Full of Hell – Weeping Choir

Merhaba.

Full of Hell hakkında bir şeyler yazmak, en az grubun müziğini özümsemek kadar zor. Tüm metal severler gibi elbette ben de bazı türlere daha yakınken diğerlerine bir tık mesafeliyim ama dinlediği, sevdiği tür ne olursa olsun, bunların insanı Full of Hell müziğine hazır kılacağını iddia edemem. Çünkü Full of Hell albümleri, diyarın önde gelen işkencecilerinin toplaşıp yöntemlerini istişare ettikleri birer açık oturum adeta.

2009’da Amerika’da kurulan grubun dördüncü albümü Weeping Choir, zamanın göreceliğinin yeni ispatı gibi bir şey. Albüm yalnızca yirmi beş dakika sürüyor ama doğru anda, uygun ruh halinde değilseniz ve kendinizi bu deli adamların kafasına paralel bir konuma getiremediyseniz bu yirmi beş dakika saatler, günler gibi gelebilir. Death metal ve grindcore tabanında nasıl deneysel takılınabileceğini çok iyi gösteriyor Weeping Choir. Bir şarkıda muştayla suratınıza dalan bir death metal hayvanlığıyla karşılaşıp diğerinde bir çeşit hardcore kırmasıyla tepinip isyan etmek istiyor, yedi dakikaya yaklaşan ve doom hissiyatı taşıyan bir diğerinde ise olduğunuz yere çöküp anlamsızlık sarmalına kapılıveriyorsunuz. Tüm bunlar da noise sosuyla sunuluyor. Kısacası Full of Hell, ekstrem metalin bütün silahlarını kullanarak hem bedeninizi hem de aklınızı paramparça etmek için elinden geleni yapıyor.

Dylan Walker ve bas gitarist Sam Digristine ile birkaç konuk isim arasında pay edilen vokaller, black metal çığlıkları, brutal death metal böğürtüleri ve hardcore bağırışları arasında gidip gelirken (yetmezmiş gibi arada bir de arka planda feryat eden korolar, kadın vokaller çıkıyor bir yerlerden…) gitarlar da benzer bir çeşitlilikte türden türe atlıyor. Zaten albümün orta yerindeki epik Armory of Obsidian Glass‘ın hemen peşinden giren bir dakikalık death metal manyaklığı Silmaril‘i dinleyince grubun ne menem bir şey olduğunu daha iyi anlayacaksınız eminim ki.

Rainbow Coil veya Angels Gather Here gibi şarkılarda rahatsızlık edicilik boyutunu genişleten elektronikler, grubun geçmişine nazaran albümde daha önemli bir yer tutuyor. Belli ki alışılamayacak, dinleyicinin bir şablon, bir model çıkarmasına müsaade etmeyecek şekilde kurgulamaya çalışmışlar albümü ve özellikle olan bitene alışmaya başlanabilecek anlarda harekete geçen bu sonik dalgalar sayesinde hep diken üstünde tutmayı başarıyorlar. Rezil herifler.

Bu albümü kime tavsiye edeceğimi, hatta nasıl puanlayacağımı bile bilmiyorum aslına bakarsanız. Kendi küçük aklımın sınırlarının ötesinde bir şey Weeping Choir ve macera arayan, canına susamış pervasız ruhlara önerilebilir belki ama onlar için bile bir noktada üzülüyor, merhametli davranıp uzak durmaları için uyarmak istiyorum. Fakat bir yandan da metal denen bu manyakça sanatın deli deli uç örneklerinden haberdar olmanın bireysel kültüre katkıda bulunacağına inandığım için herkes bir baksın istiyorum. Ne olursa olsun, daha önce grubu ya da albümü duymayıp merak eden kesim tertemiz sövecek bana, orası kesin.

87/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.