Klasik Bir Cumartesi: Nightwish – Angels Fall First

Merhaba.

Metalperver okuyucusunun açık fikirliliğine güvenerek bu hafta biraz değişiklik yapmak istedim ve sitede hiçbir incelemesi bulunmayan Fin grup Nightwish hakkında bir şeyler karalayasım geldi. Davayı sattım mı, ne biçim gruplar paylaşıyorum vs. muhabbetine girecekler zaten şimdiye kadar yayımlanan yüzlerce yazının satır aralarından hiçbir şey anlamamış demektir; biz devam edelim.

Klasik müzik ile senfonik ögelerin metaldeki yansımasının günümüze kıyasla biraz zayıf kaldığı bir dönemde ortaya çıkan THERION‘dan fazlasıyla etkilenen ve 1997’de yayımladığı ilk albümü Angels Fall First ile senfonik power metal gibi bir alt tür oluşmasına (elbette aynı yıl ilk albümünü yayımlayan Hollandalı WITHIN TEMPTATION‘ın payını da atlamayalım) ön ayak olan Nightwish, pek çoklarına göre pek de hayırlı bir işe imza atmamış olsa da yine pek çoklarının büyük bir ilgiyle takip ettiği bir isim ve metal tarihi açısından da gözardı edilemeyecek kadar kıymetli bir grup. Açıkçası hiçbir zaman hayranları olmadım ama Nightwish kadar büyük bir isim olunca ister istemez haberdar oluyorsunuz özel bir ilginiz olmasa bile. En azından kendi adıma böyle oldu.

Dünyanın en kötü kliplerinden biri bu da haha.

Angels Fall First‘ün metal literatürü açısından önemi büyük olmakla birlikte bu albümü seçmemin nedeni öncü olmasından ziyade genç Nightwish’in Finlandiya temelli folk unsurlarını ilerleyen yıllarda bir daha asla bu albümde olduğu kadar yoğun bir şekilde kullanmamış olması. Yalnızca albümün son on dakikasını oluşturan Lappi (Lapland) bölümünden de bahsetmiyorum üstelik.

Toumas’ın akustik, folk temelli ve atmosfer odaklı klavye/piyanosunun kattığı ilginç bir hava var Angels Fall First‘te ve özellikle verse bölümlerde akustik gitarla birleşen bu düşük tempolu bölümler, Tarja’nın üç oktavlı soprano vokaliyle birleşerek hülyalı, fantastik bir albüm çıkarıyor ortaya. Esa Lehtinen’in yine fantezi hissini güçlendiren flütünü de unutmayalım. The Carpenter, isim şarkısı Angels Fall First ve Lappi serisinde resmen rol çalacak kadar öne çıkıyor Esa. Yıllar sonra bu yazı için albüme geri döndüğümde tüm sololarının hala ezberimde olduğunu fark etmek de keyifli bir detaydı kendi adıma. Aslan Esa.

Buna karşın bu köşede yer alan diğer albümler kadar eksiksiz, kusursuz bir iş değil Angels Fall First ve Tarja’nın bol vurgulu vokaliyle grubun kalanı arasında kimi anlarda bir uyumsuzluk göze çarpıyor rahatlıkla. Ayrıca Tuomas ne kadar iyi bir besteci olursa olsun zayıf bir vokalist ve albüme karakter katma çabasını anlamakla beraber keşke tüm vokal işini Tarja’ya bıraksaymış ki sonradan kendisi de söylüyor zaten bu albümdeki vokalinden biraz utandığını, haha. O kadar felaket değil ama hem dar bir aralıkta söylemesi, hem Tarja’ya uyum sağlamak için kendini zorlaması ve duygu anlamında da pek maharetli olmaması, düet anlarında insanın tadını kaçırıyor biraz.

Bir de tabii Angels Fall First ile muhteşem Nypmhomaniac Fantasia arasında yer alan, albümü ilk defa dinleyişimin üzerinden geçen yirmi yıla rağmen hala neden orada olduğunu anlamadığım Tutankhamen var. Kırlarda danslar etmeye başlıyoruz bir anda ve neden bunu yapıyoruz hiçbir fikrim yok. Kısacası elinde doğru düzgün bir rehber eser olmadan tamamen yeni bir şeyler denenmiş bir ilk albüm olarak elbette çuvalladığı noktalar var ve Oceanborn ya da Wishmaster çok daha ayakları yere basan, dengeli ve güçlü albümler. Fakat Nightwish konuşacaksam işe bu kara koyun ilk albümden başlamak daha mantıklı bir seçenek gibi geldi.

Genele hakim olan ve albümü diskografide ayrı bir yere koymamızı sağlayan folk hissi Lappi ile zirveye tırmanıyor. Tarja’nın varlığı nedeniyle hem ticari hem de müzikal gerekçelerle grubun kariyeri bambaşka bir noktaya gitti bu albümden sonra ve Lappi benzeri işleri bir daha göremedik ne yazık ki. Ancak burada Elvanpath dışında yoğun bir power metal hissi taşıyan başka bir şarkı yok bile neredyse; düpedüz folk bir albüm Angels Fall First ve Lappi da albümün tepe noktası resmen.

Nightwish’i üstünkörü bilenler, yalnızca son dönemini takip edenler veya hiç dinlemeyenler için ilginç bir deneyim olabilir Angels Fall First. Power, folk ve belki bir tık gotik metal severleri kendne çekebilecek, kusurlarıyla barışık olduğum bir albüm ve fazla laçka bulduğum için genelde uzak durduğum opera vokalli senfonik power metal dünyasından tamamen ayrı bir noktada duran, hiç banalleşmeden romantizmini yaşayan keyifli bir iş. Hatta prodüksiyon açısından biraz daha güçlü olsaydı Oceanborn‘u rahatlıkla sollardı bana kalırsa.

85/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.