Devin Townsend – Empath

Merhaba.

Bence biz Devin Townsend’i hak etmiyoruz. Steve Vai’nin keşfettiği ve yirmi yılı aşan bir süredir zilyon farklı projede üretmeye devam eden bu dahi Kanadalı, kendi projeleri bir yana, SOILWORK‘ten IHSAHN‘a, LAMB OF GOD‘dan GOJIRA‘ya pek çok grupla birlikte çalışmış, destek olmuş, prodüktörlük yapmış, her anlamda metalin içinde, metali yaşayan ve yaşatan, Otostopçu’nun Galaksi Rehberi’nin insana dönüşmüş hali gibi bir şey ve bence biz onu gerçekten hak etmiyoruz.

En son 2007’de, Ziltoid the Omniscient gibi dünyanın en kırık konsept albümlerinden birinde bıraktığımız Devin Townsend (tabii o on iki yıl içinde Devin dünyanın müziğini yaptı başka isimler altında; hatta biraz hayal kırıklığı yaratan Ziltoid 2‘yi bile çıkarmıştı 2014’te hatırlarsanız) Devin Townsend Project‘i sonlandırıp özüne döndükten sonra tamamen kendine dönmüş olacak ki bütün müzik birikiminin bir özeti şeklinde nitelendirilebilecek Empath ile kafasındaki fikirleri bizim de anlayabileceğimiz bir biçimde müziğe dökerek bir kez daha dehasını konuşturmuş sonunda. Çünkü kabul edelim bazen ne amaçladığını, nereye varmak istemekte olduğunu kendi bile tam bilmiyormuş gibi görünüyor.

Tabii özet diyorum ama aslında yetmiş beş dakika süren kocaman, dolu dizgin bir albüm Empath. Yalnızca süresiyle değil, içeriğiyle de gerçekten dolu dolu. Tabii Devin Townsend müziğine alışkın olanlar için yeni bir bilgi değil bu ama ilk defa dinleyecekler için, ismini duyup bu sevimli keltoşun fantastik dünyasına henüz adım atmamış olanlar için pek kolay bir albüm değil. Çünkü bam-güm blast-beat davullardan death metal şovlarına, katman katman klavyeli disko müziklerinden orkestral pop düzenlemelerine kadar ne ararsanız var Empath‘te. Albümün kapanışındaki yirmi üç dakikalık epikoğulları sponsorluğunda evinize ulaşan Singularity manyaklığına girmiyorum bile. İnsan dinleyecek bunu be kardeşim; az ufak yap (tabii aslında kısım kısım ayrıldığı notunu da düşelim).

Zıtlıklar üzerine kurulu müziği içerisinde düzenleme dehasını konuşturarak bir şekilde alakasız bölümleri mantıklı bir bütün yaratacak şekilde bağlamayı beceriyor Devin Townsend. Şimdilik favori şarkım olan Evermore ve tüm albümü, Devin’in zihnini özetleyen Genesis‘in yanı sıra albümün en sert anlarını barındıran Hear Me‘nin hemen arkasından yaylılar ve minnoş vurmalılar eşliğinde, arkada cıvıldayan kuş sesleriyle beraber adeta Disney dünyasına adım attığımızda hiç şaşırmadım mesela ama ilk defa Devin Townsend dinleyenlerin sigortaları tutuşacak, trafolarına kediler kaçacaktır eminim. Bugün ikidir siyasi şaka yapıyorum ama hakkımızda hayırlısı.

Genel olarak Devin Townsend müziğinde hoşlanmadığım tek şey olan ve dinleme sürelerimi azaltan prodüksiyon tercihleri, Empath‘te nihayet biraz toparlanmış. Dinamik aralık fikrine uzak bir adam Devin. Bunu nasıl anlatacağımı tam bilemiyorum ama en basit, en uyduruk tabirle düşük sesleri yükseltmek adına müziğin doğallığını baltalamaktan çekinmiyor. Hali hazırda yüksek olanlar ise gidecek daha yüksek bir yer olmadığı için sıkışmalar başlıyor ve bütün kanallar aynı düzeyde öne çıkmak için çabalayıp dururken müzik rabarbaya dönebiliyor bir noktada. Biraz kayıt bilenler, ses mühendisliğinden anlayanlar lan bu böyle mi anlatılır, diye sövüyorlar muhtemelen ama yorumlar açık, güzelce anlatın da öğrenelim. Neyse ki Empath tölare edilebilir bir seviyede bu açıdan ve diğer bazı Devin Townsend albümleri gibi insanı dayak yemişe çevirmiyor. Yine de ara sıra her şey birbirine giriyor ne yazık ki.

Karmaşık müziğin arasından sıyrıldığı anlarda, son yıllarda iyice olgunlaşan vokaliyle geniş bir yelpazede detaylı bir anlatı sunuyor Devin ve albümün duygusal boyutunu zenginleştiriyor. Anneke van Giersbergen ve Chad Kroeger gibi isimlerin vokal desteğini, DECREPIT BIRTH‘ün azman davulcusu, YouTube dünyasından da tanıyabileceğiniz Sam Paulicelli’yi ya da solosunu atıp giden Steve Vai gibi isimleri de unutmayalım; yok yok her zamanki gibi yani.

Gözlemlediğim kadarıyla büyük bir kesimin görmezden geldiği, kurcalamaya üşendiği ya da mizahi yönünden dolayı yeterince metal bulmadığı Devin Townsend’in mirasını daha da değerli bir hale getiren, progresif metalin modern yüzünü kendine has bir biçimde yansıtmayı başaran, mis gibi bir albüm Empath. Bam-güm metale ara verdiğiniz zaman mutlaka bir göz atın derim. Umarım dinleyen çıkar.

85/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Devin Townsend – Empath” için bir yorum

  • 9 Nisan 2019 tarihinde, saat 21:11
    Permalink

    İşte bu, bayadır beklediğim bir incelemeydi. Ne yazık ki Türkiye’de çok tanınan bir adam değil.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.