2019’un En İyi 20 Albümü

Merhaba.

Bu sene şebeke sularına bir şey mi karıştı, bazı gezegenler ender görülen bir biçimde ilginç bir hizaya mı geldi, artık ne olduysa, resmen doyduk metale. Geçtiğimiz yıl da çok kaliteli işler çıkmıştı ama bu sene nicelik açısından da büyük bir bolluk söz konusu.

2019’da Metalperver’de 250 civarında albüm incelemesi yazmışım ki bu kendi adıma bir rekor ve biraz da manyaklık galiba. Buna rağmen kaçırdığım, incelenilmesi istenilen onlarca albüm daha var ve özellikle sizlerden gelen yorumları derlerken, listelerde yer alan albümleri inceledikçe artmaya devam ediyor bu sayı. Yine de yılın önemli albümlerinin çok büyük bir kısmını daha çıktığı hafta inceleyip tanıtmayı, tartışmayı başarmışız Metalperver olarak. Bu önemli bir şey benim için.

Yıl içerisinde, albüm incelemeleri bazında, en az okunan yazı CLOUDKICKERUnending incelemesi olmuş. Onu RIVERSIDE‘ın Acoustic Sessions‘ı ve RAISED FIST‘in Anthems‘i izliyor. Okurların genel tercihlerini düşününce şaşırtmadı bu istatistik ama esas şaşırtıcı olan, RAMMSTEIN‘ın, AMON AMARTH‘ın, OPETH‘in, TOOL‘un ve MGŁA‘nın albüm yaptığı bir yılda Metalperver’de en çok okunan albüm incelemesinin SOEN‘in Lotus‘u olması. Konser de kapalı gişeydi gerçi; Soen seviliyor memlekette.

Neyse, uzun lafın kısası dolu dolu bir seneydi. Metalperver adına enteresan gelişmeler de vardı bu sene. PATREON hesabı açıp devamlı bir şeyler üreterek insanlardan destek beklemeye başlayınca ortalık şenlendi epey. Arkadaş da kaybettim, küfür de yedim, hiç tanımadığım insanlardan ciddi destekler de gördüm. Çevrimiçi içeriğin oraya gökten inmediğini bilen yeni nesiller yetişiyor neyse ki ve sene başında koyduğum hedefe ulaşamasa da sene sonuna gelirken yolda gördüklerim beni umutlandırıyor. O yüzden bir kez de buradan Metalperver’in patronu olan herkese teşekkürler; bir bağ kurabilmişiz demek ki aramızda… Bu süreçte aldığım en aptalca, en zekasız mesajı da olduğu gibi, hadi yine de adını ifşa etmeden, paylaşmak istiyorum izninizle:

“Ben ayda $1 ile fakir olmam ama sizin gibiler zaten böyle böyle zengin oluyor işte.”

Gerçekten yaklaşık dört aydır bu cümledeki mantığı, anlamı çözmeye çalışıyorum. Bizim gibiler kim? Ben zengin olursam bunun sana zararı ne olacak? Benim bir şekilde çiftlik bank gibi insanları dolandırdığımı mı düşünüyorsun? Kafamda deli sorular…

Neyse, bunun haricinde Türkçe metal podcast yayını eksikliğini görüp bir-iki deneme kaydı ile bu alanda bir ilke imza atıp podcast dünyasına girmeye çalıştık. Hem zor hem de çok kolay bir işmiş ve eğer yeni yılda şartlar oluşursa düzenli yayına geçmek istiyorum mutlaka. Tabii daha büyük, daha geniş network sahibi aktörler de devreye girdiler hemen. İtici güç olmak güzel. Ayrıca ilk Metalperver organizasyonu da gerçekleşti ve hiç fena geçmedi. O da, içinde insan olan her işte olduğu gibi, zannettiğimden zor bir işmiş ama buradan 2020’de de durmayacağımızın müjdesini vermiş olayım: Detayları sonra açıklayacağım ama 7 Mart akşamı yine Ankara’da, yine bizden isimlerle bazı hararetli mevzular dönecek. Kısacası 2019, çıkan müthiş albümlerin yanı sıra Metalperver’in hayatımdaki yeri açısından da her zaman hatırımda kalacak bir sene olacak sanırım…

