Röportaj: Diablo Swing Orchestra

Merhaba.

1 Haziran akşamı Zorlu – Studio’da hayranlarıyla buluşacak İsveçli Diablo Swing Orchestra’nın kurucu gitaristi Daniel Håkansson ile ufak bir röportaj gerçekleştirdik. Swing ve caz müziğini metal ile birleştiren, latin müziği ve country ile haşır neşir olmayı da ihmal etmeyen, kendine özgü bir müziğe sahip, benzersiz bir isim Diablo Swing Orchestra. Grubun son albümü Pacifisticuffs‘ın incelemesinin de sitede olduğunu ekleyelim ve sözü Daniel’a bırakalım:


Korhan: Merhaba, Metalperver’e hoş geldin Daniel. Öncelikle kısa bir tanıtım ile giriş yapmak istiyorum. Okuyucularım için bize Diablo Swing Orchestra’dan ve “isyan operası” kavramının arkasındaki vizyondan bahseder misin biraz?

Daniel: Tabii. 2003 yılında kurulduk ve uzun süredir birlikte müzik yapan bir ekibiz. Grubun oluşmasındaki fikir ise farklı formül ve biçimler kullanarak dans müzikleri yapmak. Müzikal açıdan olabildiğince geniş bir perspektife sahibiz ve müziğimizin mizahi, muzip bir tarafının olmasına da ayrıca özen gösteriyoruz.

Korhan: Kadrodaki radikal değişiklikler dolayısıyla Pacifisticuffs albümünü yayımlamanız beş yıl sürdü ama kendi açımdan her ne kadar sound ve vokal olarak farklı olsa da DSO’nın bakış açısını doğru bir şekilde yansıtan bir albümdü. Aradan geçen üç yılın ardından Pacifisticuffs albümü hakkında kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Daniel: O albümümüzün önemli bir başarı olduğunu düşünüyoruz. Kişisel düzeyde baktığınızda herkes elinden geleni fazlasıyla ortaya koydu ve albümün kaydı sırasında çok büyük teknik aksaklıklar yaşamamıza rağmen herkes büyük bir özveriyle çalıştı. Ayrıca Pacifisticuffs’ın birçok insanın gözünde bizim ne yapmak istediğimizi anlamasını sağlayan albüm olduğunu düşünüyorum. Dikkatli dinlediğinizde Pandora’s Pinata’dan yeni fikirlere geçişimizi yakalayabilir, üçüncü albümün kaydı sırasında aklımızda beliren yeni fikirleri müziğe nasıl yansıttığımızı fark edebilirsiniz. Pacifisticuffs’dan memnunum.

Korhan: Peki ya yeni albüm? Bize verebileceğin bir haber var mı?

Daniel: Aslına bakarsan elimizde çeşitli aşamalarda bulunan yaklaşık 10-12 kadar yeni beste var ve önümüzdeki yıl onları kaydetmek üzere stüdyoya gireceğimizi umuyorum. Sound açısından bir ipucu verecek olursam Pacifisticuffs’a göre daha sert gitarlara sahip olduklarını söyleyebilirim bu bestelerin.

Korhan: Bu minvalde grubun geleceği hakkında ne söylemek istersin?

Daniel: Bir sonraki albümümüz çok daha sert bir albüm olacak, orası kesin. Enstrümanları elimize aldığımızda niyetimiz bu değildi ama içimizden yükselen hisler bizi daha sert bir müziğe yöneltti. Ayrıca grup olarak ilk defa bir önceki albümdeki kadro hiç bozulmadan stüdyoya girebileceğiz tekrar. Bu, geçmiş hatalardan ders çıkarabilmek ve yapmak istediklerimizi gerçekleştirmek adına bizim için önemli bir şans olacak.

Korhan: Diablo Swing Orchestra’nın kendine özgü bir müziği var. Eklektik bir tabanda cazdan latin müziğine, country türünden metalin uç örneklerine kadar geniş bir skalada keyifli melodiler bulup zengin bir buket sunuyorsunuz. Metal, genel anlamda mutlu ya da neşeli olarak tanımlayabileceğimiz bir tür değil ama siz bir şekilde denge kurmayı başarmış görünüyorsunuz. Bu kombinasyon, bu denge nasıl sağlanıyor, biraz açar mısın?

Daniel: O kadar uzun süredir, o kadar farklı müzik türleriyle haşır neşiriz ki bizim için bunun tamamen doğal bir şekilde ortaya çıktığını söyleyebilirim. Uzun yıllardır metal ile beraber pek çok farklı müzik dinliyoruz ve bu anlamda zengin bir repertuara sahibiz. Ben gitar solosu fikrine hayran biri olduğumu söyleyemem ama mesela sert, efektli gitarlar ile müziğe şöyle sağlam bir itici güç vermek, ritmi güçlendirmek çok keyifli geliyor kulağıma. Tabii bir metal grubu olarak değerlendirilmeli miyiz, bundan pek emin değilim. Bizim için birçok müzik türü eşit oranda değerli ve müziğimizde de bunu hissedebilirsiniz.

