Exumer – Hostile Defiance

Merhaba.

Bazen insan düşünceyi sıfırlamak, kendini akışın içine bırakmak istiyor. Adrenalinle sarmalanmış ve modern insan kimliğinden sıyrılmış bir halde, yalnızca yaşamak için yaşanan o anların tadı gerçekten bir başka oluyor. Şöyle Avrupa’nın göbeğinde bir yerlerde toplanmış binlerce metal kafayla birlikte tepinmek, oradan oraya savrulmak ve sahneden seyircinin üzerine doğru yayılan o saf enerjinin coşkusuyla kendinden geçmek gibisi var mı? Bence de yok. Peki bunun için thrash metalden daha iyi bir seçenek olabilir mi? Yani, oladabilir tabii ama durun şimdi, girdik bir yola.

Thrash metalin altın çağını çoktan arkamızda bıraktığımız bir gerçek ve her ne kadar yeni pek çok grup modern tınılar ekleyerek ya da tamamen gelenekselci takılarak thrash metal alevini canlı tutmaya devam etse de eskinin devasa thrash metal albümlerine benzer eserler ile karşılaşma olasılığımız, zamanında o albümlere imza atmış olan büyük isimler söz konusu olduğunda bile artık biraz düşük. Buna karşın thrash metal öylesine saf bir metal türü ki -hatta bana sorarsanız metalin en saf hali olabilir thrash- ortalamanın biraz üzerindeki herhangi bir albüm bile insanın kan basıncını yükseltip yumruğunu sıktırabiliyor, patlamaya hazır bir bombaya dönüştürebiliyor. 1985’te kurulmuş olmasına rağmen birkaç defa dağılıp birleştiği için dönemdaşları kadar adından söz ettirmeyi başaramamış Alman grup Exumer’in yeni albümü Hostile Defiance böyle bir etki yaratıyor mu, şimdi ona bir bakalım.

Kısa bir ana rif tanıtımı sonrasında bam güm davullar ve İstanbul doğumlu Mem Von Stein (Mehmet Zendut)’ın çığlıklarıyla insanın suratında patlayan Hostile Defiance, ilk on saniyesi içerisinde şakasız bir albüm olduğunu hissettiriyor. KREATOR ve DESTRUCTION severlerin anında ısınacağı türden, at koşturan bir prodüksiyon ve groove anlayışının yanı sıra Bay Area ekolünün, özellikle EXODUS kafalarının etkisiyle de tıpkı gaz bir konserde olduğu gibi daha neler olduğunu kavrayamadan birkaç şarkıyı geride bırakmış oluyorsunuz. Ateş ederek geliyor Exumer üzerimize ve bu konuda yapabileceğimiz pek bir şey yok, haha. Fakat açılıştaki isim şarkısını geçmek biraz zor; en azından ben fena takıldım. Solo gitar farklıyla Kreator’a yetişemese de çok daha fazla bilinmesi gereken bir şarkı.

Yalnızca nakaratında nefes alan ve kalan bölümlerde kuduz bir köpek gibi saldıran Exumer’in agresif ve yüksek tansiyonlu tavrı, ikinci şarkı Raptor ile daha keskin bir hal alıyor. Biraz daha net ve kavgacı rifler, elemanların her an birilerinin kafasında bira şişesi kırabilme potansiyelini gözler önüne seriyor. Tabii benzer yapılara sahip, kırk yıldır değişmeyen bir formülün çıktısı olan besteler ile bir noktada başka bir albüme geçmek isteyenler olabilir ama gelenekselci yapıda kalmasına rağmen güçlü ve taze hissettirebilen iyi bir thrash albümü dinlemek istiyorsanız, daha ilk iki şarkıdan doğru yere geldiğinizi hissettiriyor Hostile Defiance. Maskülen, gürültülü, hobi olarak arkadaşlarıyla kavgaya tutuşabilen bir albüm bu ve gitarları öne çıkaran güçlü kayıt da bu karakteri destekliyor. Daha duyulabilir, varlığını hissettiren bir bas gitar ile daha da kalıplı ve ürkütücü bir şeye dönüşebilirmiş gerçi; bir çıt kırıyorum puanını Exumer’ciğim.

Yine şarkılara dönecek olursak; akıllara tozu dumana katan dev circle pit’leri getiren, thrash metalin dibi sözleriyle yumrukları havaya kaldırıp tear it down! diye haykıracağınız King’s End, albümün sonuna doğru artık nefesinizi toplamaya çalışırken insanı resmen tuzağa düşüren Trapper (artık bu şakaları da yapıyorum ya bazen, ne yapayım) ve en azından kapanış şarkısı olduğu için uslu duracağını sananların fazlasıyla yanılacağı Splinter, albümün diğer yüksek oktan iticilerinden ama aradaki şarkılarda bir doldurma hissinden, yapktık olduculuktan söz etmek mümkün değil

Bir tık zayıf kalan solo gitar, ana rifler dışındaki detay riflerin vasata düşmesi, biraz tekrar sorunu ve biraz da kişisel tercihlerle alakalı olmasına rağmen bas gitarın geri planda olması dışında Hostile Defiance ile ilgili eleştirebileceğim pek bir şey yok. Günün sonunda yaşını başını almış ve kurallara fazlasıyla bağlı bir grubun elinden çıkan, Alman ekolüyle Bay Area arası bir yerlerde duran pat-küt bir thrash albümü bu ve alıcısı da belli zaten. Fakat bu yıl thrash adına hiç fena gitmiyoruz aman nazar değmesin.

84/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.