The Dillinger Escape Plan – One of Us is the Killer

Merhaba. Bu kritik Patreon abonelerinden Duodenum için geliyor, desteğin için çok teşekkürler. Bu arada kendisinin daha önce Metalperver için yazdığı Gospel – The Moon is a Dead World incelemesini şuradan okuyabilirsiniz.

Patreon abonesi olan her okura seçeceği bir albümü inceleme sözü veriyorum ve bundan sonra da ara ara bu tip kritikler ile karşılaşacaksınız. Aslına bakarsanız bu olayı siteye destek çıkan dostlara bir karşılık verme çabasından öte, kendimi geliştirebilmenin bir yolu olarak görüyorum. Çünkü doğaldır ki bazı türler ve gruplarla diğerlerine nazaran daha az ilgileniyorum ve gelecek taleplerin zaman zaman kendi sınırlarımın ötesine geçmeye vesile olabileceğini düşünüyorum. Tabii sevmediğim şeye yine aşağı geri yumruk kombosuyla aduketi yapıştıracağım, o konuda şüpheniz olmasın.

The Dillinger Escape Plan (TDEP) tam olarak bu şekilde değerlendirebileceğim kadar fikirsiz ve ilgisiz olduğum bir grup değil elbette. Fakat genel olarak onlarla ilgili gözlemlediğim şöyle bir durum var: Bazı insanlar grup için mermi atıp yemeye hazırken bir kesim de adamların olayının ne olduğunu, tüm bu curcunanın niye koptuğunu hiç çözemiyor. Hiç eh işte abi, fena değiller diyeni duymadım mesela TDEP hakkında. Metal camiasının şüphesiz en meşhur kara koyunlarından bir tanesi TDEP ve Orta Çağ kurallarıyla yönetilen Metallum ne derse desin, taş gibi bir grup. Jackass kadrosundan birileri çıkıp grup kursa böyle bir şey olurdu herhalde. Allahın manyakları sizi.

The Dillinger Escape Plan’ın ne yaptığına dair sonu gelmez fikir alıştırmalarının bir benzerini başlatıp grubun post hardcore tabanı üzerinde çok hassas progresif kazılarda bulunup arzın merkezine kadar inmeyi başararak oradan hiç el değmemiş mathcore isminde bir türü çekip çıkarmasından, aynı anda hem elektronik, hem caz, hem metal hem de hardcore olabilmesinden bahsedip kendi kendime delirmek istemiyorum, o yüzden doğrudan grubun beşinci stüdyo albümü olan 2013 çıkışlı One of Us is the Killer‘a dönelim.

One of Us is the Killer, herhalde en çok dinlediğim iki TDEP albümünden biri. Yerinde durmanın imkansız olduğu, delilikle dahilik arasında gidip gelen kafaların eseri mathcore bestelerle çok daha kulak dostu, ana akım dinamiklerin öne çıktığı bestelerin dengesinin en hassas biçimde kurulduğu TDEP albümü bence. Ire Works ile pek çok paralellik taşısa da o albümde olduğu gibi çok keskin hatlarla ayrılmıyor bu besteler birbirinden, ya da akılda kalıcılık düşmanı sapık bir davulun egemenliğinde kaos yücelten organize bir suç örgütü gibi takılmıyor grup geçmişteki gibi. Grubun bu özelliklerini yerdiğimi düşünmeyin. Fakat akılda kalıcı pek çok anla dolu, TDEP’in çok daha erişilebilir, benimsenebilir türden bir deliliği, önceki albümlere nazaran daha düzenli bir biçimde sunduğu One of Us is the Killer, bu noktada bakış açısına göre grubun en iyi ya da en kötü albümü olarak bile görülebilir. Fakat Calculating Infinity‘ye en yakın, hatta o anki beklentime göre bazen geçedebilen TDEP albümü bu benim gözümde kısacası.

