Rogga Johansson – Entrance to the Otherwhere

Merhaba.

İsveçli Rogga Johansson, eşine az rastlanır türden bir müzisyen. Tıpkı nihayet her şeyi sonlandırıp WOLFHEART ile durulan Tuomas Saukkonen gibi, Dan Swanö gibi ya da çok uzaklara gitmeden CENOTAPH insanı Batu Çetin gibi Rogga da kendini müziğe adamış ve birden fazla projede devamlı üreten bir kişilik. Gerçi… Arkadaşlar adam 2019’da altı, 2018’de de dokuz albüm çıkarmış ve bunların hepsi farklı projelerden. Son üç-dört yılda bir şeyler yayımladığı yirmiden fazla aktif grubu veya projesi varmış. Delirmiş oğlum bu.

Melodik death metalin henüz başka bir şeye evrilmeden önceki zamanını, 90’ların ilk yarısındaki AMORPHIS veya Swanö’nün EDGE OF SANITY‘si gibi bir melodi anlayışında, yine 90’ların o boğuk ve dolu dolu prodüksiyonunun, tok davullarının ve bodur riflerinin egemen olduğu bir müzik yapıyor bu projesinde Ragga ve Entrance to the Otherwhere, 2017’de başlattığı bu proje dahilinde yayımladığı 2. albümü. Davul dışında her şeyi kendi çalmış ki aslında davul da çalıyor diğer kentrilyon tane projesinde. Analar ne metalciler doğuruyor be.

Elimizde yarım saatin biraz üzerinde süreye sahip dokuz parçadan oluşan, tamamen 90’lar melodik death metaline saygı duruşu tadında bir albüm var. Tabii tekrar etmekte fayda var; yukarıda bahsettiğim iki grup dışında ara ara da BOLT THROWER‘ı ve ENTOMBED‘u anımsatan, orta tempolu ve kısa, vurucu riflerle işin death metal kısmını da ihmal etmeyen, hafif karanlık bir melodik death metal bu. Anlaşılabilir olmakla beraber brutalliğini kaybetmeyen bir vokal, rahatça akılda kalabilen basit rifler ve orta temponun marş ritmine sırtını yaslayan bestelerle o dönemde geçer akçe kabul edilen bütün özellikleri başarılı bir biçimde toparlayıp olması gerektiği gibi hissini veren bir albüm yazmış Rogga.

Bu tınıyı özlediğimi fark ettiğim, detaylarda bir şeyler yakalayabileceğimi düşündüğüm ve ilk anda her şey yerli yerinde göründüğü için bir süre oyalayıp eğlendirdi beni Entrance to the Otherwhere ama birkaç dinleme sonrasında melodik death metalin bu cenahında çok albüm tüketmiş biri için en fazla arka plan müziği seviyesinde kalabileceğini düşünüyorum. Çünkü öne çıkabileceği herhangi özgün bir özellik taşımayan, görece dümdüz bestelerden oluşan bir death metal yapıyor Rogga ve ben sevdiğim için arkada sabaha kadar çalsa yadırgamam belki ama dikkat kesilince kısa sürede insanı bayabilecek bir formüle ve tekrara sahip olduğunu söylemek gerek.

Ne bileyim, asla bir MEMORIAM kadar tutkulu veya yaratıcı değil mesela. Arzulanan şeyi düşününce pek çok açıdan doğru noktalara dokunuyor ama heyecansız, coşkusuz bir albüm ne yazık ki. İlk dinlemede epey merak ettiriyor ama dinledikçe zayıflıyor, azalarak bitiyor adeta. O 90’lar prodüksiyonunun ve melodik gitarın gazı geçince Till Bergets Puls gibi gayet basit fakat bir o kadar da akıcı besteler bile kısa sürede albenisini yitiriyor maalesef. Biraz tempo kazanan When the Otherwhere Opens ve Giants Walking at Night gibi şarkılar da sıradan fikirleriyle ya da tekrarlarıyla bayıyor birkaç dinleme sonrasında. Zaten bir süre sonra tüm şarkılar birbirine benzemeye başlıyor.

Rogga bu müzik için nefis bir vokale sahip, ritim gitar kabiliyeti yüksek ve sade, vurucu besteler yapmakta da zorlanmadığı ortada ama belki de konsantrasyonunu bu kadar farklı projeye yaymak yerine biraz daralıp tek bir hedefe odaklanması gerekiyordur, bilemiyorum. Entrance to the Otherwhere biraz üzdü beni, çünkü gerçekten biraz özen, biraz yaratıcılık ile başka bir şeye dönüşebileceğini hayal ettiriyor. Fakat bu haliyle tek başarısı birkaç tur dinletip sonrasında zaten ara ara hala dinlediğim canavar İsveç gruplarına yeniden dönmemi sağlamak oldu. Gerçi ben bu yazıyı yazana kadar Rogga yeni bir albüm yapmıştır zaten, gideyim de ona bakayım bir de. Deli midir nedir.

68/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Rogga Johansson – Entrance to the Otherwhere” için 2 yorum

  • 14 Ağustos 2019 tarihinde, saat 22:47
    Permalink

    Geçenlerde albüm kapağını görmüş ve nasıl olduğunu epey merak etmiştim. Şimdi incelemeyi okuyunca biraz hayal kırıklığına uğradım açıkçası; “Muhteşem!” benzeri bir yorum görmeyi bekliyordum. Yazık oldu. Bunun hâricinde, alakasız olabilir biraz ancak, burada yaptığınız iş için kendi adıma çok çok teşekkür ederim; sayenizde, birkaç grup arasında mekik dokuyor ve kendime göre -dinlediklerim dışında- başka müzik bulabileceğime yönelik biraz olsun inanç taşımıyorken, pek çok harikülade grup, müzisyen ve albümle tanıştım. Ümit ediyorum zamanla çok daha büyük bir kitleye ulaşır, metali sevdirirsiniz.

    Yanıtla
    • 14 Ağustos 2019 tarihinde, saat 23:13
      Permalink

      Dediğim gibi bana kalsa sabaha kadar dönsün arkada; death metal 101 albüm tam ama objektif bakınca epey formülize, yaratıcılıktan yoksun ve bu yüzden kısa ömürlü bence.

      Onun haricinde güzel sözler ve yorum için çok teşekkürler. Elimden geleni yapıyorum. \m/

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.