Klasik Bir Cumartesi: Mayhem – De Mysteriis Dom Sathanas

Merhaba.

Literatür anlamında ve daha pek çok açıdan da dünyanın en önemli black metal grubunun MAYHEM olduğu konusunda hemfikiriz değil mi? Değilsek de önemli değil; siz haksızsınız demektir, haha.

Hemen de silahlarımı çekerek girdim yazıya ama söz konusu Mayhem olunca insan otomatik bir biçimde sivrileşiyor ister istemez. Artık sağır sultanın bile bildiği bazı sansasyonel gerçekler doğrultusunda insanların Mayhem algısında müzik ikinci plana itilmiş durumda; bunu kabul etmek gerek. Günümüzde cinayet, intihar ve kundakçılık üçlüsünden bağımsız bir Mayhem düşünmek ve salt müziğe odaklanmak hiç kolay değil. Kaldı ki grubun temellerini attığı şeylerin üzerine yapılmış yüzlerce albümün, aradan geçen yirmi beş yıl gibi bir zamanın ardından insanları ikna etmek de kolay değil. Fakat nostalji etmeninden, artık her detayına hakim olduğumuz o garip dönem karanlığından bağımsız bir şekilde -aslında çok da bağımsız değil; olan biten her şey albümün ruhuna etki ediyor çünkü bir noktada-, her ne olursa olsun tartışmasız bir gerçek var ki dünya üzerinde çok, çok az albüm De Mysteriis Dom Sathanas kadar black metal ve yeniden üretim noktasında çok daha az isim Mayhem’in 1994’te yarattığı bu kabus atmosferine yakın bir havayı katabiliyor müziğine.

Primitif ve hatta proto-black metale olan sonsuz sevgim, aslında 80’lerin ikinci yarısı ve 90’ların ilk yarısı boyunca yapılan birçok albümdeki amatörlükleri, eksiklikleri gözardı etmemi sağlamıyor. Eminim bu türe hayran pek çok kişi de böyle düşünüyordur. Yoksa herkes içten içe biliyor o deliler gibi sevdiği albümlerdeki kusurları ama teknik taraflardaki noksanları daha insani, ruha dokunan yerlerdeki başarılarıyla dengeledikleri için, amatör ruh denen hadiseye aşırı önem atfettiğimiz için, o gençlik ateşinin gazına çıldırdığımız için bu kadar coşuyoruz. Fakat söz konusu De Mysteriis Dom Sathanas olduğunda gerçekten de içten içe sineye çekecek, gözardı edecek herhangi bir eksiklik, kusur, amatörlük bulamamak beni dehşete düşürüyor. NASIL BU KADAR İYİ OLABİLİR YA?! Ehem… Sakinim.

Hellhammer‘ın günümüzde bile tekdüze hissettirmeyen, zil oyunlarıyla süslediği amanvermez blast-beat davulculuğunu veya MAYHEM’in alamet-i farikası olmuş lo-fi gitarları da ayrı ayrı övebiliriz ama De Mysteriis Dom Sathanas hakkında bir şeyler konuşulacaksa ilk olarak Attila Csihar’dan bahsetmek gerekiyor bence. Herkes gibi ben de Dead’in vokallerini farklı bir noktaya koyuyorum elbette ve Atilla’ya alışmanın hiçbir Mayhem hayranı için kolay olmadığını kabul ediyorum. Fakat büyük bir şansla geçen yıl TORMENTOR‘dacanlı izleme fırsatı yakaladığım Attila’nın bu albüme kattıklarını asla inkar edemeyiz.

Alışılmış sapkın black metal çığlıklarıyla karşılaştırıldığında, hatta Mayhem’in kopardığı fırtınalara oranla insanı rahatsız eden bir soğukkanlılıkta söylüyor Atilla ve bu durum kemiklerimi donduruyor. Özellikle müziğin yükseldiği, Hellhammer’ın durdurulamadığı anlarda bir anda konuşur gibi, vaaz veren bir tekniğe geçmesiyle ortaya çıkan zıtlık o kadar etkileyici ki. Sanki dışarıdan bir göz gibi Attila; Mayhem’in yarattığı bu kaotik kabusa dışarıdan, sakin bir gözle bakıyor ve şöyle diyor: Evet, boku yediniz. Mayhem dünyanızı karartmaya geldi ve bu konuda yapabileceğiniz hiçbir şey yok.

Tabii bu dehşetengiz havayı yaratan yalnızca Atilla’nın kendinden emin tavrı ve insanı perişan eden vokali değil. Dead’in kafayı ölümle bozduğu sıralarda yazdığı şarkı sözleri, Life Eternal‘dan (öldüğü gün yazdığını düşününce daha da çarpıcı bir hale geliyor) Funeral Fog‘a, Freezing Moon‘dan Buried by Time and Dust‘a kadar her şarkıda insanın kanını donduran bir salt gerçeklik çerçevesinde suratımıza çarpıyor. Pek çok grup din karşıtlığı yarışındayken, diğerleri ise içi dışına çıkmış göğüs kafeslerinden, paramparça olmuş uzuvlardan bahsederken Mayhem’in ölüm kavramı etrafında şekillenmiş, basit bir black metal yapısıyla çıkagelmesi De Mysteriis Dom Sathanas‘ı diğer pek çok albümden daha olgun gösteriyor. Dead gerçekten garip bir çocukmuş; umarım aradığı huzuru bulmuştur.