Gelelim senenin en iyi albümlerine. 2010’ların En İyi 10 Albümü listesinde olduğu gibi, yorumların ortalamasını alarak hazırladığım bir okur listesi ile başlayalım istiyorum. İşte huzurlarınızda Metalperver okuyucularının seçtiği, 2019’un En İyi 20 Albümü:

20. HathOf Rot and Ruin
19. WilderunVeil of Imagination
18. MayhemDaemon
17. VanumAgeless Fire
16. Funereal PresenceAchatius
15. InculterFatal Visions
14. Inter ArmaSulphur English
13. Waste of Space OrchestraSyntheosis
12. Cult of LunaA Dawn to Fear
11. Blut Aus NordHallucinogen
10. Idle Hands – Mana
9. Misery IndexRituals of Power
8. SoenLotus
7. AlcestSpiritual Instinct
6. The Great Old OnesCosmicism
5. Deathspell OmegaThe Furnaces of Palingenesia
4. Blood IncantationHidden History of the Human Race
3. Cattle DecapitationDeath Atlas
2. MisþyrmingAlgleymi
1. MgłaAge Of Excuse


Şimdi de sıra Metalperver’in en iyilerinde… Bu sene o kadar çok iyi albüm vardı ki bir kısmına ister istemez haksızlık ediyor gibi görüneceğim elbette ama o da işin cilvesi artık. “En sevdiğim” veya “Sadece kendi dinlediğim” albümler listesi olmadığından ve biraz da türler arasında denge gözetmeye çalışarak hazırladığım için ayıla bayıla dinlediğim ama beş kişinin bildiği DIM AURA (bunlar Karga’ya gelseler yarın barlar Dim Aura tişörtlü insanlarla dolar gibi geliyor bana), veya SERPENT COLUMN gibi muhteşem grupları alamadım listeye; canım çok sıkkın. Yine de ilk sıralarda bir sürpriz var galiba, haha.
Aklı başında birçok mecrada olumlu eleştiriler alan yeni SLIPKNOT albümünü ise dinlemedim daha doğru dürüst. Belki incelemesini yapar, telafi ederim. Sonra birileri gelip metalciliğimi sorgular yine, haha.

Neyse, bir an evvel başlayıp bitirelim haydi şu işi. Huzurlarınızda yılın en iyi 20 albümü!

20. Hath – Of Rot and Ruin

Hath yeni bir grup ve Of Rot and Ruin, Amerikalı dörtlünün daha ilk albümü. To Atone gibi şarkılarda SULPHUR AEON‘a, Worlds Within ile OPETH‘e selam gönderiyor, İsveç melodik death metaliyle testere death metalini Amerikan kökenlerinden gelen türden bir progresif bakışla birleştiriyor Hath ve yeni bir grup için fazlasıyla hakim olaya. Bu progresif, karamsar death metal türünde o kadar kemiksiz, o kadar kılçıksız bir ilk albüme imza attı ki biraz fazla göze parmak olan etkilenimleri bile o kadar kulak tırmalamadı. Hath, ileride adını daha çok duyacağımız isimlerden biri olabilecek gibi duruyor, ıskalamayın.

19. Aephanemer – Prokopton

Yıllar önce KALMAH‘ın bıraktığı ve bir daha asla ulaşamadığı seviyelere ulaşıp coşkulu, teknik ve gaz melodik death metalin ateşini yeniden harlayan Aephanemer, Prokopton‘daki yüksek enerjisiyle senenin en iyi keşiflerinden biri oldu Aephanemer. Zaten grubun potansiyeli o kadar ayan beyan ortada ki Mart ayında Fransız yerel bir şirket tarafından basılan Prokopton‘un hemen ardından grup Napalm Records‘a geçti ve bu dev şirketin doğru yönlendirmeleri sayesinde eminim ilerleyen senelerde çok daha fazla duyacağız grubun ismini. Siz o kadar beklemeyin; Prokopton ile hemen bu Fransız dörtlünün çağlayan müziğiyle coşmaya başlayın.

