Dark Fortress – Spectres from the Old World

Merhaba.

Yeni bir Metalperver organizasyonundan sağ çıkmayı başarmış, her yerim ağrısa ve kulaklarım biraz çınlasa da halimden memnun bir halde oturduğum bilgisayarımın başında, son dönemde inceleyebilecek kadar dinlediğim ne var diye bakınırken Spectres from the Old World hakkında konuşmaya karar verdim. Bunun iki sebebi var:
1- Çıktığından beri albümü en az 10-12 defa dinledim.
2- Dark Fortress’a hak ettiği özenin yarısını bile göstermiyorum niyeyse.

O yüzden Alman grup Dark Fortress’ın uzun mu uzun kariyerindeki (1994-) 8. stüdyo albümünü masaya yatıracağız bugün. 2014’te yayımlanan bir önceki Veneral Downda melodik black metali progresif bir yaklaşımla hayran kitlesini bölse de günümüzde geçerliliği yüksek bir müziğe doğru kayarak nostaljik bir isim olarak anılmanın ötesine geçmeyi, hala yeni hayranlar edinebileceğini göstermişlerdi hatırlarsanız. O yüzden aradan geçen altı senenin ardından Spectres from the Old World‘de grubun nasıl bir yol izleyeceğini epey merak ediyordum.

Her zaman melodik sıfatının hakkını veren bir grup oldu Dark Fortress ve yeni albümde de bu gelenek bozulmuyor. Beste anlayışında gelenekselci bir tutuma sahipler ve yeni şeylerle müziği zenginleştirmeye çalışmak uğruna ödün vermiyorlar bu anlayıştan. Bu sayede her Dark Fortress şarkısı, bu müziğe alışkın kulaklar için kolaylıkla eşlik edilebilen, içine girmesi ve sevmesi rahat bir hal alıyor. Kısa girizgah Nascence sonrasındaki ilk parça Coalescence‘in ilk dakikasından kolları açık, koştura koştura geliyor albüm size doğru; yapmanız gereken tek şey ona sıkıca sarılıp bağrınıza basmak, haha.

Melodik black metal sevip de Coalescence‘ı sevmemek zor gerçekten. Klasik bir davul atağı, Morean’ın kısa bir nidası ve hi-hat tuşeli, geleneksel tremolo rifli bir blast-beat eşliğinde açılıp balıklama atlıyor konuya. Tabii bütün albüm bu şekilde ilerleseydi bu bir eleştiri noktası oluşturabilirdi ama neyse ki Dark Fortress, 2014’teki vizyonunu devam ettirip farklı şeyler denemeye devam etmiş bu albümde de. Gerçi bu bir yandan iyi, bir yandan kötü ama ona geleceğiz daha.

Örneğin Pazuzu ve Pulling at Threads gibi parçalarda grubun death metal ile bağlantısını, son dönemde giderek artmaya başladığını gözlemlediğimiz blackened death metal hadisesinin etkisini görebilirsiniz. Ayrıca albümde iki davulcunun yer almış olması da bence bu bilgiye sahip olmayan dinleyicinin bile adını koyamasa da bir şekilde anlayabileceği bir şey. İlk dört parçada ve Isa ile Pulling at Threads‘te davulun başında ALKALOID, NECROPHAGIST, HATE ETERNAL ve milyon farklı projede gördüğümüz müthiş isim Hannes Grossman yer alırken kalanında grubun kendi davulcusu Seraph sallıyor bagetleri. Bence Grossman’ın tarzı çok belirgin ve o yüzden de şarkılardaki dinamizm katkısı çok yüksek. Ayrıca kapanışa doğru net doom metale kaydıkları Nox Irae de albümü ilginç bir açıda bitiriyor. Sanıyorum iki gitaristten V. Santura’nın TRIPTYKON‘da geçirdiği zaman onu epey etkilemiş; cayır cayır bas gitarlı, koro(msu) vokalli, ciddi ciddi doom etkili bir beste.

Kapanış demişken, albümün 2. yarısında hafif bir düşüşten bahsedilebilir ve grubun progresif yönünün bu bölümde daha belirgin olduğunu söyleyebilirim. In Deepest Time‘daki vokal oyunları, black metalde çok görmediğimiz gitar soloları, atmosferik, enstrümantal geçiş Penrose Procession ve doom kapanış derken Isa sonrasında her ne kadar çeşitlilik açısından coşsa da genel tabloda bir parça değeri düşüyor albümün değeri gözümde. Dağınık hissettiriyor biraz ve belki albümün başındaki Coalescence gibi daha gelenekselci, patlamalı çatlamalaı bir şarkıyla bu bölümü bağlamak bütüne etki açısından daha iyi bir sonuç verebilirmiş gibi hissediyorum.

Venereal Down ile kıyaslamayacağım, çünkü aslına bakarsanız hafızam zorluyor beni biraz ve haksızlık olmasını istemiyorum ama sanki Venereal Down biraz daha derli topluydu bu açıdan. Spectres from the Old World ise tekil olarak çok etkileyici şarkılar barındırmasına rağmen ilk yarısında yarattığı o toplu tüfekli coşkuyu son kısma taşıyamıyor pek. Muhteşem bir kayıt, gürül gürül bir bas ve rahatça akılda kalabilen melodik bestelerle fantastik bir melodik black metal albümü yapmış Dark Fortress, burada hiçbir sorun yok ama biraz daha detaycı, biraz daha dengeli bir yaklaşımla çok görkemli bir hale gelebileceğini hissettiğim için, 90 puanları ıskaladığı için, biraz da hayıflanarak eleştiriyorum böyle.

Bavyera’dan black metal adına ne çıksa yeniyor ve Spectres from the Old World de bu sahnenin bize sunduğu en taze, en yeni lezzetlerden biri. 2020’nin en iyilerinden biri olmanın eşiğinden dönmüş, progresif ve melodik bir black metal albümü için mutlaka bir bakın.

86/100


Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

One thought on “Dark Fortress – Spectres from the Old World

  • 19 Şubat 2021 tarihinde, saat 13:13
    Permalink

    Yakın zamanda dinlemeye başladığım gruplardan biri Dark Fortress. İlk albümlerindeki farklı hava günümüze doğru geldiğinde değişmeye başlıyor ve daha yumuşak ve sıradan bir hal alıyor sanki. Bu albüm bende harika kapağı dışında pek iz bırakmadı.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.