Geçmişe dönüp baktığımızda pek çok şey olduğundan daha büyülü gelebiliyor ve kimi gerçeklerin arkasındaki basit nedenleri bilmemenin getirdiği gizemlilik hissi eserlere değer katıyor şüphesiz ve bu bir noktada De Mysteriis Dom Sathanas için de geçerli. Elemanların kendi ceplerinden karşıladığı prodüksiyon masrafları dolayısıyla alınmış olması olası kimi kararlara ya da teknik detaylara girip bu gizemi ve albümün büyüsünü bozmaya niyetim yok. Kaldı ki Euronymous’un insanların aklını bulandırmak, şok etkisini körüklemek ve isyanı kuvvetlendirmek için kafasındaki vizyonu ne kadar başarılı bir şekilde hayata geçirdiği de ortada. Davulları bol ekolu geniş bir konser salonunda, gitarları ise küçücük bir odada kaydetmek istemesi bile bu işin arkasında ne kadar özenli bir fikir olduğunu anlamak için yeterli. Aynı şekilde sonradan Fenriz‘in de açıklayacağı şekilde, black metal gitaristliğinde standart olacak bir tekniği belirlemiş olması da ayrı bir detay. Kısacası De Mysteriis Dom Sathanas, şans eseri birbirini bulmuş kayıp birkaç gencin zincirsiz öfkesinin/isyanının amatör bir temsili değil; bu yaşam döngüsünde var olamayacak kadar sorunlu birkaç sapkın ruhun her anını zekice kurguladığı, tüyler ürperten bir terör saldırısı adeta. Life Eternal ve From the Dark Past gibi şarkılardaki Euronymous – Snorre ikilisinin çift gitar saldırısının saflığına değin(e)miyorum bile. Bugün bile çıkmıyor karşımıza böyle şeyler kolay kolay.

De Mysteriis Dom Sathanas, hakkında hiçbir şey bilmeden açıp dinlediğinizde bile black metal düsturunun hakkını sonuna kadar vererek insanı rahatsız eden, dehşete sürükleyen, korkunç bir albüm ve önümüzdeki ay yirmi beş yaşına basacak bu şaheseri tekrar bir anmak ve Metalperver okuyucusuna hatırlatmak istedim. Yeterince uzadı yazı ve bin kelimeye doğru hızla koşturuyoruz. Son olarak yazı boyu uzak durmaya çalıştığım konulara dalarak hazır sona gelmişken şu minicik detayı da hatırlatayım:

Helhammer, Euronymous’un ailesine söz vermiş olmasına rağmen (bildiğiniz üzere 1993’te ölüyor Euronymous, albüm ise 1994’te yayımlanıyor) Count Grishnackh’ın bas gitarlarını tutuyor kayıtta ve günün sonunda hasta bir ruhun hayatına son vereceği gün yazdığı bir şarkıyı, sonradan bas gitaristin gitaristi öldürdüğü bir ekipten dinliyoruz. Üstelik şarkının sonunda No one will ever miss you, dese de aradan geçen yirmi beş yılın ardından bile milyonlarca insan Dead’i, Euronymous’u ve eski Mayhem’i özlemeye devam ediyor… Yuh.

100/100


PATREON üzerinden Metalperver’e destek olabilir, avantajlarından yararlanabilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkürler.

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Klasik Bir Cumartesi: Mayhem – De Mysteriis Dom Sathanas” için 5 yorum

  • 27 Nisan 2019 tarihinde, saat 22:54
    Permalink

    Dead ölmeyeydi diye ağlamanın lüzumu yok. Attila’nın vokali bu albümün en iyi yanlarından biri. albümün mistik ve karanlık dozunu arttırıyor.Attila’sız dom sathanas…düşünemiyorum.

    Yanıtla
  • 29 Nisan 2019 tarihinde, saat 10:26
    Permalink

    Bu sabah 8.30’daki enfeksiyon servisi vaka toplantısına yetişmek için yola çıktım. 8.30da servisin önündeydim ve kapanış şarkısı çalmaya başladı. Sol tarafımda servis, sağ tarafımda ise yıkılıp yeniden yapılmakta olan fakültenin en bakımsız yeri olan ve içinde morgu da bulunduran arşiv vardı. Daha önce de oraya yolum düşmüştü ama morgun kapısı hep kapalıydı. Sağa doğru yürümeye başladım. Hava serin olmasa da yerin altında cereyan yapan bir yer olduğundan olsa gerek, sürekli serin bir rüzgar esiyordu koridorda. Onyıllardır binlerce kişinin ameliyattan çıkan parçalarını mikroskop altında inceleyerek kiminin ölüm fermanını veren, kimini ise beraat ettiren patologların çok da itinayla yazmadığı raporlarının olduğu patoloji arşivini geçtim. Morgun kapısı açıktı. Okul taşındığı için içeride “kimse” olmadığını biliyordum. Yine de bir içgüdüyle içeri girdim. Şarkı bitene kadar oturdum, sonra kalkıp toplantıya gittim.

    Düz tıp öğrencisi olduğum için toplantıda rol almıyorum ama birine ölüm fermanı verildiğinde bunu anlayabilecek bilgim var. Birine ölüm fermanı verildi.

    Toplantıdan sonra vizite çıktık ve hocamıza ödevleri sunduk. Şakalar espriler eşliğinde güldük. Bir sigara içmek için dışarı çıktım. Şimdi bunu yazarken karşımda bir cenaze arabasına tabut bindirdiler. Kemerle bağladılar düşmesin diye.

    “No one will ever miss you…”

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.