18. Inculter – Fatal Visions

Norveçli birtakım serseri zatlardan oluşan Inculter, 2019’da serseri thrash metalinin en iyi örneğini verdi Fatal Visions ile. Boğuk tonlara sahip, eskinin SLAYER ve SEPULTURA kayıtlarına öykünen, Fenriz’in gurur duyacağı türden bir müzik bu ve dinlemeye başlar başlamaz insanın elinde bira beliriveriyor resmen. Bazen orta tempoya geçip daha olgun takılmaktan da geri kalmıyorlar üstelik… Bu arada VIOLBLAST listeye giremedi belki ama Inculter’ın yanında onun da adını anmış olalım; yılın köp-pekleri ödülü, bu ikiliye gidiyor. Yeri gelmişken HELLRIPPER adını da bırakayım buraya meraklısına.

17. Wilderun – Veil of Imagination

Angry Metal Guy ittirmesiyle herkesin gündemine girdi Veil of Imagination… Senfonik, melodik ve progresif bir müzik yapıyor Wilderun ve sahneleri öyle iyi hazırlıyor ki büyük prodüksiyonlu dev bir setin içine girip büyüleniyor dinleyici. Veil of Imagination, etkilenimlerini saklamasa da işçiliği, yaratıcılığı ve detaycılığıyla çok iyi bir albüm gerçekten ama incelemede de belirttiğim gibi Amerika yeniden keşfedilmiyor ve bu kadar ayarsız coşulması biraz şüphelendiriyor samimiyet konusunda insanı açıkçası. Yine de tüm, tam bir paket sunuyor Veil of Imagination ve 2019’un mutlaka es geçilmemesi gereken albümlerinden.

16. Nordjevel – Necrogenesis

Norveçli Nordjevel, 2019’da patlama yaşayan pek çok isimden biri ve Necrogenesis, dayakçı black metal alanında senenin başı çeken albümlerinden. Kadrosundaki azman davulcu Dominator‘ın etkisi, RAGNAROK ve ZYKLON gibi köklü isimlerde çalmış elemanların tecrübesi, Norveç-İsveç harmanı dur durak bilmeyen bir black metal anlayışıyla birleşince ortaya acayip bir şey çıkmış. Canlı izleme fırsatı da bulduğum grubun bir sahnede EMPEROR, diğerinde TAAKE çalıyorken yer aldığı ufacık alana sığmayıp taşan seyircisiyle türe ne kadar büyük bir darbe indirdiğini da kanlı canlı gözlemlemiş oldum. Senenin hak ettiği değeri görmeyen işlerinden biri.

15. Soen – Lotus

Ülke metalcisinin 2019 gündeminin en önemli isimlerinden biriydi Soen. Grubun konseri açıklandığında “Bunlar kim, WV Arena’da ne işleri var?” diyen radyocu, konser sold-out olduğunda ne hissetti bilmiyorum ama Lotus‘un hali hazırda KATATONIA ve OPETH gibi duygusal açıdan da etkileyici olabilen gruplara yakın duran halkımızı ne kadar derinden etkilediğini gördük. Bana göre o kadar çıldırılacak bir şey dönmüyor ortada ama Lotus her şeyiyle nokta atışı bir albüm ve son dönemde LEPROUS ile birlikte bu melankolik progresiflik işlerindeki en başarılı gruplardan biri de Soen kesinlikle.

14. Waste of Space Orchestra – Syntheosis

Yine zor bir albüm. ORANSSI PAZUZU ve DARK BUDDHA RISING elemanlarından kurulu, 10 kişilik dev kadronun elinden çıkan bir delilik Waste of Space Orchestra. Uzun, ağır ağır açılan ve ne kadar büyük bir iş olduğu ancak sona erdiği zaman anlaşılan türden bir albüm. İncelemede söylemediğim cümlelerle nasıl anlatabilirim, emin değilim gerçekten… Hah! 2001: A Space Odyssey seviyorsanız Syntheosis‘i sevmeme ihtimaliniz yok diyebilirim galiba. Kaldı ki 2001: A Space Odyssey’i sevmemek diye bir şey söz konusu olamayacağı için Syntheosis‘i ya seviyorsunuzdur ya da seveceksinizdir o yüzden. Evet.

