Keys to Orthanc – A Battle in the Dark Lands of the Eye…

Merhaba.

Geçenlerde laf lafı açtı ve konu DIMMU BORGIR‘in eski albümlerine geldi. Stormblåst, Enthrone Darkness Triumphant vs. diye konuşurken şöyle eski kafalı güzel, atmosferik ve senfonik black metali ne kadar özlediğimi fark etmiş oldum. İnanır mısınız, tam da o esnada birisi alevler içerisinde koştur koştur bara daldı kapıdan, canhıraş bir telaşla elime yeni Keys to Orthanc albümünü tutuşturup camdan atlayıverdi aşağıya…

Yok tabii, öyle olmadı. Gayet sıradan, yeni senfonik black metal albümü var mı diye bakınırken denk geldim. Bilenler için kapağıyla, grup ve albüm adıyla her şey ortada zaten ve Orta Dünya evrenine uzak olanlar için hiçbir manası olmayacak belki ama Orthanc Saruman’ın kulesinin ismi ve Eye da Sauron’un isimlerinden biri; kılıç kuşanmış adamlı, büyücülü, diş fırçalamayan orklu bir dünyadayız bugün.

Dorgul ve Harslingoth rumuzlu iki Kanadalıdan oluşan bir grup Keys of Orthanc ve şarkı sözlerinden görsel tasarımlarına, atmosferinden ruhuna her şeyiyle Orta Dünya kokan bir müziğe sahip. Büyük bir Tolkien hayranı ve Ringer olsam da aslında bu konseptin metaldeki yansımalarından – bazı bariz örnekler hariç – pek hoşlanmam. Çünkü Orta Dünya hiç de lakayıtlığa mahal vermeyen, alabildiğine edebi ve karanlığının saf, gerçek bir karanlık olmasıyla, şakasız bir evren olmasıyla öne çıkar benim gözümde ve birçok grup alelade bir ele alış ile değerinden kaybettirir genelde bu harika evrenin.

Fakat Keys of Orthanc, atmosferik black metal ile senfonik black metali birleştirip hem karanlık hem de görkemli bir anlatı sunuyor. Atlılar koşturuyor, kaleler kuşatılıyor, iyi ve kötünün sonsuz mücadelesinde büyücülerin asalarından ışıklar saçılıyor ama net bir atmosferik black metal albümü A Battle in the Dark Lands of the Eye… ve laylaylom bir iş değil. Katman katman müziğin detaylarında ise dikkate değer bölümler, senfonik ögelerle tremolo gitar rifleri arasında dengeli bir alışveriş ve vokalde de keskin bir öfke, karamsarlık ve isyan hissedilebiliyor. 90’lardan fırlamış bir vokal karakteri, derinlerden yükselen net black metal çığlıkları ve zaman zaman devreye giren pes tonlardaki konuşma sesiyle sürükleyiciliği artırıyor. Bir tek bazen temiz vokalin fazla (Lord’s Bane) cırladığını düşünüyorum, bunun dışında vokal performansı enfes.

Müzik ise her ne kadar biraz boğulmuş olduğu için bittikten sonra akılda pek bir şey bırakmasa da pek çok açıdan eksiksiz. Gereksizce uzatılmış bölümlerden arındırılmış, yüksek tempoda ve senfonik/atmosferik black metalin iç içe geçtiği açılış şarkıları sonrasında, ambient unsurlarla ve temiz vokallerle zenginleşerek albüme derinliğini veren The Old Castle of Druthang ve Lord’s Bane, albümün zirve anları. Rif yapısı nedeniyle genelden biraz ayrıksı duran ve henüz albüm içinde dinlemeye alışamadığım Uruk Agh Burgul bir yana, sondaki tamamen epik ve ambient, enstrümantal A Dawn in Mordor‘un yaylıları ve ordu yürüyüş temposu tadındaki perküsyonları, Orta Dünya kafasını yaşayan birinin hayal gücünü fiştekliyor. Fişteklemek diye bir kelime var bu arada gerçekten.

Buna karşın defalarca dinlememe rağmen aklımda yer eden anları epey kısıtlı ve katman katman müziğin içinde enstrümanların öne çıkmasına pek izin vermeden, yekpare bir albüm yazmış Keys of Orthanc. Hayallere dalıp giderek ya da sözleriyle takip edip Orta Dünya hissini yaşayarak tecrübe edildiğinde kıymeti anlaşılacak gibi duruyor bu haliyle. Dinlediği şeyde bolca farklı fikir, yoğun veya anlık sivrilen yüksek tansiyonlu anlar bekleyenleri tatmin edeceğini sanmıyorum.

Orta Dünya konseptinde atmosferik/senfonik black metal; fazlasıyla dar bir pazara oynuyor Keys of Orthanc, kabul etmek gerek. Ancak A Battle in the Dark Lands of the Eye… tam da olması gerektiği kadarıyla, olması gerektiği gibi bir albüm ve türü sevenler için çok hoş bir sürpriz olacağına eminim. Bir bakın.

83/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.