Sermon – Birth of the Marvellous

Merhaba.

Progresif metalin melankoliye yaklaşan tarafına konumlanmış yepyeni bir isim Sermon. Tek kişilik bir oluşum olan Sermon’dan sorumlu şahıs hakkında çok az bilgiye sahibiz ama bildiklerimiz ve Birth of the Marvellous, Sermon hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapmak için fazlasıyla yeterli.

Baştan sona davulun hakim ve egemen olduğu bir albüm Birth of the Marvellous ve her ne kadar progresiflik açısından çok özellikli olduğunu iddia edemesem de dinamik, tempolu ve dolu dolu bir davuldan söz etmek mümkün rahatlıkla. Bu arada davullarda VADER‘dan James Stewart olduğu yazıyor bir-iki yerde ama bu bilgiyi teyit edemedim. Kırk dakikalık çalma süresi içinde nadiren daha kirli bir tona geçen ve bunun dışında sık sık KATATONIA -kimi anlarda Devon Graves ismi de anılabilir bu arada- ismini akıllara getiren vokaller ise Sermon’un bir diğer itici gücünü oluşturuyor. Vokaller melankolinin tonunu belirlerken davullar ise anlık ruh hallerinin özgürce dışavurumunu yansıtıyor gibi.

Vokalin ön planda olması, albüm kapağı, progresif ama melankolik yapısı akıllara hemen son dönemin yükselen yıldızı SOEN‘i getiriyor ama açıkçası Sermon, gitar işçiliği ve vokal melodileri açısından Soen’e yetişemese de duygusal açıdan kimi anlarda Soen’den bile daha baskın bir karakter sergiliyor. Albümün üzerine bu denli yoğun biçimde çöken hüzün ise öğrendiğime lanet ettiğim ve farkındaysanız albümü dört nala incelememe, bir an önce yazıp kurtulmak istememe neden olan bir arka plana sahip olmasından kaynaklanıyor. Derin bir nefes alın:

Ölümcül bir hastalığa yakalanan ve palyatif, yani hasta ile yakınları kaçınılmaz bir sona doğru ilerlerken onların fiziksel, psikososyal ve psikolojik acılarını dindirmeye odaklanan bir bakım süreci içerisindeki bir baba ve oğlu… Keşke bu sadece albümün konsepti olsaydı ama ne yazık ki gerçeğin ta kendisiymiş ve babası da kendisi de dini insanlar olmasalar da Birth of the Marvellous‘taki dini motifler de bu bakım sürecinde sıklıkla sonraki yaşamdan, orada bulunacak huzurdan vs. bahsedilerek hastaların rahatlatılmaya çalışılmasından geliyormuş. The Wandering Jew adındaki bir mitten esinlenmiş Sermon ve her ne kadar albümün sonlarında karşılaşacağınız, 1920’lerde yazılmış Desiderata şiiri sayesinde umutlu bir yöne evrilse de Birth of the Marvellous‘un pozitif bir albüm olduğunu söylemek zor benim açımdan.

Müzisyenin motivasyonunu göz önüne alarak objektif bir müzik değerlendirmesinden uzaklaşmak istemiyorum ama emin olun besteden mesteden konuşası kalmıyor insanın boğazına oturan bu koca yumruyla. Yine de Sermon için birkaç adamakıllı cümle kurmak gerek, çünkü iyi bir ilk albümle piyasaya giren Sermon’a haksızlık etmek istemiyorum.

Aslında albümdeki en sert şarkı Contrition‘daki özlenen KATATONIA sertliği bile başlı başına Sermon övmek için bir neden ama özellikle gitarlarda daha modern, daha sert ve keskin Sermon. Bu nedenle yazıda geçen gruplarla dirsek teması kursa da gerek sert gitarları gerek zaman zaman death metal seviyesine çıkan davulları ile özgünleşmeyi başarıyor. Bir tek The Preacher biraz fazla andırıyor bir şeyleri ama neyi, bulamadım. Belki sizlerden biri yakalar benzerliği.

Prodüksiyon açısından ise gitarlar benim için biraz zayıf ve çok iyi tonlanmış olmasına rağmen bestelerde fazlasıyla dominant olan davul bazen yorucu olabiliyor. Bunlar dışında Birth of the Marvellous için olumsuz bir şeyler söylemek zor. Sermon progresif metal dünyasına güçlü bir şekilde girdi ve eminim kısa sürede adını duyuracaktır. Kendi türünde yılın iddialı albümlerinden.

83/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.