Röportaj: Saor

Merhaba.

2013 yılında yayımladığı Roots albümüyle bir anda folk/black piyasasına bomba gibi düşen ve daha sonra yaptığı albümlerle de Roots‘un bir tesadüf olmadığını kanıtlayan İskoç Andy Marshall ile SAOR projesi üzerine konuştuk. Buyursunlar efendim:

Korhan: Merhaba Andy, Metalperver’e hoşgeldin. Nasıl gidiyor? Eminim yeni albüm öncesinde epey meşgulsündür.

Andy: Herkese merhaba. Evet, gerçekten bu ara tüm zamanımı röportajlara ve diğer tanıtım işlerine harcıyorum, yeni albüm için çok heyecanlıyım.

Korhan: Saor müziğinde metal ve folk ögeleri birbirinden ayırmak imkansız ve yakın zamanda çıkacak Forgotten Paths‘de de bu durumun değişeceğini sanmıyorum. Kompozisyon ve kayıt sürecinden bahsetsene biraz, Forgotten Paths‘ın arkasındaki temel fikir veya hikaye ne oldu?

Andy: Guardians albümü sonrasında uzun bir süre tıkandım aslına bakarsan. Yazar tıkanması gibi bir durumdu sanırım. Sürekli aklımdaki yeni fikirleri kaydedip duruyordum ama kaydettiğim hiçbir demo beni tatmin etmiyordu. 2018’in başlarında bir süreliğinde Glasgow’dan ayrıldım ve Skye adasında bulunan, aileme ait kır evimize gittim. Şehir yaşantısından uzaklaşmak ve doğayla yeniden bağ kurmak şarkı yazım sürecime doğrudan katkıda bulundu ve böylece Forgotten Paths için yeni şeyler yazabilmeye başladım.

Glasgow’dan döndükten sonra gitarist dostum Reni ile buluştuk ve demo kayıtlarına başladık. Bu kayıtları tamamladıktan sonra konuk müzisyenlerle iletişime geçtim ve albüm kaydına girdik. Albümün büyük bölümünü Falkirk’de bulunan kendi stüdyomuzda kaydettik ve sonra miksaj için albümü arkadaşım Spenser Morris’e gönderdim. Son dokunuşlar ve mastering işlemleri ise California’daki Trakworx Mastering & Recording stüdyosunda halloldu.

Bu albümü üç farklı şiirden etkilenerek yazdım. Bunlar Neil Munro’nun “To Exiles” ve “Nettles” şiirleri ile William Renton’ın “Mountain Twilight” şiiri. “To Exiles”, insanlığın büyük bir bölümü kalabalık bir şekilde, şehirlerde yaşarken kendisi dağlık arazide kalmayı seçmiş bir adamla ilgiliydi. “Nettles” ise dağlık arazilerdeki sonsuz boşluk ve ferahlık üzerine yazılmış pastoral bir şiir ve “Mountain Twilight” ise ismindeki gibi dağın üzerine çöken karanlığı bütün renkleriyle, capcanlı ve duygusal bir şekilde betimleyen, harika bir şiir.

Korhan: Saor tek kişilik bir proje ama sen her zaman organik bir tını yakalamaya çalışan bir müzisyensin (ve bunu çok takdir ediyorum), o yüzden de albümlerinden her zaman pek çok konuk sanatçı yer alıyor. Forgotten Paths ve öncekiler için konuşuyorum; konuk müzisyenlerden yalnızca kendi yazdığın bölümleri çalmaları mı istedin, yoksa belirli bir fikir sunup kompozisyonu onlara mı bıraktın? Diğer müzisyenlerle çalışma konusunda rahat biri misin?

Andy: Aslına bakarsan biraz ondan, biraz bundan gibi. Mesela söz konusu davullar olunca %90’ını ben yazıyorum ve davulcuya ancak kimi ataklarda veya boşluklarda özgürlük sunabiliyorum. Fakat keman veya gayda gibi enstrümanlarda işi tamamen işinin ehline bırakmak daha doğru geliyor. Konuk müzisyenlerle çalışmaktan keyif alıyorum, çünkü aslında benim yaptığım ana iskeleti ve çatıyı kurmak. Yazdıklarımı kanlı canlı birer varlığa dönüştüren ise onların küçük dokunuşları.

