Yerli Pazarı: Gorebringer – A Carving For a Flesh

Merhaba.

2017’de kurulan İngiltere/Türkiye menşeili Gorebringer, gore temalı bir tür melodik death metal icra ediyor ve bağımsız, şirketsiz, tamamen metal gazıyla yaptıkları, 10 Ağustos itibariyle ortamlara düşen ilk albümleri A Carving For a Flesh‘e bir göz atacağız bugün.

Albüm öncesinde çıkan üç şarkılık promo sayesinde keşfettiğim ve takibe aldığım Gorebringer’ın rif odaklı müziği enerjik ve devamlı ileri giden yapıda. Bu da bir kere başladıktan sonra tüm albümün bir çırpıda akmasını sağlıyor. Teknik ve melodik death metali yüksek adrenalinli bir şekilde harmanlayan grup, dokuz şarkısının dokuzunda da tek bir amaca odaklanıp akılda kalıcı ve gaz besteler çıkarmayı başarmış ve paldır küldür hallerine rağmen bir acelecilik, savsaklık gözlemleyemiyor olmak Gorebringer’ın ne yaptığını bildiğini hissettiriyor kesinlikle.

Yer yer THE BLACK DAHLIA MURDER‘ı akıllara getiren vokal, feryat halindeki çığlıklarda olduğu kadar derin böğürtülerde de başarılı ve çeşitlilik katan bir performans sergilemiş. TBDM referansını müzikte de bulmak mümkün bu arada; melodi, hız, teknik ve gore denilince zaten akla gelen ilk birkaç isimden biri olduğundan bu bir sürpriz değil elbette. Ancak TBDM’ye benzemek kolay bir iş değil kesinlikle ve geçmişlerine dair herhangi bir fikre sahip olmadığımız Gorebringer (vokal), Stench (gitar & bas) ve Carrion (dabvul)’ın bu noktada enstrümanlarına fazlasıyla hakim müzisyenler olduklarını söylemek gerek.

Bazı şarkılardaki keyifli solo bölümler ve neredeyse eski usül grindcore seviyesine çıkan gaz kısımlar haricinde albümün eksiksiz prodüksiyonu da A Carving For a Flesh‘i tekrar tekrar dinlettiriyor. Melodik death metal denildiğinde aklınıza McDonalds tadı veren sentetik besteler veya hafif bir melankoli haliyle orta tempoda gezen Avrupai şeyler geliyorsa Gorebringer sizi ters köşeye yatırabilir; bildiğiniz adam yiyor bunlar, adam!

Albümdeki favorilerim şimdilik müthiş açılış şarkısı The Fog, hakikaten oluk oluk kanlar akıtan Rivers of Blood ve old school rifleriyle, Jeff Walker çığlıklarıyla CARCASS sevgimi kabartan Bloodsoaked Chapel oldu ama kırk bir dakika süren albümdeki bütün şarkıların su gibi akıp gittiğini söyleyebilirim Bir tek The Cabin‘e ısınamadım hala tam; o da azıcık terimi soğutuyor diye, haha.

Gorebringer iyi bir noktadan dahil olmuş bence piyasaya ve gore temalı yüksek oktan melodik death metal türünde çok iyi bir ilk albüme imza atmış. Umarım uzun süre devam eder, bu kalitede işlerle karşımıza çıkmaya devam ederler. Özellikle yazıda bahsi geçen iki grubu seviyorsanız mutlaka bir bakın derim. Tabii grubun Bandcamp sayfasına göz atmayı da ihmal etmeyin. Görüşürüz.

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.