Nocturnus AD – Paradox

Merhaba.

1987’de kurulan ve tarihin ilk sci-fi temasına sahip death metal gruplarından biri olarak ekstrem metalde önemli bir yere sahip Floridalı Nocturnus’un reenkarnasyonu sayabileceğimiz Nocturnuss AD ile birlikteyiz bugün. Nasıl bir şey ile karşı karşıya olduğumuz az çok belli gibi ama tam da değil.

Geçtiğimiz haftalarda yeni albümüyle içimizden geçen POSSESSED gibi Nocturnus AD de old school ateşini diri tutmakta ısrarcı bir isim. 1991 yılında, Nocturnus adı altında yayımladıkları ilk albüm The Key‘in devamı niteliğindeki Paradox, death metalini bilim kurgu ekseninde ve mümkün olabildiğince eski usül seven sınırlı bir kitle için yılın kıymetli albümlerinden biri oldu şimdiden. Buna karşın grubun bu eksen temelli deneyselliği, yeni hayranları da yörüngeye çekebilecek bir güç alanı oluşmasını sağlayabilir.

Bu tip gruplarda genelde müzik zaten metaaal! diye bağırıyor ve işin bu kısmında hiçbir sorun yok ama Nocturnus AD, işin tema boyutunda gayet deneysel takılıp beklenmedik anlarda garip sololarla, tempo değişiklikleriyle ve özellikle de klavye ile insanın aklını almayı seven bir isim; evet, epey klavye var Paradox‘ta.

Tabii bu öyle İskandinavya usülü halay klavyesi ya da bizim eski şantörler tarzı acıdan yerlerde yuvarlanan doom klavyesi değil ve Nocturnus AD’nin bu alanda kendine has, benzerine pek rastlanmayacak bir isim olduğunu söylemek yanlış olmaz. Işın demetleri saçıyor klavye resmen ve olur olmadık yerde çılgın atan gitarlar ile beraber fütüristik atmosferi körüklüyor. Tabii bilim kurgu ile okültizm kafasını birleştiren abuk sözlerin de atmosferdeki payı büyük ama Paradox’un ayrıştırıcı özelliği kesinlikle klavyesi.

Sözler demişken, Paradox‘taki ve Nocturnus AD müziğindeki yegane aksayan şey vokal oldu benim için. Alabildiğine eski ekol, bildiğimiz death metal kükremelerinden ziyade hırıltılı, tehditkar ama neredeyse konuşurcasına yapılan bu vokal, çok özellikli ve ekstra bir şeyler barındırmadığı sürece biraz yavan geliyor bana. Her ne kadar belirli bir dönemi yansıtsa ve birçok örneğini sevsem de davul/vokal Mike Browning’in performansına alışamadım pek açıkçası. Buna karşın albümün konsepti ve sözleri, hele bir de The Key‘i bilenler için, gayet akıcı ve keyifli.

Paradox, açıp tekrar tekrar The Key‘i dinletecek kadar güçlü ve Nocturnus adının kült kıymetini daha da yücelten kaliteli bir albüm. Elbette çığır açtığı, akıl aldığı vs. yok ama bir geri dönüş albümünden bahsediyorsak hem eskinin ruhunu koruduğundan hem de yeni hayranlar edinilmesini sağlayacak bir modernlikten söz edilebilir kesinlikle.

Hafif bir neoklasik etkisi de taşıyan The Antechamber, albümdeki klavyenin karakterini özetleyen giriş kısmıyla ilk andan dikkatimi çeken The Bandar Sign, cuviy cuviy edip duran deli gitarlı Paleolithic, beklenmedik epik kapanış Number 9 favorilerim ama genel olarak manyak bir bilim insanının zaman makinesiyle İsa’yı bebekken öldürüp dünyayı bambaşka bir yöne sokarak kendini tanrılaştırma çabası üzerinden ilerleyen bu enfes hikayenin her anı hem hayal gücünü hem de kulakları fazlasıyla doyuruyor. Evet.

Sınır bir kitleye hitap edecek ve biraz üzerine gidilmesi gereken bir albüm Paradox ama kesinlikle çok başarılı kendi alanında. Öyle bam-güm death metal sevenler için değil pek ve klavye ile gitarın uzay temasını kökleyen sonik saldırısına hazırlıklı olmanız gerekiyor önceden. Fakat Nocturnus AD yılın karakterli, özgün işlerinden birine imza atarak Possessed’le birlikte 2019’un başarılı geri dönüşlerinden birine imza atmış ve eminim arada bir mutlaka geri döneceğim Paradox‘a.

86/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.