Pestilent Reign – Pyres

Merhaba.

2013 yılında Almanya’da kurulan Pestilent Reign adını daha önce duymamış olabilirsiniz, çünkü geçtiğimiz aylarda yayımlanan Pyres, yirmilerindeki gençlerden oluşan grubun ilk albümü.

Teknik ve brutal olmayan bir teknik ve brutal death metal icra ediyor Pestilent Reign. Deneyip başaramamış demek değil bu, aksine gayet boyun kası düşmanı bestelerle, yüksek tempolu davullar üzerinde akıp giden riflerle death metalin hakkını vermiş Pestilent Reign. Buna karşın grubun bir kimlik sorunu yaşadığı ve kıyıdan pek açılmadan uslu uslu oynadığı da anlaşılıyor bir çırpıda.

Tarifi çok iyi uygulasanız da annenizin yaptığı gibi olmaz ya yemekler, sanki o tarz bir sorun var Pyres‘da. Her şey yerli yerinde ve özellikle albümün ikinci yarısında epey keyifli bölümler mevcut ama Pestilent Reign’in tutkusunda, ruhunda bir eksiklik var. Bu eksikliğin hissedilmesinin en temel nedenleri vasat vokal performansı ve sıkışık prodüksiyon. Bütün olarak yeterince gaz ve metal tınlıyor belki ama enstrümana odaklanmaya çalışınca epey yoruyor insanı albüm. Dinamik alan vesaire diye uzatmak istemiyorum ama kayıt pek olmamış gerçekten. Bir diğer sorun ise Pestilent Reign’in hiç maceracı olmaması. Ne SPAWN OF POSSESSION kadar teknik ne de SUFFOCATION ya da DYING FETUS kadar öküz mesela Pestilent Reign. İyi death metal ama Pestilent Reign usulü bir death metal değil bu kısacası.

Bunlar haricinde gayet sağlam riflerle, taramalı davullarla bezeli Pyres ve pek lezzetli olmasa da teknik/brutal death metal açlığını giderip insanı hayatta tutabilecek seviyede bir albüm. En vurucu ve akılda kalıcı anları ise kesinlikle Zealot şarkısının sonunda (bir ara intihar bombacısının biri kendini patlatıyor şarkıda bu arada, ahah). Muhteşem bir finali var ve sadece bu bir dakika bile iyi ki denk gelmişim dedirtiyor. Oradan oraya savrulurken kaç kere dinledim belli değil. Ayrıca albümdeki en coşkulu, kendi koşulları içerisindeki en deneysel anlar da yine içinde Zealot‘un da yer aldığı albümün son bölümündeki iki-üç şarkıda kendini gösteriyor. Zaten Pestilent Reign hakkında umut veren kısım da burası biraz. Hiç burada ismini verip prim yaptırmak istemiyorum ama Zealot‘un sonlarında, 2015’deki Paris katliamının ardından söylediği gerizekalı sözlerden bazılarına yer verilmiş Steven Anderson’ın da tenasül uzvuna saplansın bu güzel solo. Bir an çok coştum ama biraz araştırın, yolda görseniz üzerine atlarsınız sonra bu salağın zaten.

2018’de çıkış yapan bir death metal grubunun ilk albümü olarak düşününce biraz fazla bilindik şeylerle dolu olsa da Pyres fena bir albüm sayılmaz. Eğer sıkış tepiş kaydı ve başlardaki biz de death metal dinliyoruz ağabey bestelerini aşabilirseniz (You Will Kneel in Piss and Blood ne öyle; her bölüm başka bir grubun marka hareketlerinden resmen) devamında keyifli anlar barındırıyor. Ha, teknik/brutal death metal dünyasına yeniyseniz ve daha fazla fikir sahibi olmak istiyorsanız Pestilent Reign’e sıra gelene kadar ömür biter zaten.

70/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.