13. Cattle Decapitation – Death Atlas

Aslına bakarsanız bu listedeki zayıf bulduğum albümlerden biri Death Atlas ama bu tamamen Cattle Decapitation’ın bizleri alıştırdığı standart ile ilgili bir sorun ve verdiğim puana, yaptığım eleştirilere ve diğer her şeye rağmen Travis Ryan ve arkadaşlarının bulunduğu seviye hala piyasadaki tüm grupların %90’ından falan yukarıda olduğu için bu adamlar artık ne yapsalar o senenin listelerinde yer alacaklar gibi görünüyor bir şekilde. Bring Back the Plague, One Day Closer to the End of the World, The Geocide ve Death Atlas gibi şarkıları ancak Cattle Decapitation yapabilir ve bu da Death Atlas‘ı çok iyi yapmaya yetiyor işte.

12. Equipoise – Demiurgus

HATE ETERNAL, THE FACELESSCHTHE’ILIST ve BEYOND CREATION elemanlarından yeni, insanlık dışı teknik death metal grubu. Albümde konuk olan isimlerin arasında ise GOROD ve INFERI gibi grupların elemanları var. Kısacası bir grup aşırı yetenekli metalci toplanıp çılgınlıklarla dolu bir albüm kaydetmiş. Waking Divinity‘yi bir açın; o zincirinden boşanmış halde şarkıyı yöneten bas gitarı tecrübe ettikten sonra Equipoise’in şakaya gelecek hiçbir yanı olmadığını göreceksiniz. Bunlar de delirmiş. Bu listedeki herkes deli zaten biraz.

11. Devin Townsend – Empath

Bir deli daha. Devin Townsend, biraz da eğlenceli kişiliğinden dolayı galiba, nedense Türkiye’deki sert metalciler tarafından pek bilinmiyor da umursanmıyor da ama Empath ile 30+ yıllık kariyerindeki en olgun, en çılgın işlerden birini yaptı bu deli kel ve milyonları geçen dinlenme/izlenme oranlarıyla birçoklarına göre kariyerinin en iyi albümünü koydu ortaya. Progresif metaldeki özgün bakış açısını iyice olgunlaştırıp deliliğini herkesin ulaşabileceği bir seviyeye indirgeyen ustanın Genesis, Evermore, Hear Me gibi çılgınlıklarını ıskalamamanız dileğiyle…

10. Idle Hands – Mana

Bu albümü ha yazdım, ha yazacağım derken sene bitti ve yılın en iyilerinden biri olarak görmeme rağmen Metalperver’de incelemediğim tek albüm olarak tarihe geçti Mana. Idle Hands, daha ilk albümünden 80’ler ibadeti tadındaki müziğinin şakaya çok açık doğasına rağmen kendini çok ciddiye alan bir grup ve Mana ile bunu öyle güzel veriyor ki ejderhalardan bahsederken, The darkness calling my name diye bağırırken hiçbir laubalilik hissetmiyor insan. Satmayı başarıyor kısacası Idle Hands bu müziği ve 2019’da bunu yapmak az iş değil. Zaten zart diye KING DIAMOND‘ın açılışını falan yaptılar bu albümden sonra, daha ne olsun? Yılın gotik, üzgün çocuk metali albümünü arıyorsanız tek bir cevabım var size: Mana.

9. Cult of Luna – A Dawn to Fear

80 dakika albüm yazıp da arada son dönemin moda tabiriyle boş yapmamak çok zor ve ancak Cult of Luna gibi dev isimlerin altından kalkabileceği bir yük. A Dawn to Fear‘ın biraz törpülenmeye ihtiyacı olduğu doğru ama atmosferik sludge, progresif, post… Artık her ne haltsa o türü seven birinin 2019’dan ilk alacağı albümlerden biri ve sadeliğinden gelen gücü, tırmandırıp düşürmenin dışına çıkan formülü ve her şeyden önemlisi de 80 dakikanın tümünü dinletebiliyor olmasıyla çok öne çıkıyor kesinlikle. CoL da bizde pek değer gören bir isim değil ama A Dawn of Fear gerçekten üstün bir eser. Zaten birçok mecrada yılın albümü seçilmesi, tesadüf değil.

