Somn – The All-Devouring

Merhaba.

Post-metal çatısı altındaki atmosferik blackgaze akımının artık iyiden iyiye etrafımızı sardığı bir dönemdeyiz. ALCEST veya DEAFHEAVEN gibi öncülerin araladığı kapıdan süzülen bir sürü genç müzisyen var. Bugün sizlere tanıtacağım Somn da bu furyaya katılan en son oluşumlardan bir tanesi.

2018’de St.Petersburg’da kurulmuş Rus dörtlü Somn’un ilk albümü The All-Devouring, isminin işaret ettiği kadar dünyalar yutan dev bir kara delik yaratmayı başaramasa da bu türde sertliğin bir tık daha ön planda olduğu işleri sevenlerin rahatlıkla benimseyebileceği bir albüm olmuş. Tatlı-sert geçişleri, post-rock duygusallığı ve hızlı patlama anlarıyla blackgaze denilince akla gelen her şeyi sunuyor Somn dinleyiciye. Gördüğünüz üzere ılık kelimesini kullanmamak için epey çaba gösteriyorum.

Somn pek çok türdeşi, ağabeyi ve ablası gibi uzay klostrofobisi tetikleyen türden bir atmosfer ya da yumuşak, duru inşalar sonrası tüm çabaların beyhudeliği hissini destekleyen yıkım sekansları üzerinden alışageldik ve içimi baymaya başlayan yöntemleri kullanmaya sürdürüyor aslında. Zaten epey de gençler ve daha keşfedecekleri çok şey olduğu, kompozisyonlarda kendini çok belli ediyor. Yani yenilikçi ya da türe bir şeyler katan, kaliteli bir müzik yok The All-Devouring‘de. Hatta düpediz DEAFHEAVEN prodüksiyonu ile kaydedilmiş albüm zaten. Stüdyoya Sunbather‘ı götürüp bizim davulumuz gitarımız da böyle ses çıkarsın istiyoruz ağabey, demişler. Bu konudaki fikrimi kendime saklayıp hükmü Deafheaven hayranlarına bırakıyorum.

Bariz öykünmelere karşın özellikle sert kısımlardaki direkt tutumu, zaman zaman intiharcı grupların kendini paralayan vokalistlerini andıran vokalleri ve dört şarkıyla otuz sekiz dakikaya ulaşmasına rağmen çekip sündürülmemiş besteleriyle bu tip işlere tahammülü sınırlı olan bana bile sıkmadan kendini dinletmeyi başardı Somn. Bu da bir şey, değil mi?

Çiğ ve plansız görünüyor The-All Devouring. Ancak bu Somn adına olumlu bir etki yaratıyor. Duygusal denge açısından iki yönde de en uç noktalara çıkmaktan çekinmemişler. Örneğin bangır bangır açılan Awe gerçekten isminin hakkını vererek insanı şaşırtıyor ve ilk üç dakikası boyunca hiç hız kesmeden grubun öfkeli, vahşi yönünü sergiliyor. Bu bölümdeki ve genel olarak sert bölümlerdeki vokaller gerçekten güçlü. Tempest ve diğer bestelerde de durumlar hemen hemen aynı.

Sert-yumuşak dengesi serte daha yakın ve ara ara dayanıklılık testine dönüşen bestelere rağmen Somn samimi bir şekilde duygusal geldi bana. Kısacası başta karbon kopya hissi yaratsa da birkaç dinlemede organik yeniden üretimden fazlası olduğunu gösterebilen bir albüm yazmış Somn. Türün takipçilerini memnun edecektir ama blackgaze denilince yüzü ekşiyen ekibin bile tahammül edebileceği, arada bir tur çevirmek isteyebileceği türden bir iş bence. Yolları açık olsun.

73/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.