Midnight – Rebirth by Blasphemy

Merhaba.

Sanki şeytanın bile aklına gelemeyecek benzersiz bir fikirmiş gibi kapüşonla, kukuletayla yüzünü kapatma fikri neden tekele alınmaya çalışılıyor, neden bu imajı kullanan gruplar birbiriyle dövüştürülüyor anlamıyorum. O zaman çivili bilekliği de sadece VENOM taksın, ne bileyim deri taytı da bir tek Rob Halford giysin kardeşim. Nasıl olacak bu iş?

Böyle pat diye girdim konuya ama Midnight’ın lafını açınca o kadar çok “Mgła çakması değil mi ya onlar?” muhabbetine maruz kaldım ki artık insan bir noktada Bodrum’a yerleşip şov olsun diye yaz başı alınıp Eylül-Ekim’de İstanbul’a dönerken orada bırakılan Golden Retriever cinsi köpekleri sokaklardan toplayıp onlara bakmakla geçen münzevi bir hayat yaşamak istiyor. Bu ayılığı yapan o şerefsizlerin de buradan teker teker… Ya bugün niye böyleyim ben acaba? Durun bakalım.

Jamie Walters’ın Ohio’daki evinin bodrum katında, solo yan proje olarak başlayan Midnight, 2011 çıkışlı Satanic Royalty ile yeraltından günyüzüne uzanmış, çok başarılı ve çok sevdiğim bir black/speed metal projesi. Şöyle ölçüyle, kaşıkla falan değil; avuç avuç VENOM‘un üzerine aynı oranlarda NWOBHM ve MOTÖRHEAD ekleyerek edebileceğiniz Midnight formülü aslında gayet basit ve zaten insanları çeken şey de bu aslında.

Ben bu satırları yazarken Metal Injection tarafından yayımlanan bir video, Midnight ile ilgili her şeyi çok iyi izah ediyor. O yüzden önce ona bir bakın, sonra devam edelim:

Stüdyoya kapanan Athenar (Jamie’nin rumuzu), iki saat içerisinde yeni bir şarkı yazıp kaydediyor. Tabii biraz da eğlencesine olduğu için iyice kör göze parmak seviyesinde bazı kısımlar ama Midnight müziğinin zahmetsizliği ve samimiyetini görmek adına bence çok iyi bir video bu. Tıpkı DARKTHRONE gibi, tıpkı MOTÖRHEAD gibi Athenar da o çiğ gazı ve basit beste anlayışıyla sonsuza kadar bu müziği yapmaya devam edebilirmiş gibi görünmüyor mu sizce de?

Neyse, geçtiğimiz hafta yayımlanan yeni Midnight albümü Rebirth by Blasphemy de tahmin edebileceğiniz üzere kısa, net ve Lemmy’yi, Fenriz’i ve diğerlerini fazlasıyla gururlandıracak bestelerle dolu. Midnight’ın bazen kırmızı Tuborg metali olarak adlandırdığım bu it-köpek müziğinde ne kadar yetkin olduğunu anlamak için iki-üç şarkıyı dinlemeniz yeterli. Escape the Grave‘in verse gitarlarında Motörhead’i, Warning from the Reaper‘da Venom veya HELLHAMMER‘ı duyuyorsanız ve bu sizi memnun ediyorsa bu iş oldu demektir; Rebirth by Blasphemy‘nin yıl içinde devamlı elinizin atlında duracağına eminim.

‘O kadar da iyi değil,’ veya ‘Sevdim ama bayılmadım,’ gibi yorumlar yapılabilecek bir şey değil bence Midnight müziği. Rebirth by Blasphemy‘yi bir tur dinledikten sonra içinizde bir kımıldanma olmuyor, albümdeki riflerdeki tanıdıklık, Athenar’ın sesindeki o çiğlik sizi gaza getirmiyorsa bu tür müziği sevmiyorsunuz demektir açık açık. Çünkü Midnight, diğer albümlerinde olduğu gibi yine çok samimi, çok spesifik ve net bir iş yapıyor.

Hepsi bir yana, kendi içinde değerlendirdiğimde bence Satanic Royalty hala grubun zirvesi ve son albüm Sweet Death and Ecstasy‘de bile, bas gitarı duymakta zorlansam dahi besteler daha bir dolu doluydu; Rebirth by Blasphemy bu anlamda biraz geride kalıyor bence. Fakat en nihayetinde bir Midnight albümü ve bunun ne olduğu hakkında bir fikri olanların büyük kısmı için fazlasıyla yeterli. O yüzden bir bira açın, arkanıza yaslanın ve tadını çıkarın.

83/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.