Ne Gerek Var?

Merhaba.

Bugün biraz havadan sudan konuşmak istiyorum. Aslında kritik yazmak üzere açtım siteyi ama Klasik Bir Cumartesi köşesine hani albümü yazacağımı düşünürken aklımda beliren düşüncelerle dağıldım ve bunları sizlerle paylaşmak istedim. Özellikle o köşeye albüm seçmek, en az seçtiğim albüm hakkında bir şeyler yazmak kadar zor bazen. Hem tür çeşitliliği gözetmeye çalışıp her defasında farklı türden bir grup ve albüm seçmeye çalışıyorum hem de o anki ruh halime uygun olmasına dikkat ediyorum ki okuyanın da keyif alabileceği, zorlama hissi taşımayan, güzel bir yazı çıksın. Buraya kadar her şey normal.

Ne var ki yıllar önce yalayıp yuttuğum, üzerine eş-dost ortamında konuşulabilecek her şeyi konuştuğum ve artık benim için ekmek-su kıvamına gelmiş şeyler hakkında öyle ha deyince aynı heyecanla, şevkle ve coşkuyla bilgisayarın başına oturamıyorum. Herkes biliyor zaten, ne söyleyeceğim ki daha önce söylenmeyen, düşüncesi bir anda ket vurabiliyor insana. Laf olsun diye yazı yazmak, ucuz taktikler ile etkileşim kasmak gibi şeyler de ilgimi hiç çekmiyor açıkçası.

Fakat yavaş yavaş, özellikle de sosyal medyadaki birebir (çünkü yazıların altına yorum girmiyorsunuz inatla haha; bir türlü oturtamadım o işi, kabahat benim) karşılaşmalarımda gözlemlediğim, aslında bu bakış açısının epey yanlış olduğu. Çünkü bir kısım insan tıpkı benim gibi sevdiği şey hakkında mümkün olabildiğince çok şey tüketme eğiliminde. Eh, metal gibi dış dünyaya fazlasıyla kapalı bir kültürü konuşacak, paylaşacak insan bulmanın başlı başına ayrı bir mesele olduğunu da düşünürsek, bazı insanların sevdiği müzik hakkında bir şeyler tüketebileceği tek ortam internet oluyor çoğu zaman. Benim için dahi öyle bazen, çaktırmayın.

Hatırı sayılır başka bir kısım ise söz konusu metal müzik olduğunda sandığım(ız)dan çok daha az şey biliyor aslında. Bunu üstten bakan bir tavırla söylediğimi düşünmenizi istemiyorum. Hepimize yetecek kadar çok gerçek ve en hakiki metalci var zaten memleketimizde; beni de onlardan biri gibi görmenizi istemem asla. Ancak böyle bir gerçek var ve bunu unutmamak gerek bazen.

Kendi küçük dünyamda yer alan, yıllardır metalin her türü ile iç içe ve bunu bir kültür olarak yaşayan insanlar, aslında benim için bu konuda aldatıcı bir ilüzyon oluşturuyorlar sanırım. Evet, metal her zaman değişip dönüşmeye, dallanıp budaklanmaya devam ediyor ve bizim de öğrenebileceklerimizin sınırı yok. Zaten gizli toplantılarda yahu ne çok biliyoruz metali değil mi azizim hahaha, sohbetleri eşliğinde o an keşfettiğimiz Kamboçyalı oryantal slam death metal gruplarını eleştirip şaraplarımızı yudumlamıyoruz artist artist. Bir noktada dönüp dolaşıp Metallica konuşuyor, Kreator dinliyor, Dissection övüyoruz. Ara sıra coşup bilmiş bilmiş şeyler yazsam bile kendimi hiçbir zaman otorite hissetmedim.

Ne diyorduk; sevgilisinden ayrılıp Twitter’a eski bir ANATHEMA şarkısı atan da, dünyanın en gaz albümü beyanıyla Slaughter of the Soul albümünü paylaşan da, abi benim en sevdiğim tür death metal ama sen çok az death metal yazıyorsun, mesajı sayesinde tanışıp konuştuğum, fakat on dakika konuştuktan sonra hayatında hiç SUFFOCATION, DISMEMBER, PESTILENCE veya MORBID ANGEL dinlemediği itirafında bulunan (dua et ifşa etmiyorum lan seni, haha) arkadaş da, HAGGARD konseri açıklanınca havalara zıplayan veya aynı konsere yaşı tutmadığı için gidemeyen, odasının kapasını kilitleyip konserdeki arkadaşlarının sosyal medya hesaplarını kurcalayan da aslında birer istisna değil ve çok geniş bir kitlenin önemli birer parçası aslında. Tek farkları bizden on, yirmi, hadi olsun olsun elli sene sonra metal ile tanışıyor olmaları.

