Röportaj: Sylvaine

Merhaba.

2016 yılında yayınladığı Wistful albümüyle dikkatleri üzerine çeken, geçtiğimiz Kasım ayı içerisinde ise yeni albümü Atoms Aligned, Coming Undone ile bir kez daha hayranlarıyla buluşan Sylvaine, doğal bir atmosfer altında post-rock tınılarını metal ögeleriyle birleştirerek kendine özgü, büyülü bir tını yakalamayı başaran bir isim. Bugün, projenin arkasındaki Norveçli multi-enstrümantalist Kathrine Sheperd ile Sylvaine hakkında lafladık; buyursunlar:

 

Korhan: Merhaba, Kathrine. İlk olarak Metalperver okuyucuları için kendi kelimelerinle bize Sylvaine’i tanıtır mısın? Sylvaine senin için ne ifade ediyor?

Kathrine: Herkese merhaba! Benim adım Kathrine ve Sylvaine de benim solo projem. 2013 yılında, kişisel tecrübelerimi, yaşadığım kimi sorunları ve hissettiklerimi ifade etme ihtiyacım doğrultusunda başlattığım bir proje bu. Sylvaine’in her şeyiyle tek başıma ilgileniyorum: Kompozisyon, sözler, düzenlemeler, bütün enstrümanlar (yalnızca ana davul bölümleri hariç), kayıt, dağıtım, menajerlik, tur menajerliği ve aklınıza gelebilecek diğer her şeyden sorumlu kişi benim. On dört yaşımdan beri müzik benim için büyük bir tutku ve bu tutkunun sonucunda farklı okullarda yaklaşık yedi yıl eğitim aldım ve 2014’te nihayet bir Müzikoloji diploması sahibi oldum. O zamandan beri de bir tanesi bildiğin gibi geçen Kasım ayının başında olmak üzere Sylvaine adı altında üç albüm yayınladım. Şanslıyım, çünkü müziğimi sahnede insanlarla paylaşabilmeme olanak tanıyan üç harika müzisyen arkadaşım oldu bu süreçte. Şimdiye kadar Sylvaine olarak daha yirmi konser bile vermedik ama 2019 yılında tur maceramızı genişletmek istiyoruz. Ayrıca şimdiden dördüncü albüm üzerinde çalışmalara başladım, fakat biraz zaman alacak gibi görünüyor.

Korhan: Yeni albüm Atoms Aligned, Coming Undone için tebrik ederim. Uzun zamandır bu albüm üzerinde çalıştığını biliyorum. Kendini nasıl hissediyorsun? Ortaya çıkan iş seni tatmin ediyor mu? Kendini rahatlamış hissediyor musun?

Kathrine: Kesinlikle! Atoms Aligned, Coming Undone yayınlandıktan sonra üzerimden bir yük kalkmış gibi hissetmiştim. Dünyanın farklı yerlerindeki insanların albüme ulaşabilmeleri, yaptığım müzikle onlara dokunabiliyor olmak harika. Gerçekten de kendimi vererek, içimi dökerek kaydettiğim bir albüm oldu, o yüzden de aslına bakarsan biraz gergin ve endişeliydim. Bilirsin, insanların nasıl tepki vereceklerini veya müziğimi dinlerken benim albümü yazarken hissettiğim şeyleri hissedip hissetmeyeceklerini merak etmemek imkansız. Şu ana kadar albüme gelen tepkilere ve hakkında yazılanlara gerçekten minnettar olduğumu söyleyebilirim; bazıları gerçekten sürrealdi! Benim için kaydetmesi kolay bir albüm olmadı, yine de bugün bile açıp dinlerken keyif alabiliyorum ve Atoms Aligned, Coming Undone‘ın yaşamımda gurur duyduğum şeylerden biri olduğunu söyleyebilirim. Bu, daha önce hiç tecrübe etmediğim bir duygu. Gerçi tüm bu söylediklerim ve insanların güzel tepkileri bir yana, şimdiden bir sonraki albüm için üzerimde bir baskı hissediyorum. Önceki işlerimden daha iyisini yapabilmek, kendimi geçebilmek adına, sağlıklı bir baskı bu.