Korhan: Bir önceki sorudan devam edecek olursak; Karma Bonfire hayatımda dinlediğim en keyifli trompet sololarından birini barındırıyor ve Vision of the Purblind’da da aynı ölçüde şaşırtıcı bulduğum bir ıslık bölümü var. Bu tip detaylar ve süsler, şarkının ana iskeletini kurguladıktan sonra eklediğiniz şeyler mi, yoksa tüm bu çılgın fikirler şarkı yazım süreci esnasında, “işte bu kısımda da tam şöyle bir şeye ihtiyaç var” gibi bir düşüncenin sonucunda mı beliriyor?

Daniel: “Climbing the Eyewall” şarkısından bahsediyorsun sanırım (salak gibi yanlış yazmışım şarkının ismini, rezillik). Biraz Western havası katmak için böyle bir şey denedik. Bahsettiğin trompet solosu ise Martin’in dehasının ürünü. Genel olarak bir şarkıda nerelere uğramak, nerelere dokunmak istediğimiz hakkında net bir fikrimiz oluşur önceden ve şarkının grubu nasıl temsil edeceği kafamızda şekillenir. Bizim için bu organik, doğal bir süreç ve şarkı yazarken garip, anlaşılmaz veya karmaşık olmak için ek bir çaba göstermiyoruz. Bizim için önemli olan iyi melodiler ve dans edilebilir şarkılar yazabilmek.

Korhan: Peki metal dünyasını aktif bir biçimde takip ediyor musunuz hala? Ya da diğer avant-garde grupları? Sizce Diablo Swing Orchestra’yı herhangi bir karanlık, kabare odaklı gruptan ayıran ana etken ne?

Daniel: Pek aktif olduğumu söylemem zor. Sanırım artık yaşlanıyoruz (siz de mi birader; üniversitedens sonra metali bırakmayın demiyor muyum burada bas bas!). Fakat hala bir noktada metale hayran dinleyicileriz, çünkü gençken, büyürken bizleri çokça etkilemiş bir müzik bu.

Diğer sorun için de sanıyorum o gruplarla bizi ayıran en önemli şey onların çok daha spesifik, sınırları belli olan bir alan dahilinde müzik icra ediyor olmaları. Bizim ise herhangi bir sınırımız, sonumuz yok ve tamamen özgürüz.

Korhan: Diablo Swing Orchestra sahnede nasıl? Hayalimi baltalamamak için hiç performans videonuzu izlemedim ama eminim sahnede büyük fırtınalar kopuyordur. 1 Haziran’da, İstanbul’da hayranlarınız için nasıl bir şov sunacaksınız?

Daniel: Bana kalırsa DSO’nun en etkili olduğu yer sahne ve müziğimizi deneyimlemenin en iyi yolu bizi canlı seyretmek. Benim önemli bir punk geçmişim var ve benim için birçok albüm fazla temiz, fazla sterildir bu yüzden. Aynı sebepten DSO sahnesinde asla arkadan orkestral kayıtlar yükselmez ya da playback gibi şeyler göremezsiniz. Sahnede tamamen kendimizden geçeriz ve her şey canlı çalındığı için stüdyo kayıtlarından çok daha kaotik, çok daha karmaşık bir şov sunacağımıza emin olabilirsiniz!

Korhan: Bu soruyu röportaj yaptığım bütün gruplara soruyorum; Diablo Swing Orchestra’yı daha önce hiç duymamış birine DSO diskografisinden üç şarkı önerecek olsan bunlar hangi şarkılar olurdu?

Daniel: Bu iyi bir soruymuş:

  • Superhero Jagganath
  • A Tap Dancer’s Dilemma
  • Guerrilla Laments   

Korhan: Evet, soracaklarım bu kadardı Daniel. Cevapların için teşekkürler ve konseri dört gözle bekliyorum! Metalperver okuyucuları ve hayranlar için son bir mesajın var mı?

Daniel: Röportaj için teşekkürler. Sizler için gelip Türkiye’de çalmaya sabırsızlanıyoruz ve umarım 1 Haziran gecesi hep birlikte çok eğleneceğiz!


Hey! Her zamanki gibi yazıyla düşüncelerinizi yorumlara yazmayı, sitedeki içerik hoşunuza giderse sağda solda paylaşmayı ihmal etmeyin lütfen. Metalperver’de olan bitenin bir takdiri hak ettiğini düşünüyor, içeriğin katlanarak çoğalmasını ve zenginleşmesini arzu ediyorsanız PATREON üzerinden Metalperver’e destek olabilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkürler.0SHARES

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.