Yerli Pazarı: Tir – Urd, Skuld & Verdandi

Merhaba.

Daha önce 2017 çıkışlı ilk albümü Mountains ile Metalperver’de konuk ettiğimiz Oytun Bektaş’ın tek kişilik projesi Tir’den yeni bir albüm geldi geçtiğimiz hafta ve ülkede kendi alanında tek olduğunu düşündüğüm Tir’i bir kez daha bu sayfalara taşımak istedim ben de.

Dungeon synth/dark folk gibi türlerle iştigal eden Tir’in iki sene içerisinde epey yol katettiğini söyleyerek başlamak gerek. Mountains, hayal gücüne bağlı olarak insanı fantastik diyarlara ya da ayak basılmamış puslu dağların tepelerine götürebilen, amacı doğrultusunda başarılı bir albümdü ama herkese hitap edemeyebilecek, müzikal açıdan biraz tek boyutlu bir işti. Fakat Urd, Skuld & Verdandi çok daha dolu, yoğun ve farklı boyutlara sahip bir albüm.

Her iyi hikayenin güçlü bir açılışa ihtiyacı vardır ve Urd, Skuld & Verdandi de daha girişinden yakalıyor insanı. Karla kaplı eski bir yolun kenarındaki izbe bir handa, şöminede yanan odunların çıtırtıları arasında sessizce oturan kayıp ruhların arasında aniden söze giren özgüvenli bir ozan gibi dikkatleri üzerinde topluyor. İskandinav Mitolojisi’nde geçmiş, bugün ve gelecek analojisi olan Urd, Skuld & Verdandi, ağırbaşlı bir epik olarak görülebilecek bu albüm için çok iyi bir isim kesinlikle.

Oytun, Tir müziğinin baş sorumlusu ama albümde beklenmedik bir sürpriz de var; EMPYRIUM‘dan tanıdığımız Thomas Helm, uçucu sesiyle Oytun’a destek olmuş ve Song of the Rain‘de ve Memories in the Shadow‘da epey belirleyici, albüme güç katan bir performans sunmuş. Bu şarkılar haricinde Tyr veya Invisible Part of Mountains gibi parçalarda da bir-iki dizeden ibaret vokal performansları mevcut ama albümün genelinin, türe uygun bir biçimde, enstrüman ağırlıklı olduğu notunu da ekleyeyim. Bu arada Memories of the Shadow EMPYRIUM hissi ile Tir müziğinin çok iyi birleştiği enfes bir beste. Aynı şekilde Empyrium’un beyni diyebileceğimiz Markus Stock’un da albümün mastering sorumlusu olduğunu da eklemek gerek. Haliyle her şey olması gerektiği gibi ve organik hissettiriyor.

Bir hikaye anlattığı ve bunun kadim bir hikaye olduğu çok belli ve yılların ağırlığı ile artık hiçbir şey için acele etmeyen yaşlı bir bilge gibi sakin bir tavra sahip Urd, Skuld & Verdandi ve olgun bir iş olduğunu hissettiriyor. Burzum gibi, Wagnerious gibi parçalarda etkilenimlerine selam çakmayı da ihmal etmemiş Oytun ve her parçada farklı bir lokomotif enstrümanın olması da dinlenebilirliği arttırıyor kesinlikle. Yine de on bir parça ile bir saate yaklaşan albüm bu açıdan benim için biraz fazla uzun ve sonuna kadar aynı ölçüde dikkatimi korumakta zorlanıyorum ama türün hayranları için ne kadar uzun, o kadar iyi tabii.

Daha önce sınırlarımız dahilinde Tir’in bir benzerine denk geldiğimi hatırlamıyorum kendi perspektifi doğrultusunda bu tür müzikte ülkemizi en iyi temsil eden isim şu an benim için Tir. Samimi hisler profesyonel yöntemlerle doğru bir dönüşüm geçirmiş ve karşımıza Urd, Skuld & Verdandi çıkmış. Mutlaka bir göz atın ve hatta olabiliyorsanız destek olmayı da ihmal etmeyin.

BANDCAMP

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Yerli Pazarı: Tir – Urd, Skuld & Verdandi” için bir yorum

  • 28 Mayıs 2019 tarihinde, saat 17:09
    Permalink

    Oldukça etkileyici bir albüm, Türkiye’de bu tarz işlerin yapılması ayrıca güzel. Elinize sağlık.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.