Korhan: Bildiğim kadarıyla ALCEST‘ten NEIGE ile iyi bir arkadaşlığınız var. Bahsettiğin turda Sylvaine ile birlikteydi ve son albümde davul taburesinde yine o oturuyordu. Sylvaine sık sık ALCEST ile karşılaştırılıyor ve her ne kadar müziğini, vizyonunu desteklediği bariz olsa dahi devamlı ALCEST ile karşılaştırılmanın Sylvaine için haksızlık olduğunu düşünüyorum. Bu konuda neler söylemek istersin? Sen müziğini nasıl tanımlıyorsun?

Kathrine: Ben müziğimi hayli özel, sesli bir günlük olarak değerlendiriyorum. Zıt kutupların birbiriyle çatıştığı, farklı ikilikler barındıran, kendi iç dünyamdaki en derin düşüncelerimi, yaşama dair sorduğum soruları ve hislerimi barındıran bir günlük bu. O nedenle de Sylvaine müziği pek çok farklı katmandan oluşuyor. Bu katmanlar ise duygu yüklü bir ambiyans yaratıyor ortaya atmosfer açısından yoğun bir müzik çıkıyor. Müzik benim için gerçek duyguları ifade etmek demek, bu yüzden de benim müziğim daha sade bir yapı çerçevesinde şekilleniyor; hiçbir enstrümanın teknik açıdan herhangi bir iddiası yok, ancak duygusal açıdan bir o kadar güçlüler.

Alcest konusu ise sıklıkla karşıma çıkıyor gerçekten ve genelde bunu bir iltifat olarak kabul etmeye meyilliyim, çünkü Alcest harika bir grup. İki proje arasında doğrudan bir ilişki olduğu gerçek,  fakat bence Sylvaine’in daha kişisel bir tarafı var ve umuyorum ki insanlar bunu hissedebilirler. Günün sonunda Sylvaine benim bir parçam, benim yaşadıklarımın bir sonucu. Bu yüzden de Neige’nin kendi yaşam tecrübesini yansıttığı Alcest ile arasında bariz farklılıklar bulunuyor.

Korhan: Bu konuyu aradan çıkardığımıza sevindim. Sylvaine’in kişisel bir proje olduğu aşikar. Yalnızca projenin tek yaratıcı ve yöneticisi sen olduğun için değil, aynı zamanda Sylvaine müziğinde gerçekten demin bahsettiğin türden bir yalnızlık, bir kişisellik olduğu hissedildiği için. Ayrıca bazı sözlerin dinleyende varoluşa dair kimi soruları tetikliyor ve müzikteki bazı boşluklar, bu duygu ve düşünceleri destekliyor. İlhamının içsel kökleri hakkında neler söyleyebilirsin? Sylvaine senin için bir terapi aracı sayılabilir mi?

Kathrine: Kesinlikle katılıyorum. Sylvaine benim kişisel ve terapötik katarsisim. Bastırmaya meyilli olduğum şeylerle, kendi içimde yaşadıklarımla başa çıkmamı sağlıyor. Ben her zaman neye ya da ne için olduğunu bilmeden, bir şeylere ya da başka bir yerlere karşı derin bir özlem duyarak, ait olamadan yaşadığımı hissetmişimdir. Düşününce insana tuhaf geliyor ama bu duygu, müziğimde ve sözlerimde de benzer bir tını yakalamaya çalışmamı sağladı. Bir insan bedeni içerisinde olmanın getirdiği kısıtlamalar hakkında düşünmek ve bunun sorunsal yanlarını keşfetmek de üzerinde vakit harcadığım bir diğer konu. Sanırım bu bir tür varoluşsal veya manevi arayış gibi. Sylvaine, bana bu konuda yardımcı oluyor.

Korhan: Pekala, şimdi biraz daha farklı şeyler sormak istiyorum. Birden fazla enstrüman çalma yeteneğinin dışında bildiğim kadarıyla Amerika’da doğmuş, Norveç’te büyümüş ve Fransa’da yaşayan bir dünya vatandaşısın ve albümlerinde farklı dillerde şarkılara yer vermekten çekinmiyorsun; ilk albümünde Nobokov’dan bildiğim ilginç bir kelime olan тоска vardı mesela. Bu konudaki yönelimler hakkında daha fazlasını öğrenmek istiyorum, örneğin ileride de Mørklagt gibi Norveççe şarkılar beklemeli miyiz Sylvaine’den?

