Röportaj: Varathron

Merhaba.

Metalperver iftiharla sunuyor gerçekten; Rotting Christ ve Necromantia ile birlikte Yunanistan ekstrem metal sahnesinin fitilini ateşleyen The Unholy Greek Trinity‘yi oluşturan Varathron’un kurucusu Stefan’a aklımdakileri sorabildiğim için çok mutluyum. Stefan da sağ olsun hiçbir soruyu geçiştirmeden, dolu dolu yanıtlar vererek bir kez daha saygımı kazandı. Hiç uzatmayayım, işte karşınızda Stefan ve Varathron!


Korhan: Selam, Stefan. Seni Metalperver’de ağırlamak benim için bir şeref. Varathron’un son albümü ben ve pek çokları için 2018’in en iyilerinden biriydi ve her ne kadar Varathron 30 yıldır aktif olsa da hala yeraltına ait bir grup. O yüzden küçük bir tanıtım ile başlamaya ne dersin? Özellikle artık 2019’dayken, Varathron senin için ne anlam ifade ediyor?

Stefan: Selam, dostum! Desteklerin için çok teşekkür ederim. Varathron, 1988 yılının yıldızsız bir akşamında, bütün cadılar ona seslenirken ve toprak günahkar yağmurlarla yıkanırken ortaya çıktı. İlk demomuz Procreation of the Unaltered Evil’ı Ekim 1989’da yayımladık ve ardından 1990’da ikinci demo Genesis of a Apocryphal Desire geldi. İlk şaheser His Majesty at the Swamp ise Kudretli Olan’ın takdiriyle beslendiğimiz o doğru anda, 1993 yılında ortaya çıktı! 1995 yılında ikinci opus Walpurgisnacht ise okultizmin apokaliptik manifestosuydu. Ardından albümler yayımlamaya devam ettik elbette ama kadrodaki değişiklikler tabiri caizse “veba” gibi üzerimize çökmüştü. 2004 yılında Crowsreign ile birlikte kadromuz yeniden eski gücüne kavuşmaya başladı ve 2012’deki küçük bir değişikliğin ardından nihai, ölümsüz kadromuza kavuştuk. Böylece dünyanın dört bir yanında turlamaya başladık ve aldığımız sonuçlar bizi çok memnun etti.

2019’da ise Varathron benim için brutal bir canavar; kudretli canlı performansların ve özellikle de muhteşem son albümümüzün tüm gücünü kullanarak kötülüğün manifestosunu dünyaya yayan bir canavar. Varathron, ortak bir amaç ile tek bir kalbe sahip, karanlığa hizmet eden beş savaşçının ruhunu yansıtıyor.

Korhan: Varathron albümleri Helenistik Black Metal sahnesi için mihenk taşı sayılabilecek albümler ve 2014’te yayımlanan Untrodden Corridors of Hades de sağlam, karanlık ve güçlü bir albümdü. Fakat hiçbiri Patriarchs of Evil kadar güçlü bir etki yaratmadı açıkçası. Albümün bu kadar büyük ses getireceğini tahmin etmiş miydin? Ouroboros Dweller (The Dweller of Barathrum)’u ilk defa dinlediğimde “Siktir, bu Bathory black metaliyle Orta Doğu black metalinin olabilecek en iyi birleşimi!” diye çıldırdığımı hatırlıyorum, haha. Beste ve kayıt süreçlerinden bahseder misin biraz?

Stefan: Biliyorsun ben Bathory, Hellhammer/Celtic Frost, Death, Venom’daki gibi adamlar müzik yapmaya başladıklarında oradaydım. O yüzden de bu sound yıllardır benim ruhuma işlenmiş durumda. Untrodden Corridors of Hades sonrasında hemen yeni albüm için çalışmalara başladık. Turnedeyken bir sürü insanın eskinin ihtişamına, ruhuna sahip yeni şarkılar istediklerini fark ettim. Ayrıca 30. yılımızı kutluyorduk geçmişteki albümlerimizde var olan bazı özellikleri ve o müphem atmosferi yeni albümümüze taşımak istedik. Böylece daha “taze” fikirlere odaklanmamıza rağmen kendi geçmişimize ait bir “bakış açısı” ile yaklaştık yeni albüme. Sonuç muhteşem oldu ve bize bağlı dostlarımızdan ve dünyanın dört bir yanından aldığımız geri dönüşler gerçekten etkileyiciydi. Yazdığımız en kısa riften albümün kapak seçimine kadar titizlikle ve çok çalışıyoruz ve karşılığında bize destek olan, metalden bir kalbe sahip herkese çok saygı duyuyorum!

Korhan: Geri dönüp baktığında Varathron’un üç koca on yılı devirmesiyle ilgili neler hissediyorsun? Elbette bazı iyi ve kötü günler yaşanmıştır ama bugün aynı olay yaşansa tamamen farklı şekilde davranacağın ya da farklı bir karar alacağın spesifik bir an hatırlıyor musun? İçinde hala aynı ateşin yandığını görmek zor değil, ama hiç yorulduğun ya da Varathron’un artık gündelik bir işe dönmeye başladığını hissettiğin bir dönem oldu mu?

