Klasik Bir Cumartesi: Cryptopsy – None So Vile

Merhaba.

Hafta içerisinde önce el bileğimi sakatlayıp ardından da üst solunum yolları enfeksiyonu ile yataklara düşünce bu hafta biraz keyifsiz geçti. Neyse ki death metal, diğer pek çok şeyin olduğu gibi üst solunum yolu enfeksiyonunun da bir numaralı ilacı ve Kanadalı yıkım ekibi Cryptopsy, yaradan zehri çekip çıkarırcasına Theoden’in zihninden Saruman’ı çıkaran Gandalf gibi bünyemdeki bütün virüsü, isi pisi çekip aldı sağ olsun.

Grubundaki diğer müzisyenleri amatör birer yeni yetme gibi gösterebilen bazı özel davulcular var. Hatta bu konuda beni özellikle etkileyen isimlerden biri de bizden biri; Türkiye’nin gelmiş geçmiş en acayip metal davulcusu olan Goremaster ya da Dursun Çiftkrosoğulları rumuzlarıyla tanıyabileceğiniz Cem Devrim Dursun. Kaç defa, kaç farklı grupla izledim bilmiyorum ama her defasında da ağzım açık, sahnede ve etrafımda olan biten şeyleri görmezden gelip davula kilitlenmiş bir halde kaldığımı net hatırlıyorum. Fakat bir isim var ki bu kadar net ve her şeyin önüne geçen manyakça bir davul performansı daha göremezsini kolay kolay. Son dönemde VLTIMAS ile takılan müthiş makine Flo Mournier’den ve onun None So Vile performansından söz ediyorum elbette.

None So Vile‘ın ilk şarkısı Crown of Horns için 14:30’a atlayabilirsiniz.

Flo’nun kulağa inanılmaz derecede organik gelen blast-beat davulculuğu, caz ile dirsek teması kurarak metal davulculuğunda birkaç değerli isim ile standartı belirleyen zil oyunları, Crown of Horns‘un ride zilleri, Benedictine Convulsions‘ın gerçeküstü hızı, Orgiastic Disembowelment‘ın artık takip ederken düşüp bayılacağınız, devamlı değişen blast-beat davulları ve elbette hepsinin ötesindeki o kafayı yedirten snare tonu ile ilgili ayrı ayrı konuşulabilir ama daha konuşacak çok şey var, o yüzden davul namına dinleyebileceğiniz en acayip şeylerden biri None So Vile, diyerek devam ediyorum.

Sayfa sayfa övülebilecek bir davul performansına sahip albümün en güçlü yanı davulları değil mi? Yok canım, aklın başında mı senin Korhan’cığım?

Vallahi öyle. Çünkü bu albümde Lord Worm rumuzlu bir beyefendi yer alıyor mikrofonda ve kendisi death metal vokalistliğine yeni bir soluk getirmeyi başarmış, aile terbiyesinden yoksun bir azmanadam. Ne dediği zerre anlaşılmayan bu büyük ustanın umursamaz performansı None So Vile‘a çok özel bir karakter katıyor. Öyle ki kendi performansından da memnun olacak ki zirvede bırakmak adına gidip İngilizce öğretmenliği yapmaya başlıyor Bay Worm bu albümden sonra. 2003’de gruba dönse de bu defa sağlık sorunları nedeniyle temelli ayrılmak durumunda kalıyor ve biz sapık bir death metal vokalistinden daha mahrum kalıyoruz ne yazık ki ilelebet. Yine aynı şarkıları örnek vereceğim ama Benedictine Convulsions‘daki çığlığı ve Crown of Horns‘daki guttural vokali olacak iş değil gerçekten. Bazıları onun vokalini fazla umursamaz ve anlaşılmadığı için bayık bulabiliyor ama ben tamamen aksini düşünüyor ve Lord Worm’un bu şarkıdan şarkıya değişen garip performansı olmasa None So Vile‘ın asla bu kadar brutal olamayacağına inanıyorum.

Éric Langlois’nin brutal/teknik death metal bas gitaristliğini şekillendiren performansı ve Jon Levasseur’ün bugün bile modern tınlayan müthiş gitarını da ekleyince yalnız yarım saatte insanı yerden yere vuran, duvardan duvara çarpan çılgınca bir şeye dönüşüyor None So Vile. Kimi zaman sadece birkaç riften oluşan bir şarkı ile (Benedictine Convulsions) perişan edebiliyorken Phobophile gibi şarkılarda da üstün top tekniği ve takım oyununu sahaya yansıtıp üç puanı rahat bir oyunla cebine koyuyor Cryptopsy. Death metali kuru gürültü sananların birincil derece akrabalarıyla hasbihal etmeyi de ihmal etmeyen Jon Levasseur’ün rif bombardımanı, başta tekrara dayalı gibi görünse de zaman geçtikçe her şarkının kendine haslığı belirginleşmeye başlıyor. İlk dinlediğimde ben de kavrayamamıştım birçok şeyi ama aradan geçen yirmi üç yılın ardından her anını, her rifini, her solosuna ayrı ayrı bayılıyorum gerçekten. Yarım saatlik albümde senelerce insanı meşgul edecek müzik var resmen.

Brutal/teknik death metalin atası sayılan birkaç albümden, hatta başımızın belası deathcore türünün (gerçi kimse Cryptopsy gibi break-down da yazamıyor hala ama, neyse) doğmasına da dolaylı olarak vesile olmuş, ekstrem metal tarihi için çok kıymetli bir albüm None So Vile. Graves of the Fathers‘ı dinlediğinizde, sonradan kaç gruptan bu bestenin kopyası bir şeyler dinlediğinizi fark edip şaşırabilirsiniz mesela… Brutal death metal, teknik death metal ve genel olarak death metal seven herkesin başucunda durması gereken bir klasik None So Vile ve nihayet Metalperver’de yer aldığı için fazlasıyla mutluyum. Haydi artık gideyim de bir yarım saat daha oradan oraya zıplayayım. Görüşürüz.

100/100


Hey! Her zamanki gibi yazıyla düşüncelerinizi yorumlara yazmayı, sitedeki içerik hoşunuza giderse sağda solda paylaşmayı ihmal etmeyin lütfen. Metalperver’de olan bitenin bir takdiri hak ettiğini düşünüyor, içeriğin katlanarak çoğalmasını ve zenginleşmesini arzu ediyorsanız PATREON üzerinden Metalperver’e destek olabilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkürler.

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Klasik Bir Cumartesi: Cryptopsy – None So Vile” için bir yorum

  • 20 Mayıs 2019 tarihinde, saat 12:15
    Permalink

    o konserde o kurtları yemeyecektin Lord:)) puanını tam anlamıyla hak eden bir albüm. Flo hakkında ki düşüncelerimi birebir yansıtmış olman da ayrıca beni mutlu etti. öyle severim ki bu albümü valla yazıyı okudukça mest oldum:) bir de bu albümde Lichmistress gibi bi manyaklık var ki 4 enstrümanın da iyice sapkınlaştığı, çığrından çıktığı bıçak gibi bi parça. neyse..yeterince övdük, kalemine sağlık

    Yanıtla

Orhan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.