Un – Sentiment

Merhaba.

Hali hazırda keyifsizsiniz ve olduğunuzdan daha da keyifsiz hale mi gelmek istiyorsunuz? Tam size göre bir albümden bahsedeceğim bugün.

Un, 2012’de Amerika’da kurulmuş bir funeral doom/sludge metal grubu. İlk albümünü 2015’te paylaşan grup, Trump’ın kıskandıracak yekpare bir duvar gibi gitarları, ölmekte olan gezegenler büyüklüğündeki bir varlığın son sözleri tadındaki vokalleri ve başarılı geçişleriyle kısa sürede kendi kitlesini buldu ve çok da beklemeden yeni albümü Sentiment’i kucağımızda bırakıverdi.

BELL WITCH, LOSS, ASUNDER gibi isimlerle son dönemde tekrar çıkış yakalayan Amerikan funeral doom metalinin, daha doğrusu genel olarak bu tür müziğin insana çamaşır suyunu bidonla kafaya diktirebilecek bir gücü var. Ancak Avrupalı türdeşleri ya da funeral doom türünün bundan on beş-yirmi sene önceki örneklerinde olduğu gibi tamamen kişisel bir yıkım ve kıyamet senaryosu tatbiki şeklinde tezahür etmiyor bu modern grupların müzikleri. Un da zaman zaman çift gitarının gücünü kullanarak ve özellikle temiz gitar geçişleri sayesinde hem müziğin ruhunu, karanlık ve umutsuz atmosferini baltalamadan çeşitlilik yaratıyor hem de dinleyicisine bir nebze olsun nefes aldırıyor. Sentiment gibi dört parçayla elli üç dakikaya ulaşan göz korkutucu bir albümde böylesi bir özelliğe sahip olmak gerçekten de olumlu etki yaratan bir ayrıcalık.

Kapak tasarımına da işaret edebilecek şekilde, yıkık dökük eski bir harabenin etrafında açan çiçekler gibi olan bu melodik kısımlar sayesinde Sentiment, bütün ağırlığı ve eziciliğine rağmen uzun süreler dinlenebilir bir albüm olmuş. Örneğin albümü kapatan on beş dakikalık epik A Garden Where Nothing Grows, isminin de işaret ettiği şekilde ilk on dakikası boyunca içerisinde tek bir umut ışığı taşımayan, iyiye/güzele yer verilmeyen bir şarkı. Özellikle Monte Mccleery’nin ezici vokalleri, insana üstünü başını parçalatacak kadar tesirli gerçekten. Fakat onuncu dakikası civarında kısacık bir gitar pasajı, ufak bir gitar solosu derken yine bir an nefes aldırıyor. Tabii hemen ardından Mccleery önderliğinde Un yine arasına dinleyenin ruhunu kıstırdığı mengenesini sıkmaya başlıyor ve ezip parçalıyor, tüketip yok ediyor insanı.

Hafif bir death metal sosu, tam dozundaki ve şimdilik çok iyi bir fikir gibi görünen sludge geçişleri ve örneğin Pools of Reflection‘da yer alan konuk kadın vokal, Un müziğini sıradan, tekdüze bir funeral doom işinden ayırıyor ve Un iki albümdür kendine özgü karanlığıyla kişisel kıyamet sanrılarına enfes bir fon müziği yaratıyor. Türe uzaksanız başlangıç için de kaliteli bir albüm Sentiment ve başta söylediğim gibi kendi sıkkın canını daha da sıkmak isteyenler için birebir.

86/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.