Röportaj: The Great Old Ones

Merhaba.

Son albümü Cosmicism ile Lovecraftian black metal konusunda çıtayı biraz daha yükselterek aklımızı alan Fransız topluluk The Great Old Ones’ı ağırlıyoruz bugün.

Aslında bu röportaj ayarlanalı birkaç ay oluyor ve PATREON‘da duyurusunu da yapmıştım. Fakat grubun röportajı cevaplamasının iki buçuk ay süreceğini tahmin edemedim, o yüzden gecikme için abonelerden özür diliyorum. En azından tatmin edici sayılabilecek cevaplarla beklediğimize değen bir röportaj çıkmış ortaya. Lafı uzatmadan sözü grubun kurucu gitar/vokali Benjamin Guerry’ye bırakıyorum, keyifli okumalar!


Korhan: Merhaba, Benjamin. Cosmicism, 2019’daki favori albümlerinden biriydi ve öncelikle tüm samimiyetimle grubu tebrik ederek başlamak istiyorum. Bu albüm öncesinde Season of Mist‘e geçtiniz ve gördüğüm kadarıyla işler yolunda. Sizin gözünüzden albüme gelen tepkiler nasıl ve Season of Mist gibi bir dev ile anlaşmak, gruba ne kattı?

Benjamin Guerry (BG): Teşekkürler! Cosmicism ile ilgili yorumlardan mutluluk duyuyoruz. Müzikal açıdan zengin ve yoğun bir albüm yapabilmek için çok çalıştık ve görünüze göre dinleyenler albüme verdiğimiz emeğin farkındalar. Season of Mist, albümümüzün promosyonu ve dağıtımı ile ilgili konularda çok çalıştı. Bence bize inandılar ve biz nasıl onlarla birlikte çalışmak istediysek, onlar da bizimle çalışmak istediler. Daha önce çıkmadığımız bir seviyeye ulaşmamıza yardımcı oldular; sunduğumuz materyalin kalitesinde bir azalma olmadan, her yere ulaşabilen bir dağıtım ile artık daha güçlüyüz.

Korhan: Bir TGOO şarkısının yaratım sürecini gerçekten merak ediyorum. Bir hikayeden veya karakterden mi yola çıkıyorsunuz, yoksa önce bir rif bulup iskeleti kurduktan sonra ona uygun bir hikaye arayışına mı giriyorsunuz? Cosmicism‘in yaratım süreci hakkında neler söylemek istersin?

BG: Çoğunlukla ana çıkış noktamız müziktir. Bu, bir sonraki albümün müzikal yönünü belirleyebilmeme olanak sağlar. Fakat tüm albümden bahsetmiyorum tabii. Bir-iki şarkı ortaya çıktıktan yeni şarkılardaki duygular ve yansıttıkları atmosfer sayesinde albümün konsepti kafamda şekillenmeye başlar. Cosmicism için de benzer bir yol izledim. Albümü yazmaya başlarken emin olduğum tek şey epik ve çeşitlilik içeren bir albüm yapmak istediğimdi.

Korhan: Cosmicism, aslında insan varlığının önemsizliği üzerinde duran bir felsefe. Aslında bu, insanın hayatını olumsuz etkileyebilecek bir düşünce yapısı ve yaratıcı süreci baltayabilir gibi geliyor bana. Bu felsefenin albümdeki etkisini açıklayabilir misin?

BG: Söylediğin doğru. Cosmicism gerçekten de insanın temelde bir hiç olduğunu söyler. Ancak bu düşünceyi Kozmos’un sonsuzluğu üzerinden açıklar. O yüzden de aslında insanda hayret uyandıran bir düşünce ve ölümlülüğü olduğundan daha ilgi çekici bir şeye dönüştürerek sanatsal yaratım için bir ilham kaynağına dönüşüyor. Metal müzik, özellikle de black metal insanlığın, varlığın karanlıkta kalmış taraflarını keşfetmeye çalışır ve bence Lovecraft kurgusal yapıtlarıyla benzer bir keşif yolculuğu yapıyor.

Korhan: Tematik bir grup olmanın avantajları veya dezavantajları olduğunu düşünüyor musun? Spesifik bir yazardan veya mitten ilham alan sayısız grup var ama bazıları müziğin kendisinden ziyade temaya odaklanıp kendini tekrar eden bir döngünün içine hapsolabiliyorlar. Siz ve SULPHUR AEON gibi kendi türünüzün en iyileri arasında yer alıyorsunuz ve “Lovecraft temalı metal grubu” gibi indirgemeci bir etiketi üzerinizden atabiliyorsunuz rahatlıkla. Hep merak etmişimdir, sence grubun temellerinde böyle belirgin bir konsept olması kısıtlayıcı mı? Yoksa sınırların belli olmasının getirdiği bir özgürlükten de söz edilebilir mi?

BG: Dürüst olmak gerekirse bu konuda kendimizi sorgulamıyoruz. The Great Old Ones’ın müziğinin tamamen Lovecraft’ın eserlerinden etkileniyor olması, kendiliğinden gerçekleşen bir şeydi. O yüzden de herhangi bir sınır veya bağlayıcılık hissetmiyoruz. O kadar yaşlı müzisyenler değiliz henüz ve geleceği görme yetim de yok maalesef, o yüzden ileride neler olacağını hep birlikte göreceğiz. Fakat şu an için daha keşfedecek birçok yeni yol olduğunu, anlatılmayı bekleyen birçok hikaye olduğunu söyleyebilirim.

Korhan: Peki Yüce Eskiler’den bir tanesi olsaydın, hangisi olmak isterdin?