8. Nile – Vile Nilotic Rites

Beni tanıyanlar bilirler ki bir Nile albümünü yılın albümleri arasında seçmem için Nile’ın acayip bir şey yapmış olması lazım… Vile Nilotic Rites gerçekten de Nile’ın marka death metal stilinde, bu senede yapılabilecek en canavar albüm ve Vile Nilotic Rites‘ın yıkıcılığını hissetmek için artık albümü dinlememe bile gerek yok; şu satırları yazarken albümden aklımda kalanlar yetiyor Nile’ın görkemi karşısında titrememe… 2000’lerde MTV’nin de desteğiyle inanılmaz bir şöhrete kavuşan ve sonra da yavaş yavaş tükenmeye başlayan Nile’ın 2019’da bu kadar güncel, güçlü ve dolu bir albümle gelmesi 2019’un en önemli death metal olaylarından biri kesinlikle. Seven Horns of War, Revel in Their Suffering veya Where is the Wrathful Sky gibi azmanlıklardan kendinizi mahrum etmeyin.

7. Misery Index – Rituals of Power

Yine yalnızca düşüncesiyle bile titreten bir hayvanlık abidesi. Senenin başlarında çıktığı için birçok dinleyici gibi ben de biraz unutur gibi olmuştum ama New Salem‘in ilk notalarını duyar duymaz tüm albüm saniye saniye zihnimde canlandı yeniden. Netherton’ın insanı eze eze, buyurganca yaptığı vokali, arkasında ateş eden müzikle Rituals of Power, öfkeli olduğum çoğu anıma eşlik etti bu sene. Hele ki Türkiye gibi bir ülkede her an öfkeli olmak için bir sebep çıktığı için Misery Index’in sosyo-politik meselelere girmekten çekinmeyen bu büyük hayvanlığı karşısında ceket ilikliyorum.

6. Inter Arma – Sulphur English

Cult of Luna için de geçerli olan, uzun ve karmaşık albümlerin altında kalkabilme konusunda bu yılın tartışmasız en iyisi Inter Arma’ydı. Pislik ve mistik kıro metali yaptığını iddia eden grubun bir gün daha salon metali icra etmeye karar verirse neler yapabileceğini gerçekten çok merak ediyorum. Herhalde toplu intiharlara, devlet düzenlerinin yıkılıp Karanlık Çağ pratiklerine geri dönülmesine falan neden olurlar… Uyumsuz seslere, birbirine karışan türlere, uzun pasajlara ve yıkıcı bir atmosfere kendinizi hazırlayın. Bir kamu spotu olarak Inter Arma, dostunuz değildir çünkü.

5. The Great Old Ones – Cosmicism

Lovecraft temasıyla metal yapan gruplar arasında The Great Old Ones’ın yeri bambaşka ve Cosmicism, yalnızca Cthulhu mitosuyla ilintili olmasıyla bile belli bir seviyenin üzerine çıkabilen albümler yapabilen Fransız topluluğun bugüne kadar yaptığı en çılgınca işlerden biri. Çok düşündüm acaba albüme bu kadar coşmamın sebebi Cthulhu sevgimle doğru orantılı mı diye ama sonradan sağda solda çılgınlar gibi övülmeye başladığını görünce temasından bağımsız olarak da ne kadar güçlü bir eser olduğunu daha iyi anlamaya başladım. Açıkçası albümü Lovecraft’ın yazdıklarından bağımsız düşünemiyorum ama o tarafa hiç odaklanmadan Of Dementia‘yı veya Nyarlathotep‘i dinlerken kafayı yersiniz gibi zaten.

4. Drastus – La Croix de Sang

Konuya hakim olmayanların torpilli damgası vurup gözardı etmesi muhtemel ama Fransız black metal sahnesinin önemli isimlerinden Drastus’un 14 senelik aranın ardından yaptığı yeni albümü, Fransa ile İzlanda black metalini o kadar iyi harmanlıyor, insanın ruhuna öyle bir musallat oluyor ki bazen açıp dinlemeye korkuyorum açıkçası. Black metal türüne ihtiyaç duyduğu taze kanı pompalayan Fransız black metal sahnesini yaratan isimlerden biri yıllar yıllar sonra gelip yine çıtayı yükselten bir iş çıkardı. Black metal seviyorum diyen La Croix de Sang‘ı atlamasın.

