Tool – Fear Inoculum

Merhaba.

Tool seven birçok insan bence aslında sadece Tool seven birisi olma fikrini seviyor.

T-800’ün Winchester 1887’yi tek eliyle ateşleyip geri dolduruşu gibi bir giriş oldu ama dost acı söylermiş. Gerçekten Tool’un bu kadar popüler olabilmesinin altında Tool dinleyen herkesin Tool müziğini anlayıp takdir ettiğinin yattığına inanmıyorum ve Fear Inoculum‘un birkaç gün içerisinde milyonlarca defa, hatta hayatında distortion duymaya tahammülü olmayan bir sürü tanıdığım tarafından bile dinlenmiş ve hala dinleniyor olması, bana sadece black metal dünyasından bir tabirle dünyada ne kadar çok poseur olduğunu hatırlatıyor.

Bu yüzden de Tool’un abartıldığını düşünen ve gruba karşı tamamen kayıtsız kalan ve umursamayan insanları çok iyi anlıyorum. Yıllardır sitede Tool yazısı olmamasının sebeplerinden biri de buydu zaten.

Tabii bahsettiğim bu fikirsiz övücü, antipatik kitlenin karşısında Tool’u kötüleyerek kendini yüceltmeye çalışan dev ve aynı ölçüde boş bir kitle daha var. Onların da Tool’un kendisiyle bir alıp veremedikleri olduğunu sanmıyorum; ortadaki devasa pastadan kendine bir lokma koparmaya çalışmakla ilgili geliyor daha çok.

O yüzden bu kitleden gelen bomboş yorumlar da yine bana dünyada ne kadar çok poseur olduğunu hatırlatmaktan başka bir işe yaramıyor.

Fakat günün sonunda Tool, klavye başında ahkam kesen bizlerin değerlendirme alanının çok ötesinde bir konumda ve tüm bunların da Tool’un müzikal dehasıyla bir ilgisi yok aslına bakarsanız. Ayrıca şu ana kadar okuduklarınızın indirgemeci bir bakış açısını yansıttığının ve gri alanları atladığının da farkındayım. Grubun progresif dünyasındaki konumunu, içsel sözler ve melodiler yarattıkları akıl almaz hayran bağlılığını, satılan milyonlarca albüm ve kazanılan üç Grammy ödülünü de gözardı etmiyorum elbette. Fakat Tool üzerinden makale yazmaya niyetim yok ama gruba uzaktan bakan biri olduğumu da göstermek istedim kabaca. Kısacası bu yazı ne bir Tool yergisi ne de Tool güzellemesi olmayacak.

Fear Inoculum ise bambaşka bir hadise.

Aslında ilk dinleyişimin ardından biraz hayal kırıklığına uğradım. Bunun sebebi ise Tool müziğinde saykadelik, spiritüel bir dolu manyaklık ve sanki tabiatına aitmiş gibi doğal hissettiren kusursuz bir teknik hakimiyetin ötesinde bir şeyler bekleyip beklemediğimden emin olmamamdı. Elemanlarla beraber ben de uzun yıllar Tool’a ara vermiştim sonuçta ve bildiğimiz Tool işte, değerlendirmesinin aslında ne kadar görkemli bir şeylere işaret ettiğini sonradan anlayabildim ancak. Kendimi, Tool’u, aradan geçen yılları düşüne düşüne başa döndüm ve tıpkı diğer dört Tool albümü gibi Fear Inoculum da zamanla katmanların arasına gizlenmiş dehasını minik parçalar halinde göstermeye başladı.

Devamlı değişip dönüşen müzik piyasasında Tool’un kendi yolundan devam ettiğini görmek, aslında şaşırtıcı olmasa ve bir açıdan eleştiri dayanağı oluştursa dahi Tool’a yakışan bir hareket. Altı tane on dakikanın üzerinde şarkıyla toplamda 90 dakikaya yakın bir albüm yapmak, tüketim hızının saniyelerle ölçüldüğü bir dünyada herkesin harcı değil. Hatta bir ara onlar da tökezliyor ama böyle bir yükün altına girip ezilmeyecek sınırlı sayıdaki gruptan biri de Tool kesinlikle. Üstelik oyununa sadık kalsa da deneysellikten ödün vermiyor. Bazen enstrümanlar genişleyip açılırken öyle hipnotik bir hal alıyor ki müzik, dakikalar sonra Maynard yeniden söze girdiğinde insan irkilip doğruluyor şöyle bir.

Elbette Tool’u sözlerinden bağımsız değerlendirmek imkansız ve Fear Inoculum da bir istisna değil. Maynard’ın iyice olgunlaşıp sadeleşen sözlerle varoluşu sorguladığı anların sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Buna karşın öyle perişan, yıkık bir atmosferi olduğunu düşünmeyin. Aksine öz farkındalığı yüksek ve olgun, savaşçı bir albüm bu. Zaten Fear Inoculum, temel anlamıyla korku aşısı demek ve Maynard, içindeki korkuyla mücadele ediyor albüm boyunca. Kimi anlarda düşer gibi olsa da the Deciever karşısında dik duruyor çoğunlukla. Bu uzunluktaki bir albüm için kesinlikle doğru bir tercih.

