Shadow of Intent – Melancholy

Merhaba.

Metalperver’in Patreon‘daki destekçilerinden, aynı zamanda değerli dostum Selim’in uzun süredir kulak kabartmamı istediği Melancholy albümü öncesinde Amerikalı Shadow of Intent ile ilgili bilgim grubun birkaç albüm yapmış olmasına rağmen bir şirketle anlaşmamış olmasıyla sınırlıydı. Amerikalı, deathcore etiketli ve bir şirketle çalışmıyor olması hayli ilginç gelmişti ve birkaç şarkısına bakmıştım. Bolca senfonik ögeler barındıran, teknik, melodik ve alışageldiğimiz deathcore ile hiç alakası yoktu. Zaten biraz da o yüzden şu an bu yazıyı yazıyorum; tek içerik üreticisi ben iken düz deathcore’un Metalperver’de yer bulması biraz zor gibi.

Tiplerine aldanmayın.

Grubun 6 yıllık kariyerindeki 4. stüdyo albümü sayılan yeni Melancholy, her haliyle garip bir albüm. Epik, bir FLESHGOD APOCALYPSE albümünden fırlamış gibi duran coşkulu girizgah sonrası SEPTICFLESH ayarında bir servis ve 25 yaşındaki Ben Duerr’in geniş vokal paletini bonkörce kullandığı, orta-tempo taramalar ile teknik çılgınlıklar arasındaki masa tenisine dönüşen bir şarkı… Gerçekten çok bir şey diyemiyorum, dinleyip görmeniz lazım.

Guttural vokalin peşine temiz vokalli nakaratın rahatça girebildiği, melankolik olduğu kadar parmak egzersizi tadındaki teknik soloların öne çıkabildiği, araya bir yerlere break-down sıkışabilen bir müzik yapıyor Shadow of Intent. Kulağa korkunç geliyor ama uygulama fena değil gerçekten… Fakat daha şoku atlatamadan bu defa DIMMU BORGIR taklidi yapmaya başlıyorlar.

Gravesinger‘ın başı her ne kadar The Vampire from Nazareth ile hemen hemen aynı olsa da şarkı bir süre sonra Ben Duerr’in Shagrath etkili vokalleriyle farklı bir kanala geçiyor. 1:41 civarını açıp bir arkadaşınıza dinletin; duyduğu şeyin bir Dimmu Borgir şarkısı olduğuna yemin edecektir.

Daha ne sürprizler bekliyor acaba diye düşünürken, sanki Ben’in vokalleri yeterince çeşitli ve karmaşık değilmiş gibi THE BLACK DAHLIA MURDER insanı Trevor Strnad destekli Barren and Breathless Macrocosm giriyor devreye. Senfonik black metal piyano vuruşları üzerinde Trevor’un vokalini duymak gerçekten çok eğlenceli. Ben ise bu şarkıda iyice coşup albümün en brutal performanslarından birini sergiliyor.

Şarkılardan gidersek çok uzayacak ama ana fikri anlamanız açısından önemliydi… Belli ki Shadow of Intent elemanları büyüdükleri ortamda fazlasıyla deathcore maruziyeti sonrasında senfonik death/black metal ile tanışmışlar ve ortalık çok karışmış. Grubun The Great Mass veya Puritanical Euphoric Misanthropia gibi (bunun kritiği niye yok?) albümlerde olan bitene öykündüğü anlar çok başarılı olmakla birlikte (onların içinde de zayıf kısımlar var tabii), maalesef Dirge of the Void veya Chthonic Odyssey gibi vasat şarkılar da mevcut. Yine de enstrüman hakimiyeti yüksek olduğundan o şarkılarda bile (sololar zaten enfes) ilgi çekici bir şeyler bulmak mümkün. Grubun genel kafa karışıklığının hoşuma gittiğini söyleyebilirim Melancholy özelinde. Malediction da bu kafa karışıklığını görmek adına iyi bir örnek. İlle de dandik deathcore rifi kullanacaksanız böyle kullanın bari:

Bazı ucuz rifler dışında Melancholy‘nin ve grubun en büyük sorunu prodüksiyon. O kadar cilalı, o kadar haddiden fazla oynanmış bir kayıt ki bütün doğallığı kaybolmuş. O nedenle içine girmek, davulun bir atağında coşup piyanonun düşük tuşeli vuruşlarında hüzünlenmek imkansız. Yekpare bir ses duvarı halindeki prodüksiyonun arasından detayları yakalayabilmek kolay değil pek. Özellikle on dakikanın üzerindeki enstrümantal The Dreaded Mystic Abyss‘te iyice ayyuka çıkıyor bu mekaniklik ve müziğe yabancılaşıyor insan. Evet, on dakika enstrümantal da yapmış ruh hastaları…

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi albüm konsept bir de arkadaşlar. Grup önceki albümlerinde Halo isimli oyundan ilham alıp şarkı sözlerini (grup adı da oyundaki bir gemiden mi ne geliyormuş zaten) yazan ekip bu defa şeytani bir tanrıçanın neden olduğu toplu intihar sonrasında ürkütücü yeraltı evreninde çıkış yolu arayan bir insanı anlatıyor ve aslına bakarsanız hiç de fena değil.

Deathcore ibaresini görüp sayfayı kapatacak bir dünya insanı göz önünde bulundurursak çok bile yazdım sanırım. Shadow of Intent ilginç bir grup ve Melancholy kesinlikle bir şansı hak ediyor bana kalırsa. Umarım ileride deathcore ile bağlarını tamamen koparıp tamamen senfonik ekstremlikler üzerine oynayan bir gruba dönüşerek potansiyellerini doğru noktada kullanmayı başarırlar.

78/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Shadow of Intent – Melancholy” için 2 yorum

  • 6 Kasım 2019 tarihinde, saat 16:02
    Permalink

    deathcora olan bu ön yargı neden hiç bir zaman anlamadım sanırım anlamayacagim da.
    bir önce ki albümleri de enfesti,bu albümü henüz dinleme fırsatım olmadı ama kritik gayet de ağzımı sulandırdı.

    Yanıtla
    • 6 Kasım 2019 tarihinde, saat 16:29
      Permalink

      Ön yargıdan ziyade türün hitap ettiği yaş aralığı, sevenlerin imajları ve beste anlayışıyla ilgili bir sıkıntı bence bu. Internet sayesinde iyice şaka konusu oldu, birse beş oldu gibi.

      Kendi adıma cevap vermem gerekirse direkt müzikle ilgili bir tercih benimki; sevdiğim deathcore şarkıları bile saf deathcore olmadıkları için hoşuma gidiyor ancak. Aradan seçtiğim birkaç ismi takip ediyorum ama o bile çok geliyor bazen, haha. Deathcore, birçok açıdan sevmesi o kadar da kolay bir tür değil kabul edelim ki.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.