Yerli Pazarı: Thrashfire – Into the Armageddon

Merhaba.

Thrash metal gibi hem köklü hem de köşeli bir türü icra ederek güncel dinleyiciyi yakalamak kolay bir iş değil ve Ankaralı Thrashfire, hiçbir şey için değilse bile ülkemizde üretim bazında bir hayli gözardı edilen bu türün yılmaz savunuculuğu görevini üstlendiği için bile saygıyı hak eden bir isim. Üstelik 2006’dan beri aktifler ki türü ve ülkedeki eğilimleri düşününce (kaç tane yerli thrash grubu sayabiliyorsunuz bir çırpıda?) daha da yükseliyor insan Thrashfire’a.

Burak ve Okan ikilisine bu defa IN REVEL OF SEDUCE‘tan Gürkan eşlik ediyor. Bilen bilir, Thrashfire’ın müziği biraz serseri metali, tabiri caizse biraz bitirim işi gibi tınlar. Tabii bu tavır ve atmosfer, aslında gayet planlı bir çalışmanın sonucu; bolca old school death-thrash havası solutan, saf enerjiden, kaostan beslenen cayır cayır bir thrash metal bu ve Into the Armageddon, her haliyle insanın suratında patlıyor.

Grubun beste yazımı konusunda bir üst seviyeye çıktığını söylemek mümkün. Yüksek tempo ve benzer davul örgüleri ile şarkılar iç içe geçiyor gibi görünse de aslında her biri diğerinden ayrışabilecek özgünlükte anlara sahip ve fazlasıyla dengeli bir albüm Into the Armageddon. Dybbukim gibi konserlerde hep bir ağızdan söylenecek şarkılar, Katacomb (The Kingdom of Resurrection) gibi (ikinci yarısındaki rifin yıllar sonra, üstelik bu kadar iyi bir şekilde günyüzüne çıkmış olması da harika bir olaymış) daha teknik marifetler, Through the Crimson Darkness gibi istesek arkamıza yaslanıp babalar gibi SLAYER‘cılık oynarız ama bizim olayımız başka, mesajını veren danalıklar (Okan’ın bas gitarı yanıyor bu şarkıda), Supreme Command gibi daha groove odaklı besteler ve kalanını kendi yorumunuza bırakacağım diğer enfes kısımlarıyla cengaver, canavar bir iş gerçekten.

Yabancı basında gördüğüm kadarıyla albümün temposuyla ilgili, devamlı yüksek hızlarda takılıp dinamizm konusunda biraz tökezlediğine dair birkaç yorum gördüm ama bunlara hiç katılmıyorum açıkçası. Thrashfire insanın suratında patlayan bir thrash yapıyor ve sizin haliniz kalmasa da onlar yumruklamaya, tekmelemeye devam ediyorlar. Yani burada kabahati insanın kendinde araması lazım bence, haha. Biz dayağa doyamayanlar olarak halimizden memnunuz.

Uzun lafın kısası Thrashfire hem kendini aşmayı hem de Türkiye’de thrash metalin çıtasını daha da yukarı taşımayı başardı bence Into the Armageddon ile. Şöyle bir düşününce VIOLBLAST ve INCULTER gibi isimlerin albümleriyle birlikte 2019’daki favori üç thrash albümümünden biri konumunda hatta şimdilik… Diğer bütün önemli gruplarımızın eserleriyle ilgili de söylediğim gibi Türkiye’den çıkıp iyi bir thrash grubu olmak istiyorsanız referans noktası ve aşılması gereken bir eşik olarak önünüze Into the Armageddon‘ı koymanız gerekiyor artık. Eğer old school cehenneminin ateşinde kavrulmuş bol dayakçı bir Avrupa thrash metal albümü arıyorsanız Into the Armageddon‘a mutlaka bir bakın ve eliniz değmişken gruba destek olmayı da ihmal etmeyin. Tebrikler Thrashfire!

BANDCAMP


Metalperver’de olan bitenden memnunsanız PATREON‘da abone olarak hem siteye destek olabilir hem de çeşitli imkanlardan faydalanabilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkürler.

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.