Cloak – The Burning Dawn

Merhaba.

Kulağı metale alışkın her bünyenin rahatça benimseyebileceği, hafif black metal sosuna bulanmış karanlık bir rock müzik icra eden Atlantalı Cloak, 2017’de yayımlanan ve olumlu yorumlar alan ilk albümü To Venomous Depths sonrasında arayı çok açmadan, yeni albümü The Burning Dawn ile karşımızda.

Eğer daha önce TRIBULATION dinlediyseniz, Cloak’un yaptığı şeye yabancılık çekmeyeceğiniz kesin. Fakat İsveçli gotik dörtlünün aksine Cloak, bu türü daha maskülen bir tavırla ele alıyor ve hem müziği hem de grubun tavrı Tribulation’a göre biraz daha sert. Tremolo rif kullanımı Tribulation’a göre daha yoğun ve grubun ikinci dalga black metal gruplarından etkilendiğini anlamak hiç zor değil. Bu açıdan birkaç ay önce incelediğim WORMWITCH‘e daha çok benziyor. Buna karşın tıpkı Tribulation ve Wormwitch gibi Cloak da metal ile arası o kadar da iyi olmayan arkadaşlarınıza rahatlıkla tavsiye edip onları ağınıza çekmekte kullanabileceğiniz iyi bir yem görevi görebilecek kadar rahat dinlenebilen davul örgüleri ve melodik yapısıyla fazlasıyla erişilebilir, tabiri caizse çıtır çerez bir müzik yapıyor.

Tabii bu Cloak veya The Burning Dawn kalitesiz demek değil. March of the Adversary ile karamsar bir açılış yaparken bile gitar işçiliğindeki, arka plandaki klavyedeki (albümün devamında niye yok acaba) özeni görmek mümkün ve ilk şarkı The Cleansing Fire‘a çok iyi bağlanıyor bu intro. Ardından -biraz fazla benzeştiği için eleştirebilir dursa da- Tempter’s Call sona erene kadar ilk dört parçadan dinleyiciyi avcuna almayı başarıyor. Özellikle Tempter’s Call, bu tür ve konuştuğumuz gruplar dahilinde yazılmış en keyifli şarkılardan bir tanesi.

Bir sonraki Into the Storm ise hafif bir blast-beat ile açılıp albümün ortasına yaklaşırken tempoyu yükseltiyor. Fakat niyeyse bir daha o seviyeye çıkmamayı tercih ederek sonlarındaki tremolo soloda bile anlık bir patlama yaşatmaktansa güvenli orta tempoda takılıp salınma hissi üzerinden devam ediyor…

Zaten genel olarak The Blinding Dawn‘ın cephanesini çabuk tüketmesinin temel sebebi de bu bana kalırsa. Elli dakikaya yaklaşan albümün bütünü aynı tempoda neredeyse ve bir süre sonra şarkılar iç içe geçmeye, her şey aynılaşmaya başlıyor. Lifeless Silence‘ın başındaki gitar A Voice in the Night‘ta varmış gibi, dönüp dolaşıp aynı şeyi dinliyormuş gibi hissettirmeye başlıyor albüm. Şarkının ortalarında davul bir yerlere evrilecekmiş gibi güçlense de maalesef cüngür cüngür (benim için bile yeni bir tanımlama oldu bu) baslarına rağmen Lifeless Silence‘ı bir daha açıp dinlemem mesela kolay kolay.

Bu noktadan sonra ise aynı kalıplar içerisinde dolanan ve kısım kısım dikkate değer olsalar da bütününde pek heyecan uyandırmaya şarkılarla sona eriyor The Burning Dawn. Sanki çok yorulmuşuz gibi yumuşak yumuşak takılan ve enstrümantal olmasının hiçbir ekstra anlamını – atmosfer açısından – göremediğim The Fire, The Faith, The Void, kendi başına keyifli olsa da albüm içinde negatif maalesef. Sonraki On Poisoned Ground ise özelliksiz olmasına rağmen işte bundan bir-iki tane daha lazım dediğim türden, hiç olmazsa aradaki esleriyle, bir tık tempolu haliyle şöyle bir silkilendiren, insanı kendine getiren bir şarkı. Ayrıca albümün ruhunu baltalayan bir diğer etken de vokalin sabit performansı bence. Gerçi şarkılarda bir dalgalanma olmayınca adam da ne yapsın, o da haklı.

Abalıya vurup durdum gibi ama aslında bu kadar üzerine konuşmamın sebebi özellikle gitarları çok beğenmem ve sabit grafiğine rağmen her şarkı, bir şekilde kendini dinletiyor olması. Biraz tempo, biraz çeşitlilik ile çok daha yukarılara çıkacak bir albüm The Burning Dawn ve potansiyelin boşa akmış olmasına kızdım biraz kendimce. Gotik, tekinsiz, gecenin çocukları hissini enfes geçiren atmosferi ve gitarlarıyla yine bir seviyeyi aşıyor yoksa. Fakat daha gidecek yolu var gibi Cloak’un ve eğer sadece Tribulation’ın albüm yapmadığı aralıklarda dinlenebilecek bir alternatif olmanın ötesine geçmek istiyorlarsa fikir açısından biraz daha kafa patlatmaya ihtiyaçları var gibi.

75/100

P.S.: Albümü seven ama benim gibi bir tık daha tempolu olmasını gerektiğini düşünenlere bir doz Heaven That Dwells Within öneririm kıyaslama için. Wormwitch yüksek tempoda, Cloak orta tempoda güçlü; ikisini birleştirip tek grup yapmalı.

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.