Morgul – The Horror Grandeur

Merhaba.

King Diamond Hoca Efendi Hazretleri sayesinde öğrendiğimiz horror metalin sınırlı bir kitlesi olsa da korku filmi fon müziği tadında bir orkestra veya klavye kullanımı ile hikaye anlatıcı rolünde kılıktan kılığa giren teatral bir vokal ve ürkütücü konsept albümler ile horror metal, gizli favori türlerimden biri olmuştur hep.

2005 yılında yayımlanan son albümünün ardından sessizliğe gömülen Morgul, aslında pek bilinen bir proje değil ama geçenlerde YouTube’da denk gelince dayanamadım. Davul hariç bütün enstrümanlara hakim Jack D. Ripper ve davulcu Hex tarafından 1991’de Norveç’te kurulan Morgul, ilk iki albümünün ardından The Horror Grandeur esnasında yazarken ikili kişisel sebeplerle ayrılırlar ve Ripper, tek başına devam eder. Hex büyük ihtimalle grubu daha köşesiz bir black metal çizgisinde tutmak istiyordu ve bu yüzden anlaşamadılar. Norveç black metalinin vasat üstü örneklerini sergiledikleri ilk albüm Lost in the Shadows Grey ve onu takip eden Parody of the Mass‘in üstüne gelen The Horror Grandeur, önceki albümler ile benzerlikler taşısa da aslında Morgul’u benim için kıymetli hale getiren o gotik, karanlık, hafif endüstriyel ve ürkütücü kimliğini kazandığı albümdü.

Yoğun bir klavye kullanımı ile orkestral düzenlemelerin büyük yer tuttuğu, sinematik bir albüm The Horror Grandeur. Zaten daha açılıştan rengini belli ediyor. Piyano-keman üzerine Ripper’ın yer yer Marilyn Manson‘ı dahi hatırlatan fısıltıyla karışık ürkütücü vokalleri, King Diamond referansını güçlendiren hızlı tempo geçişi ve klavye-davul uyumuyla daha farklı bir kimliğe bürünüyor. Bu arada albümdeki kemanlar gerçek; TRISTANIA ve SIRENIA gibi isimlerle de çalışmış Pete Johansen eşlik ediyor Ripper’a ve performansı albümü yükseltiyor.

Ripper’ın enstrüman hakimiyeti ve sample kullanımı da çok yerinde. Kantarın topuzunu kaçırmamış bir DIMMU BORGIR gibi düşünebilirsiniz bu açıdan. Efekte boğulmadan, hala temel enstrümanların hakimiyetinde olsa da müziği ve korku temasını iyi besleyen efektlerle atmosferi derinleştiren Ripper’ın vokal performansı ise bambaşka bir konu.

Çoğu zaman tipik black metalleri ekseninde kalsa da fısıltılar, çığlıklar, üst üste kaydedilmiş koro bölümler, temiz vokal ve death metal böğürtüleri ile zengin bir palet sunuyor Ripper. Üstelik denediği hiçbir vokalde de sırıtmıyor. Tabii yapmış olmak için, şov için değil bu çeşitlilik; delilik, ölüm, akıl sağlığı, nefret, korku gibi temalar etrafında şekillenmiş şarkı sözleri de farklı vokal performansları gerektiriyor. Müzik ve söz, birbirini iyi tamamlıyor kısacası. Ripper’ın Annabelle’den çok önce şeytani bez bebek hikayesi anlatmış olduğu notunu da ekleyelim yeri gelmişken.

Her ne kadar grubun ve müziğin kimliği kendine has olsa da kısım kısım incelendiğinde farklı türlere temas eden birçok bölüme rastlamak mümkün. Ragged Little Dolls’u ele alalım; jilet gibi bir rif ve orta tempo davullarla girip metal gazını köklerken bir anda frene basıp keman-klavye oyunlarıyla farklı bir kanala geçiyor. Birkaç yüzyıl önceye götüren, grotesk ve vahşi bir tiyatro oyunu dinliyormuş hissi yaratan klasik etkilenime sahip bu kısımlar albüme özgün bir tat katıyor kesinlikle.

Yedi parça ile kırk beş dakika süreye sahip olmasına rağmen albüm sanki daha uzun gibi hissettiriyor. Bunun temel sebebi ise bazı bestelerde Ripper’ın sanki önce düz bir black metal iskeleti kurup sonradan üzerine eklemeler yapmış gibi hissettirmesi. Demek istediğim, tek bir bütün halinde yazılmamış da olanın üzerine biraz da şundan ekleyelim, biraz da şunu katalım mantığıyla hareket edilmiş gibi ve akıcılığa etki ediyor maalesef. Yine de 2000’de yayımlanmış bir albüm için 2019’da vakit harcayıp bir şeyler karaladığıma göre o kadar da büyük bir sorun değil galiba, haha.

EMPEROR ve DIMMU BORGIR vari black metal hali, The Murdering Mind gibi şarkılardaki endüstriyel havalar, sıkça karşılaşabileceğiniz King Diamond referansları (Ripper’ın kahkahaları da enfes bu arada) ve teatral atmosferiyle The Horror Grandeur, bu türün daha ekstrem örnekleri arasında dinlemekten en keyif aldığım albümlerden bir tanesi. Eğer hoşunuza giderse sonraki Sketch of Supposed Murder ve All Dead Here… albümlerine de bir kulak kabartabilirsiniz hatta.

86/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.