Korhan: Çok iyi bir cevaptı, herkes senin kadar açıksözlü olamayabiliyor ne yazık ki. Pekala, pek yakında dördüncü stüdyo albümünün yayımlanacağını ve Saor’un artık hatırı sayılır bir kitlesi olduğunu düşünürsek, hayranları tatmin etmek gibi bir baskı hissediyor musun hiç? Saor müziğinde ne olup biteceğine karar verecek tek merci hala Andy Marshall mı, ne dersin?

Andy: Hayır, hayır. Hiçbir baskı hissetmiyorum. İnsanlar yaptığım şeyleri sevebilir veya nefret edebilirler. Sonuçta herkes kendi özgür fikrine sahip olabilir. Müzik yapıyorum, çünkü bunu yapmaktan zevk alıyorum ve kişisel olarak müzik bana yardımcı oluyor. Gerçekten de bir noktaya kadar müziğimin üzerindeki tek hakim kişi benim, fakat yıllar içerisinde birçok harika müzisyenle çalıştım ve onların müziğime ne kadar katkıda bulunabildiklerini gördüm. Forgotten Paths‘ı ele alacak olursak, albümdeki Exile şarkısı baştan sona dostlarım Gloria Lyr ve Mirko Albenese tarafından yazıldı ve çalındı mesela.

Korhan: Bunu duyduğuma hem biraz şaşırdım hem de aslına bakarsan sevindim. Biraz daha genel şeylerden konuşalım, bize müzik zevkinden bahseder misin? Bazen Saor müziğinde metal unsurlarının seni hedeflediğin yere ulaştıracak basit birer araç olduğunu ve Saor’un esas cevherinin folk müzikte yattığını hissediyorum. Atıyorum, kendini bir metalhead olarak tanımlar mısın? Gündelik aktivitelerin esnasında neler dinliyorsun?

Andy: Kendim için metalhead diyemem herhalde, çünkü pek çok farklı müzik türünü keyifle dinleyen biriyim. Benim zamanımda grunge ve rock yükselişteydi, o yüzden onlarla büyüdüm diyebilirim ama sonra ana akım metal gruplarını keşfetmeye başladım onlar da beni metalin daha ekstrem taraflarına ve nihayet black metale sürükledi. Yirmili yaşlarımın başlarındayken black metalden biraz uzaklaşıp shoegaze, post-rock, klasik ve amient gibi farklı müziklere yönelmeye başladım. Bugünlerde ise kulağıma güzel gelen her şeyi denemeye çalışıyorum. Dürüst olmak gerekirse yeni çıkan metal grupları arasında bana hitap edebilecek türden şeyler yapanlar çıkmıyor pek. Sanki hayatımda öyle bir noktaya geldim ki duyduğum her şeyi sanki daha önce dinlemişim gibi hissediyorum. Haha, bana da bak; babam gibi konuşmaya başladım! Tabii bir de bütün yıl metal festivallerine çıkıp konserler verdikten sonra insan evde sakin sakin otururken aklına gelen son şey metal dinlemek oluyor!

Korhan: Umarım bu cevabın ardından seni topa koymazlar, çünkü olduğu gibi aktaracağım, haha.

Andy: Bence ne demek istediğimi anladılar, haha!

Korhan: Müziğinde bariz bir pastoral hava, yüzünü doğaya dönen bir yapı var ve müzikal açıdan kendi içlerinde farklı dinamikler taşımalarına rağmen her albümünde bu hissi sabit tutmayı nasıl başardığını merak ediyorum. Bu planlı, programlı bir çabanın sonucu mu yoksa İskoçya gibi bir yerde yaşayan Andy Marshall gibi bir adam olmanın doğal getirisi mi?

Andy: Sanırım bu benim içimde var olan bir şey ve şarkı yazım stilim de bunun açığa çıkmasına yardımcı oluyor. Evet, sanırım böyle söyleyebilirim.