Stefan: Muhteşem şeyler yaşadım, adamım. Elbette bazı kötü hatıralarım da var ama bu her grupta yaşanan “tipik” meseleler ve en önemlisi tutkuyla yaratmaya devam etmektir ve bu tutku beni hiçbir zaman terk etmedi. Aksine karşılaştığım tüm zorlukların üstesinden gelmek ve ölümsüz olmak için çalışmaya devam etmek için bana güç kattı. Şu anda kendimi o kadar güçlü hissediyorum ki -neden bahsettiğini biliyorum, o ateş sonsuza kadar yanacak, dostum-. 2000’lerin başında, tek başıma kaldığımda bile pes etmedim. Kendi yaşadığım yer olan Ioannina’da yeni grup elemanları aramaya başladım ve orada gitaristim Achilleas’ı buldum. İkimiz beraber yeniden grubu “inşa” etmeye başladık. Tabii ki kendime ait bir hayatım, ailem ve işim var ama grubum benim bir parçam; damarlarımda akan kan kadar önemli bir parçam üstelik, o yüzden de ölene kadar asla yorulmayacağım ve bıkmayacağım. Ayrıca yaptığım işler de bunun doğruluğunu gösteriyor. Artık kendi grubum Varathron dışında üç farklı grubum daha var: Katavasia, Funeral Storm ve Zaratus!

Korhan: Bahsettiğin diğer gruplara da mutlaka bakacağım. Şimdi de biraz müziğinin temalarından bahsedelim istiyorum. Okültizm, Varathron’un kimliğini oluşturan önemli bir olgu ve Varathron’un ağırbaşlı bir duruşla Karanlık Lord’a hizmet ettiğini, en azından Boynuzlu Adam’ın arkasındaki fikirleri benimsemiş olduğunu gözlemlemek mümkün. Bugünlerde hala okültizm etrafında şekillenmiş bir hayat yaşamanın mümkün olduğunu düşünüyor musun? Eğer öyleyse gündelik yaşantına etkisi nasıl oluyor?

Stefan: Varathron, emekleme aşamasından bugüne kadar her zaman karanlığa adanmış bir grup oldu. İş hayatı, sorumluluklar ve yaşadığımız türlü sıkıntılar okültizme hizmet etmeyi, onun etrafında şekillenen bir yaşamı sürdürmeyi zorlaştırıyor elbette. Yine de karanlık inanç fikirlerine, inancına ve düşüncelerine işler, bu yüzden de Kudretli Olan’a hizmet eden bir hayat yaşamak gayet mümkündür. Okültizm manifestosunu bilmeyen, prensiplerine alışkın olmayan ve sahte söylemler ile günümüz toplumuna kendini pazarlamak için okültizmi “kullanan” kişiler için bunu anlamak zordur. Günümüzde her şey birbirine girmiş durumda ve politika ile polis, söylenen yalanlara ve sahte inanış sistemlerine karşı bir kurtuluş arayan herkesin karşısında durmaya devam ediyor. O yüzden bizim söylemimiz her zaman aynıdır: “Yalnızca Ölüm gerçektir!” ve biz her ne olursa olsun son ana dek savaşmaya devam edeceğiz!

Korhan: Norveç’teki gruplar soğuk, donuk ya da tam tersi kontrolsüz ve patlayıcı İskandinav black metalini yaratırken siz, Necromantia ve Rotting Christ ile birlikte The Unholy Greek Trinity olarak daha dengeli ve müzikal açıdan kapsayıcı olan Helenistik black metali yarattınız. Hala piyasadaki diğer gruplarda olan bitenleri takip ediyor musun? Örneğin Rotting Christ’ın son albümünü dinleme fırsatın oldu mu?

Stefan: Evet, sana fazlasıyla katılıyorum. Biz benzeri olmayan bir metal stili bulduk ve tuhaf, ürkütücü unsurlarla gizemli ve atmosferik gitar riflerini birlikte kullandık. Biz kötücül üçlüyüz ve elbette geçmişten gelen kardeşlerimle, diğer iki gruptan elemanlarla hala irtibat halindeyim! Umarım Magus da yakın gelecekte bizler gibi yeni bir şeyler yayımlar ve Rotting Christ’ın yaptığı şeyler hala gayet iyi bence.

Korhan: Peki genel olarak black metal sahnesini takip ediyor musun? İzlanda, Fransa ve Polonya gibi ülkeler, nihilist ve kaotik müzikleriyle adeta piyasada egemenliklerini ilan ettiler. Genç jenerasyonların black metalinden keyif alıyor musun? Ya da tematik ya da müzikal anlamda black metale kattıkları şeyleri onaylıyor musun?

