haftalık’ı bayağı spamlamıştım, biraz da burayı spamlayayım hahaha.

    Ben de yapmak istediklerimi sıralayayım öyleyse:

    -Spor yapmak.
    -Birikmiş bazı yazıları bitirmek.
    -Bol bol ders çalışmak.
    -Dog in the Burning House’a beste yapmak.

    Bu arada aranızda home recording olayına giren var mı? Kenara biraz para ayırabilirsem bir vokal mikrofonu almayı düşünüyorum. Shure PGA58 deneyen var mı? Veya başka tavsiyesi olan?

    Yanıtla
  • 18 Mart 2020 tarihinde, saat 02:15
    Permalink

    Birkaç defa oturdum bilgisayarın başına ama nereden başlarsam başlayayım birkaç cümle sonra müzikten kopup salgın konusuna geliyorum bir şekilde. Önce kafayı boşaltmak lazım sanırım albüm incelemeden önce. O yüzden belki bir-iki gün inceleme gel(e)meyebilir. Yıllar sonra ilk defa yazı yazarken zorlandım saçma sapan.

    Bu arada siz de kendi yazılarınızı yollamak isterseniz korhan@metalperver.com adresini kullanabilirsiniz.

    Yanıtla
  • 18 Mart 2020 tarihinde, saat 12:42
    Permalink

    Ilk defa bugün evden çalışıyorum ve anksiyetem oldukça geriledi
    Bu arada evden çalışmak ne güzel ya,çogu meslek için gayet de uygulanabilir bir şey bence.
    Sonuçta bugünkü iş modellerimizi de bizden önce birileri belirledi ve bunlar kanun değil.Umarim bu bela sebebi ile bu çalışma modelinin de işe yarayacağı,verimi arttırabileceği görülmüş olur.

    Ben geçtiğimiz haftasonu o kadar boş vakit buldum ki,6 aydır elime alamadığım gitarda parmak egzersizi falan yaptım:)

    Yanıtla
  • 18 Mart 2020 tarihinde, saat 16:10
    Permalink

    Ne çeviri yapabiliyorum ne de bir yazının başına oturup onu tamamlayabiliyorum. çok saçma bir şekilde kilitlendim corona konusuna, sürekli yerli yabancı haber sitelerine göz atıyorum ne gelişme var diye.

    bir de zaten evden çalışan biriydim, bu durum en ufak bir biçimde dahi olsa kullanışlı hale gelemedi benim için bu yüzden.

    nasıl olacak bilmiyorum, belki bu yarı karantina durumunda okunmak için bekleyen kitaplara yönelirim.

    Yanıtla
    • 20 Mart 2020 tarihinde, saat 13:47
      Permalink

      Tamamen aynı durumdayım (hem çevirmenim hem de zaten evden çalışan biriyim). Çalışmalarımı açıyorum ama 5 dk geçmeden, dur bakayım yeni gelişme var mı diye diğer sekmeler arasında kaybolup gidiyorum.

      Ama bugün biraz daha hafifledi galiba. İlk günler daha beterdim. Şimdi işimin başına geçeyim (geçemedi).

      Yanıtla
      • 20 Mart 2020 tarihinde, saat 13:56
        Permalink

        Çeviri dünyasında nasıl durumlar? 2018 sonuna doğru 2 kitabını çevirdiğim yayınevi 3. için “Yeni kitabın çeviri süresini 1.5 ay yapalım, çeviriyi de sizden komple satın alalım ama normal çeviri parasını ve yanına da üçün birini verelim,” dediğinde bırakmaya karar vermiştim bu işi. Tanıdık bir yerden acil bir şey gelmedikçe bulaşmıyorum artık. 2013’ten alacağım duruyor daha, haha. Hangi iş olsa mutlaka senin alacağının dörtte birine yapmaya gönüllü öğrencilerle mi dolu yine?

        Yanıtla
        • 20 Mart 2020 tarihinde, saat 15:59
          Permalink

          Açıkçası sektör genelinde nasıl bilmem ama şimdiye kadar kendi yaptığım işlerde ödemelerimi zamanında aldım. Tabii Japonca gibi görece otantik bi dilden çeviri yapmanın avantajı herhalde bu. Yayınevlerine, sözleşmenin hemen ardından bir kısmını peşin, kalanını da iş tesliminde alırım şeklinde şart diretme lüksüne sahibim. Fakat çeviriyi komple satın alma olayı sektörü ele geçirdi galiba, öyle baskı başına yüzdelik ile çalışma olayı tamamen kalkmış olabilir. Eski sözleşmeleri feshetmek isteyen yayıncılar var.

          Gerçi sürekli kitap da çevirmiyorum, makale, sözlşeme çevirisi falan da denk geliyor bazen, onlar da genellikle kurumsal olaylar olduğu için daha avantajlı oluyor zaten.

          Yanıtla
  • 19 Mart 2020 tarihinde, saat 13:56
    Permalink

    Steam anlık online kullanıcı sayısında 20 milyonu görmüş. İnanılmaz bir şey ya.

    Yanıtla
  • 29 Mart 2020 tarihinde, saat 14:40
    Permalink

    Wake tarz değiştirip muazzam bir disonant death-black metal albümü çıkarmış: Devouring Ruin. Ulcerate sevenler için yılın albümlerinden biri.

    Yanıtla
  • 3 Nisan 2020 tarihinde, saat 12:37
    Permalink

    Kamu spotu:

    Bugün bipolar bir arkadaşım izolasyon dolayısıyla terapiye gidemediğini, ailesine bakmak zorunda olmasa intihar etmeyi düşündüğünü söyledi. Depresif/intihara meyilli yalnız tanıdıklarınıza sahip çıkın, bu izolasyon anksiyeteyi ve intihar oranlarını arttıracak. Sizin için basit bir mesaj bile onlar için önemsenme hissi ve hayatla ölüm arasında duran birinin hayatı seçmesi anlamına gelebilir.

    Yanıtla
  • 3 Nisan 2020 tarihinde, saat 12:42
    Permalink

    Pillars of Eternity 2: Deadfire nasıl bir oyunmuş yahu. 40 saate yakın oynadım daha Neketaka’dan çıkamadım. İlk oyunu ayıla bayıla bitirmiştim, bakalım bu nasıl gidecek?

    Yanıtla
    • 3 Nisan 2020 tarihinde, saat 12:43
      Permalink

      İlk oyunu ben de bitirmiştim ama Deadfire için yeterli gazı vermedi. Baldur’s Gate, Planescape Torment vs. döneminden gelene nostalji tadı hoş ama hikaye tırt gelmişti epey haha.

      Yanıtla
      • 3 Nisan 2020 tarihinde, saat 13:10
        Permalink

        96’lı olduğumdan o efsane dönemi kaçırdım ama Planescape Torment en sevdiğim oyun. İhsan Oktay Anar hikayelerini anımsatıyor ilginç bir şekilde. Tüylerim diken diken ola ola oynamıştım.

        Eski bir sıkı-müslüman olarak Pillars’daki mizoteist konsepte bayılmıştım hahaha. Deadfire’nin hikayesini göreceğim milletin getir götürünü yapmaktan gemime atlayıp dünyayı tehdit eden tehlikeyi bulmaya sıra gelirse. Ulan ne kastım spoiler vermemek için.

        Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.