3. Blood Incantation – Hidden History of the Human Race

Starspawn çok iyi bir albümdü ama açıkçası Blood Incantation’ın bu kadar zeki bir grup olduğunu fark edememişim galiba o zaman. Çoğu grubun sekiz-on şarkıda yapamadığını dört şarkıyla yapıp konuyu kapadı Amerikalı dörtlü. O kadar güvenli, o kadar rahatlar ki geçmişteki büyük death metal virtüözlerini hatırlatıyorlar bana biraz. İşinize gelirse tavırları çok havalı ve dört parçanın dördünde de başka kafalarda takılarak böylesi düzgün bir iş çıkarmaları şapka çıkartılacak bir hareket gerçekten. Full analog takılmaları da başka bir artı ayrıca ve geleneksel death metal kalıpları içerisinde bu kadar rahatça yeni şeyler bulabiliyor olmaları ise biraz ürkütücü doğrusu.

2. Misþyrming – Algleymi

Yazmış olduğum 700’e yakın yazı ile metal hakkında cart curt konuşup duruyorum senelerdir ve artık bir albümden ne kadar etkilendiğimi anlamak için onunla ilgili bir şeyler yazmaya çalışırken ne kadar zorlandığım üzerinden bir kıstasa da sahip oldum artık. Algleymi övmeye çalışırken de tutuluyorum bazen gerçekten. İncelemede söylediğimden farklı bir şey söyleyebilmem zor ama Með svipur á lofti veya Ísland, steingelda krummaskuð gibi şarkılarda gitarla ne kadar rahatça oradan oraya savrulabildiklerini görmek muhteşem. İlk albüme nazaran karanlık, ambient anları azaltmalarına rağmen şarkı sürelerini arttırmış olmaları ve buna rağmen şarkıların çok daha büyük işçilik barındırması, Mgła gibi daha melodik bir tabana geçip yine de rahatsız edicilik çizgisini kaybetmemeleri falan… Ne bileyim ya. Bilmiyorum. Vallahi bilmiyorum.

1. Mgła – Age of Excuse

İnsan bazen bu dünyada ne kadar yalnız olduğunu düşünürken delirecek gibi oluyor ve sonsuzluk fikrinin yarattığı mide spazmlarını geçirmenin, kalp ritmini biraz düzeltmenin tek elle tutulur çözümünün tecrübe edilen bu şeyin bütün insanlığın ortak laneti olduğunu düşünmek olması, acınasılık düşüncesini beslemekten başka bir işe yaramıyor maalesef… Neyse ki bugün, bu çağda Mgła diye bir şey ve katman katman zavallılığımı yaşarken etimden, kemiğimden olan bir grup adam çıkıp büyük bir özgüvenle bas bas bağırabiliyor düşünmeye bile çekindiğim şeyleri…


Biraz garip bitirdim listeyi, farkındayım. Neyse, çok modu düşürmeden 2019’un En İyi 20 Albümü’nü seçmeye çalışrıken listeye ekleyip silmek zorunda kaldığım, hakkını yediğimi düşündüğüm veya popülist yaklaşımlarla gönül almaya çabalayacağım birkaç albümü de sıralamak istiyorum müsaadenizle buraya:

Mayhem – Daemon
Fvneral Fvkk – Carnal Confessions
Abigail Williams – Walk Beyond the Dark
Véhémence – Par Le Lang Versé
(bu albümü niye incelemediysek)
Devourment – Obscene Majesty
Falls of Rauros – Patterns in Mythology
Nightfell – A Sanity Deranged
Esoctrilihum – The Telluric Ashes of the Ö Vrth Immemorial Gods
(bunu da yazmamışım, olmaz olsun böyle site)
Black Sites – Exile
Full of Hell – Wheeping Choir

Weeping Sores – False Confessions
Mizmor – Cairn
(bunu bir de istediler de yazmadım, yazıklar olsun)


Eh, sitedeki en uzun yazılardan biri oldu galiba ve sanıyorum benden bu kadar. Belki kendime biraz tatil verir, bir süre buralarda olmam ama yeni yılda destek olmak isterseniz PATREON‘da abone olabilirsiniz… Şimdiden herkese muhteşem bir 2020 diliyorum. Görüşmek üzere.

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

One thought on “2019’un En İyi 20 Albümü

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.