Prancer ile aslında diğer albümlerde de olduğu gibi hiç oyalanmadan pat diye söze girip 0’dan 100’e yarım saniyede çıkıyor ve çok güçlü, özgüvenli bir açılış yapıyor One of Us the Killer. Hemen arkasından gelen When I Lost My Bet ise hala grubun en sevdiğim şarkılarından biri. Bütün mesele kaosu yönetebilmek ve The Dillinger Escape Plan bunu dünyada en iyi becerebilen gruplardan biri. O hengamenin içerisinde hep bir duygu barındırabilmesi ise benzersiz kılıyor bence grubu.

One of Us is the Killer‘ı farklılaştıran, grubun en basit fikirleri bile nasıl kendine uygun hale getirecek şekilde eğip bükebildiğini gösteren bölüm de bu noktada, albümle aynı adı taşıyan şarkıyla başlıyor. Albüm genelindeki müthiş vokal melodileri ve düzenlemeler One of Us is the Killer‘da zirveye çıkıyor. Temiz vokallerin katkısıyla TDEP beste yazımında yeni bir dünyanın kapılarını aralıyor resmen. Daha önce duyduğunuz pek çok şeye benzeyen, çok iyi davulculu ama neticede alternatif bir radyo şarkısı, hatta uyduruk bir film müziği gibi gelebilir ama birkaç tekrar sonrasında işin rengi değişmeye başlıyor. Sanki elemanlar şöyle dümdüz, cheesy bir iskelet kuralım önce ve sonra da onu nasıl bir TDEP şarkısı haline getirebiliriz bir bakalım, demişler gibi geliyor bana niyeyse. Bir de hafif hafif MANES kokuyor ki benim için iyice toz pembe hale geliyor her şey.

İlk dinlemelerde The Dillinger Escape Plan’ın deneysellik namına yaptıklarını yakalayamayabilirsiniz, çünkü pek odaklanmadan dinleyince bile çok tatmin edebilen, alternatif/core yönü kuvvetli ve yalnızca vokalleriyle de akılda kalıcı olmayı başarabilen bir albüm One of Us is the Killer. Şahsen grubun deliliğini, zincirinden boşanma halini hiç dizginlemeden bu kadar homojen ve kolay özümsenebilir (görecelilik diye bir şey var tabii, yoksa Paranoia Shields falan olacak iş değil, haha) bir albüm yapmış olmasını çok takdir ediyorum. Calculating Infinity gibi tamamen kontrol dışında, doğal bir manyaklık ahengiyle ortaya çıktığına inandığım bir başyapıtın hemen arkasında, çok, çok iyi bir albüm.

90/100


Her zamanki gibi kritikle ilgili düşüncelerinizi yorumlara yazmayı; bu inceleme ve sitedeki diğer yazılar hoşunuza giderse sağda solda paylaşmayı ihmal etmeyin. Metalperver içeriğinin katlanarak çoğalması ve zenginleşmesi için ise Patreon sayfası üzerinden Metalperver’e ulaşabilir ve destek olabilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkürler.

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

The Dillinger Escape Plan – One of Us is the Killer” için 4 yorum

  • 24 Ocak 2019 tarihinde, saat 00:21
    Permalink

    Prancer <3. Dinlerken evin her tarafını adımlıyorum.

    Kritik çok iyi olmuş hocam. Elinize sağlık.

    Bu albümün kapağı da kolumda dövmedir, öyle severim.

    Yanıtla
      • 24 Ocak 2019 tarihinde, saat 21:07
        Permalink

        Şöyle bir şey:

        https://ibb.co/c6MNQy6

        1.5 yıl kadar önce Kanadadaken yaptırmıştım. Sol önkolda. Sonra dolar uçtu tabii haha.

        Bir de Deathspell Omega dövmesi düşünüyorum da hadi bakalım.

        Yanıtla
  • 15 Mayıs 2020 tarihinde, saat 00:33
    Permalink

    Greg Puciatio dünyanın en iyi vokalisti. Yakında solo albümü de geliyormuş.

    FUCK YOU NOW TRY TO DISBELIEVE IT!

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.