Lord Vicar – The Black Powder

Merhaba.

Zamanında okurlardan biri önermişti Lord Vicar’ı ve ben de grubun bir önceki albümü olan Gates of Flesh hakkında bir inceleme yazmış, Chritus’un geleneksel doom metal için biçilmiş kaftan olan vokalleri üzerinde yükselen Finlandiyalı grubu takibe almanızı tavsiye etmiştim. Gerçi sonra pek de ilgilenmedim grupla ama hatırladığım kadarı, yeni albüm The Black Powder‘ın haberini aldığımda beni heyecanlandırmaya yetti de arttı bile.

Fakat 17:16’lık süresiyle Lord Vicar diskografisindeki en uzun beste unvanına sahip açılış parçası Sulphur, Charcoal and Saltpetre‘i gördüğüm biraz şaşırdığımı ve hatta tedirgin olduğumu itiraf etmeliyim. Ayrıca The Black Powder, yetmiş dakikaya yaklaşan süresiyle grubun tarihindeki en uzun albüm. Cep telefonunu kontrol etmeden, bir şeyleri kurcalamadan en fazla iki-üç dakika sabit durabildiğimiz günümüzde bu tip tercihler her yiğidin harcı değil ve biraz da umrumuzda değil mesajı veriyor aslında ama Lord Vicar geleneksel doom metalde rahatlıkla güvenebileceğiniz, neyi nasıl yapması gerektiğini iyi bilen bir grup olduğunu gösteriyor bir kez daha.

Tabii yetmiş dakika boyunca dinleyiciyi aynı seviyede tutabilmek kolay değil ve köşeli doom metaliyle geçmişe ait bir müziğe sahip olan Lord Vicar’ın The Black Powder‘da baştan sona muhteşem bir iş çıkardığını söylemek zor. Buna karşın Kimi Kärki gibi türü yalayıp yutmuş bir gitaristiniz ve biraz daha karamsar bir Ozzy Osbourne şeklinde özetlenebilecek, nüans farklarıyla olsa da performansında çeşitlilik sunabilen Chritus gibi bir vokaliste sahip olunca her şey çok daha kolay bir hale gelebiliyor.

Albümün en sıradan, en zahmetsiz ve muhtemelen konserler için yazılan şarkılarından World Encircled bile vokal-gitar noktasında defalarca dinletiyor kendini. Devamlı değişen temposuyla The Temple in the Bedrock (SAINT VITUS sevenlere geliyor bu şarkı) ve Levitation gibi şarkılarda ise grubun hem yaratıcı süreçte hem de stüdyoda ne kadar başarılı olduğunu anlıyorsunuz. BLACK SABBATH‘ı merkeze oturtan Lord Vicar, geleneksel doom metalde iyi olan ne varsa bu merkezin etrafına topluyor şarkılarında. Hal böyle olunca da türü ya da türdeki bir-iki grubu seviyorsanız otomatikman Lord Vicar’ı da seviyorsunuz.

Doom metal, özellikle de geleneksel doom metal biraz konsantrasyon isteyen, içine girmek için çaba gösterilmesi gereken ve dikkat dağıtıcı şeylerden uzak bir halde dinlendiğinde değerini belli eden bir müzik türü ve The Black Powder da bir istisna değil. Keza sözler de kurcaladıkça albümü daha kıymetli hale getiren, rahatlıkla içselleştirebileceğiniz türden kişisel konulara değiniyor. Ayrıca Lord Vicar öyle bir kayıt almış ki albümle tanışma sürecini kısaltmak için şöyle güçlü baslara sahip iyi bir ses sisteminde veya kaliteli bir kulaklıkta dinlediğinizde Levitation gibi şarkılar gerçekten de ayağını yerden kesiveriyor insanın. Üstelik günün sonunda uzun olduğu gerçeği değişmese de ağır, sludge hissi taşıyan beton rifler ile hızlı, kendinizi kaptıracağınız güçlü rifler arasındaki sağlam denge ile sonuna kadar iç baymadan ilerliyor. Fakat gerçekten de uzun ve iç dinamizmine rağmen bir süre sonra tamam, anladık, seviyesinde irdelenebilecek bir albüm The Black Powder; bu da bir gerçek.

Geleneksel doom metal türünde yılın en iyilerinden ve CANDLEMASS‘in kendi ortalamasının altında kaldığı senede Lord Vicar öne çıkmayı başarmış ve Gates of Flesh‘in de üzerine çıkan sağlam bir albüme imza atmış. Buna karşın türe hakim ve alternatif arayan gedikli geleneksel doom sevdalıları dışındakilere rahatlıkla önerebileceğim kadar güçlü ya da etkileyici mi, emin değilim.

82/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.