BG: Ben Lovecraft’ı “The Call of Cthulhu” rol yapma oyunu ile tanıdım, o yüzden de yazarın ilk okuduğum eserleri Cthulhu ile ilgili olan yapıtlarıydı tabii ki. O zamanlarda okuyup “the Color from Outer Space” öyküsünü çok sevdiğimi hatırlıyorum. Bazı başka öyküler, daha sonradan favorilerim arasında yer almaya başladılar. Bilirsin, insan büyüdükçe, tekrar okudukça daha farklı anlamlar bulabiliyor. Sıklıkla “The Outsider” alıntıları yaparım mesela; melankolik güzelliğiyle ruhuma dokunan bir öykü ve bence biraz da otobiyografik özelliklere sahip. “Azathoth” da sonradan tekrar okuyup yeni keşfettiğim bir metin; romantik yapısıyla Lovecraft’ın farklı bir yüzünü görmemizi sağlıyor.

Korhan: Müziğinde üç gitar kullanan grup sayısı pek fazla sayılmaz ama eğer yanılmıyorsam siz ilk albümden beri üç gitariste sahipsiniz, değil mi? Kişisel olarak Lovecraft ile bu kadar benzer bir gerginlik yaratabilmenizdeki en büyük etkenlerden birinin bu olduğunu düşünüyorum açıkçası; üç gitardan oluşan yoğun ses duvarı, inanılmaz bir atmosfer yaratıyor. Sizi üç gitarlı bir grup olma fikrine iten, ilk günden beri bu şekilde devam ettirten şey neydi?

BG: TGOO’da üç gitarist olması fikri, gerçekten de grubun kurulduğu andan beri var olan bir fikir. Ben şarkıları direkt olarak üç gitarla çalınacak şekilde besteliyorum. İlk şarkımda, yani Al Azif‘te, yaratmak istediğim atmosferi eksiksiz bir biçimde elde edebilmek için üç gitara ihtiyaç duyduğumu fark ettim ve doğal olarak senin bahsettiğin o “ses duvarı” meselesi ortaya çıktı. Sonraki şarkılarda da bu alışkanlığı sürdürdüm ve bu, bizim stilimizin bir parçası haline geldi. Bu tür bir yaklaşım, yaratmak istediğimiz dramatik yoğunluğa ulaşmakta bize çok yardımcı oluyor kısacası.

Korhan: Ses duvarlarından bahsetmişken naçizane bir fikrimi belirtmek istiyorum: Bence TGOO müziğinde dinamik aralığın çok büyük bir etkisi var. Özellikle EOD albümünüz üzerinden konuşursak, prodüksiyon sürecindeki tercihlerinizden bahsetmek ister misin biraz? O albümdeki özgün, özel tınıyı nasıl yakaladığınızı merak ediyorum.

BG: Reverb gibi bazı efektlerin prodüksiyonlarımızdaki rolü gerçekten de büyük. Ek olarak biz enstrümanların nefes almasını, genel tınımızın kanlı canlı olmasını sağlamak için ekstra çaba gösteriyoruz hep. TGOO müziği çoğunlukla kağıda dökülmüş, gerçekten yazılmış bir müizktir. Tabii ki bazen, çok küçük emprovizasyonlar olabilir ama üç gitara sahip bir müzikte her zaman için ne yaptığınızın farkında olmanız gerekir. O yüzden de dinamik aralığın müziğimizde önemli bir rolü olduğu doğru. Biz, duygularımızın doğal bir ifade biçimi olması için çabalıyoruz ve yaptığımız şeyin zihnimizde var olan tasvirleri doğru yansıttığından emin olmaya çalışıyoruz. Prodüksiyon aşamasında sinematik bir bakış açısıyla yaklaşıyoruz konuya; sakin bölümler, kırılma anları ve ani dönüşlerle dolu bir müziğe böyle yaklaşmak gerek.

Korhan: Biraz da gevşeyelim. Bu soruyu, röportaj yaptığım tüm gruplara soruyorum: Daha önce sizi hiç dinlememiş birine TGOO diskografisinden üç şarkı önerecek olsaydın, hangi şarkıları seçerdin acaba?

BG: Vay, bu gerçekten zor bir soruymuş! Sanıyorum Antarctica, The Omniscient ve Nyarlathotep üçlüsünü seçerdim.

Yine de eklemek isterim ki biri 18, biri 12 dakika uzunluğundaki Behind the Mountains ve A Thousand Young‘ı da bu listeye dahil edebiliriz. Bence bizim yaptığımız müziği iyi özetleyen iki şarkı.

Korhan: Hepsi bu kadardı, Benjamin. Yıllardır süregelen kaliteli müziğiniz ve Cosmicism için bir kez daha sizi kutluyorum. Metalperver okuyucularına bir mesajın veya röportajın sonunda söylemek istediğin son bir şey var mı?

BG: Güzel sorular ve desteğin için çok teşekkürler, dostum. Yoğun Lovecraftian şovlarımıza tanık olmanız için umarım bir gün yollarımız kesişir!


Metalperver’e destek olmak için aşağıdaki düğmeye basın ve Patreon sayfamıza bir göz atın.

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

3 thoughts on “Röportaj: The Great Old Ones

  • 22 Ocak 2020 tarihinde, saat 16:09
    Permalink

    Bu grubu Cosmicism albümüyle tanıdım aynı zamanda yeni Lovecraft okuduğum için direk atlamıştım albüme ama doğru düzgün dinleyemedim bir türlü bu ropörtaj sayesinde bir daha düzgünce dinlerim umarım

    Yanıtla
      • 22 Ocak 2020 tarihinde, saat 16:29
        Permalink

        Çok teşekkürler tavsiye için

        Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.