Stefan: Ben aynı zamanda “Twilight Zone” adındaki bir radyo programının yapımcısıyım, o yüzden de uluslararası piyasada yeni çıkan metal albümlerinin birçoğuna kulak kabartıyorum. Tutkuyla çalan, özel bir şeyler yaratmak için uğraşan birçok yeni grup ile karşılaşıyorum ve bu harika bir şey! Piyasaya pompalanan taze kanlar ile black metal sahnesi yaşamaya devam ediyor! Avrupa piyasası dışında Malezya, Singapur, Brezilya, Şili, Meksika ve Ekvador’da da müthiş bir metal piyasası var. Oradaki metal kardeşlerimizi de buradan selamlamalıyız; sonsuza dek var olacağız!

Korhan: Lords of Chaos filmi hakkındaki fikirlerini de merak ediyorum açıkçası. Filmi izledin mi? Norveç’teki elemanları tanıdığını biliyorum ve bence film sinema çerçevesinden çıkıp müziğe ve olaylara odaklanınca gerçek bir amaca hizmet etmeyen, toplum karşıtı hareketin köklerini göstermekten uzak, ticari bir saçmalıktan başka bir şey değildi. Saçma sapan çocukların sonsuza uzayan dramlarına şahit olduğumuz ucuz bir MTV şovu gibiydi, anlarsın ya.

Stefan: Evet, filmi seyrettim ve söyleyeceklerim şunlar: O film boktan bir Hollywood filmi ve metale ilişkin gerçek bir belge değil. Demo günlerimizde kardeşim Dead ve Euronymous ile pek çok defa konuşmuştuk. Gerçekte olanlar o filmde gösterilenlerden çok daha farklı ama gerçekler ne yazık ki sen ben gibi birkaç kişinin umurunda sadece, çünkü insanlar kendilerini pazarlama dalgalarına kaptırmış bir kere, anlıyor musun? Sadece şunu söyleyeceğim: Dead’e, Euronymous’a ve Mayhem’e her zaman için sonsuz saygı duyuyorum, çünkü onlar black metal sahnesinde pek çok şeyin öncüleri oldular! İşte o kadar!

Korhan: Gelecek hakkında konuşmak için biraz erken belki ama ilerisi için Varathron hakkında öngörülerin neler? Kaldığınız yerden devam mi edeceksiniz, yoksa müziğiniz değişecek mi? En azından Agonia ile çalışmaya devam etmeyi düşünüyor musun, mesela? Varathron nihayet doğru plak şirketini bulmuş gibi görünüyor, haha.

Stefan: Plak şirketimizden memnunuz ve yakın zamanda yeni bir anlaşma için masaya oturacağız sanırım. Müzikal olarak ise sanıyorum Patriarchs of Evil’ın bulunduğu yolda yürümeye devam edeceğiz ve kendi köklerimize bağlı kalmayı sürdüreceğiz. Son albümde geçmişten gelen pek çok farklı şey vardı ve günahkar metalin geçmişten gelen görkemli ruhunu yeniden dirilttiğimize inanıyorum. Ayrıca biz bu müziğin, bu bakış açısının öncüleriyiz ve sonun kadar inandığımız şeye hizmet etmeye devam edeceğiz!

Korhan: Bunu röportaj yaptığım bütün gruplara soruyorum; daha önce Varathron’u duymamış bir dinleyiciye Varathron’un her albümünden bir şarkı önerebilir misin?

Stefan: Hmm, sanıyorum onu bir Varathron konserine davet etmem daha iyi bir seçenek olurdu, çünkü orada tüm iyi şarkılarımızı çalıyoruz! Fakat özellikle ilk iki ve son albümümüze dikkat!

Korhan: Sanırım hepsi bu kadar, Stefan. Metalperver sayfalarında seni ağırlamak gerçekten bir zevkti. Umarım sen de sorulardan keyif almışsındır. Okurlar ve hayranlar için son sözlerin ya da bir mesajın var mı?

Stefan: Müthiş desteğin için çok teşekkürler! Kara alevin yayılması için çalışmaya devam edin ve yaklaşmakta olan şeyden sakının! Kötülüğün patrikleri günahkar mesajı yaymaya devam edecek! İlelebet! Oradaki bütün metal manyaklarını selamlıyorum; umarım gelecekte Varathron konserlerinde görüşürüz!


Her zamanki gibi düşüncelerinizi yorumlara yazmayı, bu ve sitedeki diğer yazılar hoşunuza giderse sağda solda paylaşmayı ihmal etmeyin. Metalperver içeriğinin katlanarak çoğalmasını ve zenginleşmesini arzu ediyorsanız PATREON üzerinden bağışta bulunabilir, abone olabilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkürler.

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Röportaj: Varathron” için 2 yorum

  • 31 Mart 2019 tarihinde, saat 02:03
    Permalink

    gruptan bu zamana dek bihaber yaşıyormuşum, kendime kızmakla grubun ilk iki ve son albümüne kulak kabartma arasında gidip geliyorum. sanırım ikincisini seçeceğim.

    Yanıtla
  • 5 Nisan 2019 tarihinde, saat 16:31
    Permalink

    Yalnızca adamın bunca senedir tutkusunu hiç kaybetmemiş olması bile muazzam – o kadar belli ki verdiği cevaplardan hala bu işler için ne kadar heyecanlı olduğu. Çürüyen İsa’cılar bakıp feyz alsalar azıcık keşke.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.