Justin Chancellor ve poliritimli ostinato işinin büyük üstadı Danny Corey’in müthiş uyumu, Adam Jones’un tek bir vuruşunda bile çalanın Tool olduğunu anlayabileceğini gitar tonu ve Maynard’ın hipnotik, metafiziksel sesi. Tüm bunlar hem insanı daha önce keşfetmediği yerlere götürüp düşüncenin merkezine savuruyor hem de müziğe gönül vermiş herkesin takkesini önüne alıp ben hayatımla ne yapıyorum, diye sorgulamasını sağlıyor.

Bir müzik teorisyeni değilim ve tembellikten yıllardır evinde davul sahibi biri için gerçekten tek kolu ve yalnızca bir kulağı olan hipermetrop bir babun kadar davul çalabiliyorum ama Tool konuşuyorsak biraz bu dünyaya girmemiz şart: Bahsettiğim o enfes bas-davul uyumunu görebileceğiniz açılış şarkısı Fear Inoculum, 11/8 bas-davul üzerinde 12/8 ve 5/4 giden bir gitara sahip ve bu şarkıya garip bir dalgalanma hissi veriyor. Aslında motor aynı güçte çalışıyor yani. Pneuma’nın dönüp dolaşıp başladığı yerde biten ruhani bir yolculuk tadındaki halinden ve Tool’un SYSTEM OF A DOWN‘ın bile kullandığı bir fikri ne hale getirebileceğinden (Aerials‘ın sonunu hatırladınız mı?) bahsetmeden, Invincible‘ın galiba 7/16 davullarından söz etmeden olmaz tabii. Zaten albümde davula odaklanınca gerçekten fiziksel olarak beynimin acımaya başladığını hissediyorum bir noktada.

Albümün Descending ile başlayan ikinci yarısında, özellikle Descending‘in sonlarından itibaren hem müzik hem tavır açısından bariz bir ton farkı var ve Tool çok daha enerjik, agresif ve patlayıcı bir hal alıyor bu kısımda. Bir yerlerde albüm kozadan çıkıp kelebeğe dönüşüyor sanki, gibi bir yorum okuduğumu hatırlıyorum ve bu duruma uygun daha iyi bir benzetme yok cephaneliğimde açıkçası.

Birkaç dakika süren bağlayıcı parçaları saymazsak her biri başlı başına birer epik sayılabilecek şarkılardan oluşsa da Fear Inoculum‘un sonunda 7empest isimli bir şarkı var ki fazlasıyla güçlü şarkılar içerisinde bile kolaylıkla epik, ağır top, başyapıt gibi sıfatları hak ediyor. Bütün albüm 7empest tadında olsa beni bayardı açıkçası ve eminim birileri Tool’dan böyle bir şey bekliyordu ama bu sıkıştırılmış delilik o kadar dozunda ki çocuk gibi kendimi tekrar ede ede övmemek için hiç bulaşmıyorum. Fakat Tool’un nasıl bir şey olduğunu sorana ilk açacağım şarkı artık 7empest‘tır, onu bilin.

İnceleme derken yine 1000 kelimeyi aşıp sonsuza uzandık ama yapacak bir şey yok. 13 yıl beklemeye değdi mi? Açıkçası bilmiyorum, çünkü 13 yıldır Tool yeni albüm yapsın diye beklemiyordum. Hatta albümün çıkacağına bile inanmadım son ana kadar, haha. Peki Fear Inoculum‘u sevdim mi? Kesinlikle. Ruhunu kaybetmeden, müziğin içini boşaltmadan progresif olabilmek muazzam bir şey ve Tool bunu her defasında, çocuk oyuncağıymış gibi beceriyor. Ben ki sık sık albüm uzunluklarından şikayet edip huysuzlanırım, bir buçuk saat keyifle dinleyip bir tur daha atıp atmamayı düşünüyorsam Fear Inoculum hakkında kendime söyleyebileceğim başka bir şey yok galiba. Bundan sonra yeni bir Tool albümü gelir mi gelmez mi bilemem ama Fear Inoculum, benzerine zor rastlanır bir diskografiye sahip Tool’un mirasını iyice zenginleştirip grubun ölümsüzlüğüne ölümsüzlük kattı, orası kesin.

90/100


Metalperver’in patronu olmak ister miydiniz?

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Tool – Fear Inoculum” için 5 yorum

  • 8 Eylül 2019 tarihinde, saat 06:44
    Permalink

    Kalemine sağlık, tarafsız güzel ve yerinde bir inceleme olmuş \m/

    Yanıtla
  • 8 Eylül 2019 tarihinde, saat 11:50
    Permalink

    Kritik yine cok iyi, cok katildim.
    Bir Tool fani degilim, albumu de 13 yil beklemis degilim. Sahsen albumu cok begendim.
    Bu kadar uzun bir aradan sonra siddetle beklenen bu albumun, yeni bir fikirle cikagelmemesi, son iki albumun izinden gitmeyi secmesi yonunde geliyor elestiriler gordugum kadariyla. Eskinin uzerine bir sey koymadiklari dogru fakat eldeki malzeme bildigimiz Tool, mis gibi Tool. Benim bir problemim yok.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.