Sacred Reich – Awakening

Merhaba.

Brutal Assault 2019‘a kadar Sacred Reich yalnızca adını duyduğum ve The American Way veya Who’s to Blame gibi meşhur birkaç şarkısını bildiğim seviyedeki gruplardan biriydi benim için ama hakkını vererek izlemek için biraz araştırınca ve grubun harika performansından sonra epey ısındım bu Arizonalı thrash neferlerine. 1985’te kurulan grubun tanıtıma ihtiyacı yok bence, o yüzden direkt Awakening‘e geçiyorum; konuşacak yeterince şey var zaten.

Awakening, tam yirmi-üç yıl aranın ardından gelen geri dönüşü kutluyor ve bu açıdan bakınca 2019’da ne kadar çok geri dönüşe tanık olduk, değil mi yahu? Aslında 2000’de dağılıp 2006 civarı toplanıyor Sacred Reich ama birkaç konser verip çekileceklerini duyuruyorlar. Tabii sonra olaylar gelişiyor. Esasında 2018’de Metal Blade ile anlaşmasının ardından grup için işlerin istedikleri gibi gittiğini söyleyemeyiz. Çünkü önce grubun kurucu gitaristlerinden Jeff Martinek’in zamansız vefatı, ardından da diğer kurucu gitarist Jason Rainey’nin sağlık sorunları nedeniyle grubu bırakmak zorunda kalması, bu geri dönüşe epey gölge düşürebilirdi. Fakat demo kayıtları sırasında gruba destek olan tur davulcusu Tim Radziwill’in (albümde MACHINED HEAD‘den tanıdığımız Dave McClain çalıyor) Sacred Reich dinleyerek büyümüş 1996 doğumlu oğlu Joey Radziwill, Şubat sonunda gruba katılıp günü kurtarmış resmen. Bu arada grubun bir önceki albümü Heal, Joey’den daha yaşlı… Bu konuda başka söyleyeceğim bir şey yok, haha.

Awakening‘den üç şarkıyı daha önce canlı dinlemiş ve Divide & Conquer‘a tam ısınamadıysam da Awakening ve Manifest Reality‘yi beğenmiştim; albümün nasıl olacağına dair üç aşağı beş yukarı bir fikrim de oluşmuştu tabii. Sacred Reich on yıllar öncesinden kalma olsa da hala sapasağlam çalışan bir formülü kullanmayı tercih etmiş ve zaman zaman boyanın paslanmaya başladığı görülse de palm-mute riflerle, gürül gürül bir basla, tutkulu bir vokalin bol mesajlı, bol dokundurmalı sözleriyle mis gibi bir thrash… Yok yahu, o kadar da thrash değil bu albüm.

Aslında staccato cazibesiyle vuran açılış şarkısı Awakening ve çok kötü bir nakarata sahip dümdüz bir beste olmasına rağmen yüksek temposu ve güçlü solosuyla vitesi yükselten Divide & Conquer ile iddialı bir giriş yapıyor Sacred Reich. Phil’in tutkulu vokali ve pırıl pırıl prodüksiyon sayesinde bir güç dalgası yükseliyor hoparlörden ama bir türlü yıkıp geçemiyorlar sonrasında. METALLICA‘nın bir kesimin burun kıvırdığı, bir kesimin ise o kadarına bile çok coşup delirdiği o Spit out the Bone‘u seviyesine bile çıkamıyorlar ki bu arada albüm fazlasıyla son dönem Metallica’sına benziyor gerçekten. Özellikle Divide & Conquer‘un bazı bölümleri, Manifest Reality, Salvation‘ın armonileri ve solosu, Death Valley‘nin ana rifi ve prodüksiyon bu hissi yükseltiyor.

Fakat Awakening‘in temel sorunu bu değil. Sacred Reich dinliyorum ben şu an, kafası yerleşemeden bitiveriyor albüm. Tamam, olayı jam-session ucuzluğuna getirip şarkıları çer-çöple uzatmamışlar ve bu nereden baksanız olumlu bir şey ama otuz bir dakika da gerçekten biraz kısa. Hele ki ikinci yarıdaki şarkıların ilk yarıdakilere nazaran thrash metal olma çabası dahi taşımamaları bu yarım saati iyice dağınık bir sürece dönüştürüyor. Cow bell iyi hoşa ama o Death Valley olacak iş değil mesela. Revolution da düpedüz punk bestesi ve kapanış da buram buram JUDAS PRIEST kokuyor. Tüm bunları düşününce Awakening sabun köpüğü gibi bir etki bırakıp kısa sürede silinip gidiyor maalesef.

Hal böyle olunca bir-iki şarkısını sevdiysem de Awakening için olumlu şeyler söylemekte zorlanıyor insan. Farkındalığı yüksek, söyleyecek sözleri olan birilerinin elinden çıkma sözlere sahip ve bu sayede müzikal olarak düştüğü anlarda dahi thrash hissini vermeye devam ediyor desem… Tabii bu da züğürt tesellisi gibi bir şey aslına bakarsanız… Neyse, olmayacak galiba.

Bu yıl gerçekten müthiş bazı geri dönüşler gördük ama Sacred Reich’ınki onlardan biri değil ne yazık ki. Yine de Awakening için tam manasıyla zayıf diyemem; birkaç sağlam fikre sahip olsa da fazlasıyla kısa ve kafası bir hayli karışık bir albüm ama, orası kesin.

66/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

3 thoughts on “Sacred Reich – Awakening

  • 29 Ağustos 2019 tarihinde, saat 10:49
    Permalink

    Albümü dinleyemedim ama yayinlanan sarkilar umut vermemişti. Bu arada eski tadı vermeyen bir dönüş de xentrix’ten gelmişti ama gördüğüm kadarıyla xentrix’i mumla aratacak yeni sacred reich. Tabi Xentrix’in vokalist değişikliği kaynaklı olarak işinin daha zor olduğunu hatırlatmakta fayda var. Neyse ordan bir bir for whose advantage açalım.

    Yanıtla
    • 29 Ağustos 2019 tarihinde, saat 11:37
      Permalink

      Ben Bury the Pain’i birkaç tur dinleyip fena bulmamıştım ama Xentrix’in eskilerine çok hakim olmadığım ve muhtemelen kritiği hiç ilgi görmeyeceği için üşenmiştim yazmaya, haha.

      Yanıtla
      • 29 Ağustos 2019 tarihinde, saat 14:20
        Permalink

        Isabet olmuş, pek bilinmiyor ve kapağı da tirtlik abidesi 🙂

        Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.