Böyle düşünmeye başladıktan kısa bir süre sonra ise motivasyonum yükselmeye başlıyor. Tür gözetmeksizin metal müzikte genel-geçer doğruların ve yanlışların olduğuna, müzikte temelin çok önemli olduğuna ve metalin bir kültür anlamındaki ciddiyetine fazlasıyla inanan biri olarak, kendi bildiğim kadarıyla olsa dahi bu müziği anlatmaya çalışmanın iyi bir şey olduğunu, beni tatmin edebileceğini düşünerek heyecanlanıyorum. Hele ki konserlerde, bir barda ya da sosyal medyada karşılaştığımızda birileri çıkıp yazılarımdan biri sayesinde keşfettiği bir grubu ne kadar sevdiğinden, uzun süredir okuduğu için artık beğenilerinin benimkilere paralel şekillendiğinden bahsettiğinde aklımı oynatacak gibi oluyorum.

Bu yazı niye var? Neden kişisel blog havaları esti durduk yere? Tam da bilmiyorum gerçekten. Belki genel bir açıklamada bulunmak, belki zaman zaman çevremden duyduğum ve gerçekten bunaldığım, başlıktaki soruya bir cevap vermek veya kendimi tam anlamıyla ikna etmek içindi. Belki de gerçekten albüm hakkında ne diyeceğimi bilmediğim içindi, haha. Her ne için ise okuyanın doğrusunu anlayacağına güvenim tam.

Görüşürüz.

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Ne Gerek Var?” için 6 yorum

  • 8 Mart 2019 tarihinde, saat 11:33
    Permalink

    Öncelikle merhaba. “Dede metal” adını verdiğim “duayen” metal gruplarını (metallica, megadeth, dio, judas priest, testament, iron maiden vb.” çok seven, bu müzik türüyle de içiçe olduğunu düşünen bir insan olarak, yazılarınız bende en son üniversitede hissettiğim o hissi tekrar oluşturdu: yeni gruplar keşfetme , yeni itliklere bulaşma arzusu… Bu nedenle bu site, yazılar, incelemeler tahmin ettiğinizden daha fazla insana dokunup etkiliyor. mesela Black Metal ile hiç arası olmamış ve muhtemelen olmayacak benim gibi biri, yazdığınız bir black metal albümü incelemesinden sonra, “alala ne acaip şeyler hissettirmiş bu albüm bu adama, dinleyelim bakalım umarım anamı babamı dövmem” diyerek albümü dinleyip anlamaya çalışabiliyor. Demem odur ki “AYNEN DEVAM KARŞİİM SIKINTI YOK”

    Yanıtla
    • 9 Mart 2019 tarihinde, saat 00:17
      Permalink

      Teşekkürler.🙏 Ben de bazen bir şey dinlerlerken “ya eğer varsa sırf bu boku dinlediğim için yanacağım galiba,” diye düşünüyorum ama sonunu düşünen kahramandhdhaha.

      Yanıtla
  • 8 Mart 2019 tarihinde, saat 12:02
    Permalink

    Kambocyali oryantal slam death metal mmmm yummy . . .

    Yanıtla
  • 8 Mart 2019 tarihinde, saat 12:37
    Permalink

    Metalci olmadan , metalsever olarak yazılılarınızı ilgiyle ve merakla okuyorum. Yüreğinize sağlık…

    Yanıtla
    • 9 Mart 2019 tarihinde, saat 00:05
      Permalink

      Sadece eş dost ortamında söyleyebildiğimiz bir şey var: “Metal müthiş bir şey ama metalci o kadar müthiş bir şey değil ne yazık ki.” Elbette açıklamaya ihtiyaç duyan bir şey aslında ama bu yoruma cuk oturuyor. Teşekkürler.🙏

      Yanıtla
  • 9 Mart 2019 tarihinde, saat 19:48
    Permalink

    9 yıldr metal dinleyip ortamlarda çok pis death metalciyim diye dolaştığım halde morbid angel, obituary gibi babalara yeni sardım. Deathspell Omega’yı, Batushka’yı MAYHEM’den önce dinledim. 80’lerin 90’ların atmosferi, samimiyeti bambaşka. O yüzden aynen devam hocam.

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.