Kathrine: Norveç dili, sesime yepyeni bir hareket sahası sunarak farklı duyguları yansıtabilme şansı veriyor, bu yüzden gelecekte tekrar kullanma fikrini göz ardı etmiyorum. Mørklagt öncesinde müziğimde yoğun bir şekilde Norveççe kullanmaktan kaçınmıştım, çünkü bana fazlasıyla gerçek geliyordu. Hayatımın büyük bir bölümünde kullandığım gündelik dilim Norveççe oldu, bu yüzden Norveççe yazılan kelimeler bana olduğundan daha da gerçek, daha da ciddi geliyor. Bilmiyorum anlatabildim mi ama artık bu şekilde hissetmiyorum ve gelecekte bu konularda kendimi zorlamaya devam edeceğim. En azından kendi adıma, bir müzisyenin farklı dillerde şarkı yazabilmesi fikri kulağa ilgi çekici geliyor.

Korhan: Mørklagt enfes bir şarkıydı, umarım devamı gelir. Pekala, yavaştan sona gelirken sana bir ciddi, bir de eğlenceli sorum kaldı. Artık 90’larda olmadığımızın farkındayım ve metal sahnesi, kadın katılımı açısından soprano vokalistlerden çok daha fazlasını sunabilen bir hale gelmiş durumda günümüzde. Yine de erkek egemen bir endüstri olduğu da bir gerçek. Bir kadın olarak kendini bu camiada nasıl hissediyorsun? Ek olarak sence Syvlaine, metal müzik sahnesinin neresinde duruyor?

Kathrine:Toplumsal cinsiyet ve cinsiyet kimliği ile ilgili düşüncelerimde oldukça liberal olmaya eğilimliyim, bu yüzden sanat hakkında konuşulurken herhangi birisi için cinsiyetin neden önemli olabileceğini asla anlayamıyorum. Bu, bir birey ile ilgili en sıkıcı, en ilgi çekmeyen şey; sadece içinde olduğumuz bir kabuk, bizi insan olarak tanımlayan bir şey değil kesinlikle.

Müzik endüstrisi cinsiyetler arasındaki dengesizlik üzerine kurulmuş durumda neredeyse ama sanırım metal sahnesine gelince işler özellikler biraz daha kötüleşiyor. Bir kadın olarak metal müziğin kanatları altında yer alabilecek bir grubun lideri olduğunuzda, belirli bir bir önyargıyla karşılaşıyorsunuz mutlaka. Kişisel olarak hiçbir zaman Sylvaine’in bir metal grubu olduğunu söylemedim, çünkü söz konusu müzik olduğunda eserlerin kategorize edilip etiketlenmesi konusuna pek sıcak bakmıyorum. Buna karşsın, metal dünyası tarafından sıcak bir şekilde karşılanmak, kabul edilmek beni çok mutlu ediyor. Çünkü dünyada isteyebileceğiniz en iyi, en düzgün hayranlar metal müzik hayranları.

Korhan: Kesinlikle öyleler! Pekala, işte son sorum: Daha önce hiç Sylvaine dinlememiş birine önereceğin üç şarkı seçmeni istesem?

Kathrine: Ne kadar harika bir soru bu! Daha önce hiç bunu düşünmemiştim! Sanırım Atoms Aligned, Coming Undone albümünden Mørklagt şarkısını seçerdim ilk olarak; Sylvaine’i tanımlayan her şeyi ve daha fazlasını barındıran, güçlü bir şarkı o. İkinci olarak ise Wistful albümünden Wistful‘u seçeceğim galiba; bu proje ile yansıtmaya çalıştığım hislerin somutlaşmış hali Wistful. Son olarak da ilk albümümden Silent Chamber, Noisy Heart veya Dysphoria dinlemesini önerirdim herhalde. Bu iki şarkı da Sylvaine’in köklerini, kodlarını ve çıkış noktalarını içeriyor.

Korhan: Hepsi bu kadardı, Kathrine. İçten, samimi müziğin ve aynı ölçüdeki cevapların için sana çok teşekkür ediyorum. Metalperver’de Sylvaine’i ağırlamak benim için bir zevkti. Okuyucular ve Türkiye’de hayranlar için son bir mesajın var mı?

Kathrine: Nezaketin için esas ben teşekkür ederim. Ayrıca bana Metalperver okuyucularıyla buluşma şansı verdiğin için ayrıca teşekkürler, çok keyif aldığım bir röportaj oldu! Umarım en az benim kadar keyif alarak okurlar ve umarım 2019’da yola çıktığımızda bir şekilde yollarımız kesişir! Görüşmek üzere!

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Röportaj: Sylvaine” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.