Korhan: Pekala, o zaman İskoç olmak ve bunun müziğine etkisinden konuşalım biraz. Bir yerlerde tarihe meraklı olduğunu okumuştum ve Saor isminin bir bağımsızlık sloganı olan “Saor Alba” ile ilgili olduğunu biliyorum. Bu konuda neler söylemek istersin?

Andy: Bence Saor müziğini dinleyen herhangi biri bu müziği yapan kişinin üzerinde İskoçya’nın kültürel, tarihi ve doğal mirasının izlerini taşıdığını anlayabilir. Tabii bu ille de İskoç olmak ile ilgili bir şey değil aslında, doğa, tarih ve kültürden beslenmek ve bunu müziğe doğru bir şekilde yedirebilmek ile ilgili daha çok.

Bence Saor (İskoç dilinde “özgür” anlamına geliyor) yaptığım müziğe uyan bir isim. Çünkü ben kendimi tek bir türün prangalarıyla hapsolmuş gibi hissetmiyorum. Tabii bir de daha kişisel bir anlam ifade ederek doğada bulunmanın özgürleştirici hissine de işaret ediyor. Özgürlük ve bağımsızlık gibi konulara gelirsek… Gelmesek daha iyi aslında, çünkü artık eskisi kadar umursamıyorum bunları.

Korhan: Bu yaz fırsatım olursa Brutal Assault festivalinde Saor’u yakalamayı umuyorum ve Saor şarkılarının sahnede, özellikle de pek çok türden grubun yer aldığı bu kalabalık, büyük festivallerde nasıl işlediğini merak ediyorum. Şarkıları yeniden düzenleyip kısaltıyor musun, yoksa bütünü bozmama taraftarı mısın? Bir de hem konser seyircisi hem de genel kitle üzerinden konuşursak, herhangi bir eseri saniyeler içerisinde değerlendirip hüküm veren yeni nesillerin egemenliği altında yaşarken on dakikanın üzerine çıkan besteler yapma konusunda kendini nasıl hissediyorsun?

Andy: Bu iyi bir konu. Eski şarkıları kısaltıyoruz tabii biraz ama Forgotten Paths‘den çalacağımız şarkıları özgün ve tam halleriyle çalacağımız ipucunu verebilirim sana şimdiden. Beste konusunda ise sanıyorum ben sekiz dakikanın altına düşebilen bir beste çıkarabilecek kapasiteye sahip değilim. Artık bunu kabul ediyorum, haha. Geçtiğimiz günlerde klibini paylaştığımız Bròn’u kısaltacağım derken resmen canım çıktı.

Günümüzdeki çocukların dikkat aralıklarının saniyelere inmiş olması çok yazık. Kolaylıklar çağında yaşıyoruz ve genç jenerasyonlar için müzik bir tüketim ürününden başka bir şey değil. Kısmen de olsa ben suçu internete atıyorum, çünkü artık doğru iki yere tıklamayı başardığınızda önünüze arkadaşlarınıza hava atabileceğiniz binlerce sanatçı ve albüm düşebiliyor.

Korhan: Ben de benzer fikirlere sahibim bu konuda. Pekala Andy, sanıyorum hepsi bu kadardı. Samimi cevapların için teşekkür ederim. Forgotten Paths için şimdiden başarılar ve umarım Saor’u uzun yıllar dinlemeye devam ederiz. Türk hayranlar ve Metalperver okuyucuları için son bir sözün var mı?

Andy: Teşekkürler, Korhan. Desteklerinizi hissetmek çok güzel, çok teşekkürler.


Her zamanki gibi röportajla ilgili düşüncelerinizi yorumlara yazmayı; bu röportaj ve sitedeki diğer yazılar hoşunuza giderse sağda solda paylaşmayı ihmal etmeyin. Metalperver içeriğinin katlanarak çoğalması ve zenginleşmesi için Patreon sayfası üzerinden Metalperver’e ulaşabilir ve destek olabilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkürler.

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Röportaj: Saor” için 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.