Aoratos – Gods Without Name

Merhaba.

Akhlys, Excommunion veya Nightbringer gibi isimlerden tanıyabileceğiniz, Amerikan yeraltı black metal ortamlarında sayılan ve sevilen bir isim Naas Alcameth. Yer aldığı bütün projelerde kalbur üstü sayılabilecek işlere imza atan Naas, hepsinde de kaotik bir black metal yapıyor ve 2017’de duyurup ilk albümünü geçtiğimiz haftalarda yayımladığı yeni projesi Aoratos da bir istisna değil.

Naas’ın müziğine karşı biraz temkinliyim; Akhlys’de yaptıklarını sevsem de Nightbringer’a o kadar ısınamadım hiçbir zaman ve böyle on tane ayrı projede benzer işler yapmaya devam eden müzisyenlere karşı da mesafeli olduğumu itiraf etmeliyim. Ayrıca açık söyleyeyim; Gods Without Name için ilk tahminlerim son dönemde black metal adına ne çıkarsa çıksın aklını yere göğe sığdıramayan, modern klasik kabul eden kitlenin yükselttiği bir albüm çıkabileceği yönündeydi. Neyse ki Aoratos, müzikal ve ruhani açıdan epey sevdiğim Akhlys’e daha yakın duran bir proje ve Gods Without Name, birkaç dinleme sonrası dört bir yandan sıkıştırmaya, insanı nefessiz bırakmaya başlıyor. Fazla maruz kalanların ancak anneanne evindeki aşırı ilgi ve sevgi seanslarının tedavi edilebileceği türden derin yaralar açıyor insanın ruhunda.

Sinematik bir albüm Gods Without Name. Bu ne demek? Dört dakikaya yaklaşan girişiyle tonu belirledikten sonra inişli çıkışlı bir grafik dahilinde dinleyiciye bütünlüklü bir anlatı sunuyor demek. Arada tüm enstrümanların sustuğu ve önden ortamın hazırlandığı ürkütücü, kabus hissini körükleyen pasajlar ile dolu demek.

Kabus demişken, sırtını post-rock dünyasının sis-pus yaratma oyunlarına dayamadan, black metalin temel prensiplerini kullanarak canavar gibi bir atmosfer yaratmış Naas. Her ne kadar gitarlarda aynı kaos ve boku yedik hissini veremese de genel atmosfer içinden çıkılması imkansız bir kabus gibi gerçekten. Naas’ın üst üste bindirdiği, bulunduğunuz ortamı yankıdan sarsan enfes çığlıkları, doğru anlarda patlayan ve karambolden uzak, net blast-beat davullar, albümün başında kullanılan kalıpların sonlara doğru yeniden karşımıza çıkması, ana gitarın arkasında nadiren kendini hissettirse de Thresher gibi işlerde birden ortaya çıkıp boyut katan synth meselesi; hepsi bu çarpık atmosferi besleyen, ustalıkla albüme yerleştirilmiş parçalar.

Naas’ın ilk dikkat çeken tercihlerinden biri de bol bol tom içeren, arada büyük boşluklar bırakıp nefes aldıran türden davullar bence. Portekizli Menthor’dan destek almış bu konuda ama eminim davulların nasıl olması gerektiğiyle ilgili vizyonunu paylaşmıştır Menthor ile. Bu arada davul kaydıyla beraber genel prodüksiyon kalitesi açısından da akıyor Gods Without Name. Belki biraz daha tok bir prodüksiyon olabilirdi diyeceğim ama bu sefer de o gerçeküstü hal, o kabus havası dağılır mıydı, bilemiyorum. Yine de Prayer of Abjection‘ı biraz daha baslı, biraz daha yoğun bir şekilde duymak ve yorganın altına saklanmak isterdim sanki.

Prayer of Abjection sonrasındaki Dread Spirit of the Palace da neredeyse dört dakika boyunca düşük tempoda, atmosferik bir şekilde ilerlediği için bu dakikalarda biraz güç kaybediyor bence Gods Without Name, zira devamında da kısa bir blast-beat sonrası orta tempoda kapanıyor bu şarkı ve ardından da tamamen atmosferik Parallax, Pt.2 geliyor ve albüm sona eriyor. Bu kadar yoğun ve güçlü bir albümü bu kadar keskin bir şekilde vites düşürerek kapatmak iyi bir tercih mi, emin değilim. Demin de bahsettiğim, ilk altı şarkıda yaratılmış o coşkuyu, şaşkınlığı ve neler oluyor hissini kaybediyor biraz ve etkisi azalıyor.

Gods Without Name çok iyi bir albüm, ona şüphe yok. Naas sonlardaki düşüşü yaşatmasa Aoratos anında Akhlys ile beraber anacağım bir isme dönüşecekti ama bu haliyle hala Akhlys’in biraz altında. Yine de şimdilik 2019’un en sağlam black metal eserlerinden biri ve sene sonunda en iyileri arasında olur mu bilemem ama en azından yılın kaliteli black metal albümlerinden biri olarak anılacağı kesin.

85/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Aoratos – Gods Without Name” için 2 yorum

  • 5 Nisan 2019 tarihinde, saat 11:08
    Permalink

    Isınabildiğim ilk Naas Alcameth işi oldu bu. Güzel yardırmış adam.

    Anneanne evine hala ulaşabilen biri olarak bir de orada deneyim albümü dinlemeyi.

    Yanıtla
  • 5 Nisan 2019 tarihinde, saat 16:28
    Permalink

    Bu Naas Alcameth denen eleman kadar nefessizlik hissini güzel yansıtan müzisyen çok az. NIGHTBRINGER’a ben de çok ayılıp bayılmasam da son yıllarda merakla takip ettiğim birkaç elemandan bir tanesi bu (bir diğeri de CHAOS MOON adamı Alex Poole – yeni projesi RINGARË de çok iyi). Bu albüm de şimdilik yılın en iyilerinden biri benim için FUNEREAL PRESENCE ve DRASTUS albümleri ile birlikte, black metal için erik gibi sene oluyor.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.