Usurpress – Interregnum

Merhaba.

Geçtiğimiz yıl kanser belasına kaybettiğimiz Stefan Petterson’un Usurpress’inin, Stefan’ın ölümünden birkaç ay evvel çıkan son albümü Interregnum‘unu o dönem siteye taşımamıştım, çünkü albümü Stefan öldükten sonra dinleyebildiğim için adamın ölümü üzerinden prim yapıyor gibi görünmek istememiştim. Fakat sanıyorum yeterince zaman geçti aradan ve 2018’in kaliteli işlerinden birine imza atıp sonra da sessiz sedasız aramızdan ayrılan Stefan’ın anısını hatırlamanın ve hatırlatmanın vakti geldi.

2010’da kurulan İsveçli death/sludge grubu Usurpress’in 4. stüdyo albümü Interregnum ve üzerinde dolanan ölümün soğuk nefesi olmadan da yeterince karamsar görünse de aslında Usurpress’in Interregnum ile yeni arayışlara girdiğini söylemek mümkün. Bu bağlamda Interregnum, zaman zaman devreye giren gösterişli davullarıyla, ilginç klavye tercihleriyle ve değişken bir ruh halini temsil eden dinamik şarkı yapılarıyla karanlık/karamsar bir death/sludge albümünden çok daha fazlasını sunuyor. Tabii Stefan’ın değişken vokallerini de unutmamak gerek.

Temelde İsveç’in eski ekol death metal alışkanlıklarını benimsemiş gibi görünse de dinleyicinin dinlediği şeyi kategorize edebileceği kadar uzun süreler aynı çizgide kalmamayı tercih ediyor Usurpress ve bu anlamda albüm içinde bir bütünsellik arayanları hayal kırıklığına uğratsa da totalde kaliteli, değişken ve birçok referans çıkarılabilecek şeyleri kurcalamayı sevenler için daha da kıymetli bir hale geliyor. RUSH klavyesi dinledikten kısa bir süre sonra İsveç modeli bir blast-beat ile ortalığın tozunu attırmak, bir şarkıda AMON AMARTH ile PROMORDIAL kırması bir melodik, folk hüznü tadarken bir diğerinde düpediz gotik metal deneyimlemek gerçekten eğlenceli bir tecrübe. Elbette biraz yorucu olduğunu da itiraf etmek gerek.

Bütün albüm Late in the 11th Hour ayarında olsaydı herhalde şu an Usurpress’i yukarıda son saydığım iki grubu seven herkesin kulaklarından içeri tıkmaya çabalardım. Buna karşın eğer Interregnum, tamamı Ships of Black Glass gibi sınırları belli, metodolojisini ezberlediğimiz türden bir old school şöleni olsa buna da çok tav olur, İsveç death metali seven herkese bir göz atmasını tavsiye ederdim. Hatta kapanışı yapan düpedüz gotik metal The Vagrant Harlot ayarında geçen bir albümü bile göğsüme basar, PARADISE LOST‘tan THE VISION BLEAK‘e varan bir yelpazede gotikliğe gönül verenlerin önüne koyardım bu albümü. Fakat Usupress her şarkıda başka bir türe bulaşıp, üstelik bulaştığı türün üstesinden ustaca gelerek her şarkıda başka bir yörenin balından bir parmak çaldığı için ağzımıza metal seven herkese mutlaka dinlemesini öneriyorum. Ya da bal seven. Bir dakika. Öyle değil.

Tabii tek başarısı farklı türlerden keyifli bir yelpaze sunmak değil Interregnum‘un. Biraz zaman harcayıp uzun süreler dinledikten sonra kendini gösteren bir bütünlük oluşturmayı da başarmış Usurpress. Tabii kim o kadar vakit ayırıp sözlerle, şarkıların birbirini andıran köprüleriyle ya da Påhl Sundström’ün enfes gitar işçiliğiyle albümün açılmasını bekler bilemiyorum ama harcayacağınız zamana değecek bir albüm Interregnum, orası kesin. Geleceği hala belli olmayan grubun muhtemelen son albümü oldu Interregnum ama Thengel’in oğlu Theoden’in de söylediği gibi hatırlanmaya değer bir son oldu…

Huzur içinde uyu Stefan Petterson.

88/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.