Sifting – The Infinite Loop

Merhaba.

Tüm zamanların en büyük eserlerinden biri olan Yüzüklerin Efendisi’nde Bilbo Baggins, doğum günü partisinde yaptığı konuşmada konuklara ithafen “İçinizden yarınızı, arzu ettiğimin ancak yarısı kadar tanımıyorum; yarınızdan azınızı hak ettiğinizin yarısı kadar seviyorum.” der. Sanırım benim de progresif metal ile ilişkim üç aşağı beş yukarı böyle ve bunu Tolkien’dan daha iyi açıklayabileceğimi zannetmiyorum.

Metalperver’in PATREON abonelerinden Eren’in tavsiyesi üzerine tanıştığım Sifting, Venezuela asıllı Amerikalı bir progresif metal grubu. Trajik olaylar (uçak kazası) neticesi aile üyelerinin bir kısmını kaybeden Edu Gil’in bütün acısını çıkardığı ilk albüm, 2013’te grubun kendi imkanlarıyla, Venezuela’da yayımlanmış ve büyük beğeni toplamış. Öyle ki dönemin meşhur konsol oyunu Rock Band‘e bile girmiş grup ve havada kapılmış tabiri caizse. 2014’te Edu, Los Angeles’a taşınıp birçok grubu keşfeden, destek olan (en önemlisi THE DILLINGER ESCAPE PLAN herhalde) Steve Evetts ile tanışmış ve önce üç şarılıp bir ep (Blurry Paintings) ve 2017’de de 2. albüm (Not from Here) gelmiş. Eylül ayında yayımlanan son albüm The Infinite Loop‘da ise grup bir basamak daha yukarı çıkmışlar ve prodüksiyon koltuğundaki Steve Evetts’in yanı sıra miksaj/mastering konusunda da BETWEEN THE BURIED AND ME, DEVIN TOWNSEND, AYREON ve hatta MADONNA gibi isimlerle çalışmış Jamie King’e ulaşmayı başarmışlar. Resmen adım adım coşmuş Sifting. Hayatın insana ne getireceği belli değil gerçekten.

Tematik açıdan yaşam döngüsünün sonsuzluğu, reenkarnasyon gibi kavramlar üzerinden ilerlerken sözde birinci dünya ülkeleri denen güçlerin özgürlük tanımını kendi çıkarları için çarpıtmaları, özel okullara para yetiştirmek için kendini paralayan ebeveynlerin çocukların gerçek ihtiyaçlarına yabancılaşması gibi daha kılçıklı mevzulara da dalmayı ihmal etmeyen Sifting’in müziği ise kabaca DREAM THEATER ile BETWEEN THE BURIED AND ME arasında bir yerlerde, zaman zaman METALLICA veya AVENGED SEVENFOLD gibi ana akım devlerin yanına yaklaşan bir anlayışa sahip.

İlk şarkı Agony‘nin METALLICA selamı, kimileri için selamın ötesinde olabilecek kadar bariz noktalara varmadan grup farklılaşmayı başararak çok rahat içine girilebilen bir müziği (neticeden Black Album gibi bir şeyden söz ediyoruz; içine girmemek mümkün mü?) epik bir progresif bestesine dönüştürmeyi başarıyor. On dakikanın üzerine çıkan bu özgüvenli açılış, aynı zamanda albümün devamı adına ve Sifting hakkında yanıltıcı hiçbir unsur barındırmayan, çok iyi bir özet niteliğinde. 70 dakikaya ulaşan uzun bir albümün en başına böyle bir şarkı koymak hakikaten cesaret işi ama Sifting’i tebrik etmek lazım; kolaylıkla altından kalkıyor.

Dinamik bir albüm The Infinite Loop. A Critical Affair şarkısında akrobatik hareketlerle shredding denilen hadisedeki hünerler ortaya saçılırken Stop Calling Me Liberty‘de ise çok daha metal metal, groove odaklı ilerliyor Sifting ve vokali ön plana çıkarmayı da ihmal etmiyor. Tabii tüm şarkılarda olduğu gibi bunda da iki gitarı tutana aşk olsun; o ayrı. Bir tık karanlık ve kasvetli Ghost of a Lie‘da ise gruba DREAM THEATER‘ın eski üyesi, SONS OF APOLLO‘nun kurucularından ve birçok müzisyenle çalışmış usta klavyesi Derek Sherinian eşlik ediyor ki şarkının ortasında klavyenin manyaklıkları karşısında ağzınız açık kalacak muhtemelen. Adamların çalıştığı isimlerden bile belli zaten boş yapmadıkları.

Teknik açıdan kusursuz bir albüm The Infinite Loop ve grubun salt progresif metal gruplarına nazaran biraz daha thrash metal ile, metalin modern yüzü ile haşır neşir olması, albümün dinlenebilirliğini çok yükseltiyor. Edu Gil’in adını şu ana kadar duymamış olmak beni cahil hissettiriyor resmen; hem vokal hem de gitarda bu kadar üstün yeteneklere sahip bir adamı nasıl dinlememişim yıllardır, hayret… Tabii tüm olumlu yönlerine rağmen farklı etkilenimleri homojen dağıtma konusundaki başarıları tartışmaya açık yine de. Odaklı işler sevenler için bir süre sonra yorucu olabilir ve sanırım albümle ilgili tek elle tutulur eleştirim de bu aslına bakarsanız. Prodüksiyona da aşık olmadım gerçi (çok mekanik ve aynı tınlıyor her şey bir yerden sonra maalesef) ama o hadi benim kendi zevkim… Neyse, geniş bir perspektife sahip dinleyicilerin daha çok ilgisini çekecek türden bir iş The Infinite Loop kesinlikle, onu belirtmek şart.

Bir başyapıt değil belki ama Sifting’in progresif metalin yakın dönemdeki en büyük isimlerinden birine dönüşmesi yolunda çok önemli bir basamak olabilir gibi geliyor bana bu albüm. Grubun zirvesi kesinlikle ve progresif metale gönül veren herkesin mutlaka kulak kabartması gereken bir eser. Eminim üzerine koyarak ilerleyip çok daha iyi yerlere gelecekler. Takipteyim.

85/100


İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.