Horrendous – Idol

Merhaba.

Amerikalı progresif death metal grubu Horrendous’un yeni albümü Idol öyle bir tarihte çıktı ki, çok sevmeme ve Metalperver sosyal medya hesaplarından aman ıskalamayın tadında paylaşımlar yapmama rağmen kendi söküğünü dikemeyen terzi misali albüme gereken özeni gösteremedim ve kritik kaynadı gitti. Fakat Revocation, Riverside, Wolfheart, Anaal Nathrakh, A Forest of Stars ve Vried (sana da sıra gelecek elbet) ile aynı gün albüm mü yayımlanır, günler torbaya mı girmişti sevgili Horrendous?

Çeşitli nedenlerle yıl içerisinde incelemesini yapamadığım albümleri derleyip toparlamaya çalıştığım şu günlerde elbette Horrendous’u ve yeni albümleri Idol‘ı atlayamazdım. Peki kim bu Horrendous? Şöyle ki:

Death metal gibi bünyesinde birbirinden tanrısal oluşumlar barındıran bir tür içerisinde, henüz 2009’da kurulmuş ve ilk albümünü 2012 yılında yapabilmiş Horrendous’un esamesinin okunmaması gerektiğini düşünebilirsiniz. Fakat Horrendous, kariyeri daha ilk albüm The Chills‘den itibaren büyük bir ivmeyle tırmanışa geçen bir isim. 2014’teki Ecdysis ile beraber grup death metal piyasasında kendine iyi bir yer edinmeyi başardı ve hemen bir yıl sonrasındaki Anareta ile de bu yeri sağlamlaştırdı. Kısacası pek popüler bir isim gibi görünmese de Horrendous’ın yeni albümünü bekleyen hatırı sayılır bir kitle vardı hali hazırda.

Aslında çok süslü, sansasyonel veya kalıpları yıkan bir müziği yok Horrendous’ın. Hatta ilk iki albümü çok daha geleneksel bir death metal perspektifinin ürünleri. Anareta ile daha karanlık bir yapıya geçen ve ufak ufak yedirdiği progresif dokunuşları biraz daha göze parmak şeklinde sunmaya başlayan grubun yaptığı her şey, nasıl desem, çok doğru. Teşbihte hata olmazmış; sistem takımı gibi bir şey Horrendous arkadaşlar. Öyle bir diziliyorlar, öyle bir hareket ediyorlar ki paralize oluyor rakip (dinleyici). Belki süper yıldızları, uçan kaçan numaraları yok ve şov maçları oynamıyorlar ama günün sonunda tabelada öndeki taraf olmayı başarıyorlar mutlaka. Uzun lig maratonunda önemli olan da bu, değil mi? Peki ama müzik niye uzun vadeli değerlendirilecek bir şey olsun? Ee, onu ben de bilmiyorum tam. Teşbihte hata olabiliyor galiba ya. Tam da hata diyemeyiz sanki. İyisi mi biz bu paragraf yaşanmamış gibi yapabilir miyiz? Teşekkürler.

Kapak bas bas bağırıyor zaten ama Idol ATHEIST gibi, DEATH gibi grupların ekolünü takip eden bir albüm. Alabildiğine çiğ ve otuz sene önce kaydedilip unutulmuş, sanki birinin garajındaki bir kolinin içinden fırlamış gibi duran, teknik/progresif yanı o dönemin dinamiklerine göre şekillenmiş ve bence vokal bile aslında biraz yetersiz ama çok tutkulu ve samimi olduğu için hiç sırıtmayan türden. Çok daha iyi olabilir vokal ve illa bir yerden vuracaksam bu kesinlikle vokaller olurdu ama ben bu şekilde değerlendirdiğim için batmıyor açıkçası. Kaldı ki Horrendous’ın tek becerisi çok iyi bir retro progresif death metal grubu olmak değil. 

Idol, şimdiye kadar gruptan duyduğum en progresif numaraları barındıran, Horrendous’ın kendini en çok zorladığı albüm sanırım. Matt Knox ve Damian Herring ikilisinin gitarları hem bu kadar doğal hem de bu kadar planlı programlı olmayı nasıl başarabiliyor, hala tam anlayabilmiş değilim. Albümün hiçbir anında müziğin önüne geçmeden, işi şova dökmeden ezip geçiyor gitarlar. Dinledikçe açılması gibi bir özelliği var Idol‘ın ve bu açıdan bakıp öykündüğü isimlerin daha ilk dinlemeden insanın canına okuyan albümlerini düşününce bir nebze eleştirilebilir ama bir yandan bu kadar retro tınlayıp bir yandan da bu kadar üst düzey bir iş çıkarmış olmaları kafamdaki bütün soru işaretlerini yok etmeye yetiyor açıkçası.

Dinledikçe açılıyor desem de aslında gayet ferah ve kolay dinlenilebilir bir albüm Idol. Açılma hali neler olup bittiğini kavramadan ziyade detaylardaki dehayı yakalamakla ilgili yani. Kendi dünyasında bağımsız takılan ve albümü birkaç basamak yukarı taşıyan bas gitar ve muhteşem bir uyumla saldıran çift gitar ne kadar teknikse davullar da bir o kadar sade ve Idol‘ı bu kadar yükselten, herkesin dinleyebileceği türden bir progresif death metal albümü haline getiren şey de bu sakin davulculuk bence. Hem yaratıcı hem de yormuyor Jamie Knox’un davulları ve abartılı bir performanstan kaçınarak Idol‘ı çok daha dinleyiciyle dost bir hale getiriyor. Kimi rif ve sololardaki, Theronody… gibi parçalardaki hafif burukluk ise albüme farklı bir boyut kazandırıyor. The Idolater bile tek başına yeter bu çok boyutluluğu görmek açısından.

Bu yıl içerisinde dinleyebileceğiniz en üstün death metal albümlerinden biriydi Idol. Zaten reklam amacı taşımayan sene sonu listelerinde mutlaka yer veriliyor albüme. Bu adamlar her defasında bir önceki işlerinin üzerine çıkmayı nasıl başarıyorlar gerçekten anlamıyorum ama  progresif death metal sevip Horrendous bilmemek kabul edilemez bir hale geldi artık resmen. Aynı yıl içerisinde SLUGDGE ve HORRENDOUS‘ın, birbirinden bambaşka pratiklerle bu kadar iyi birer progresif death metal albümü çıkarmış olması büyük olay bence. Neyse artık, haydi gideyim de şöyle bir otuz defa daha Obulus dinleyip her defasında aynı ölçüde şaşırayım yine.

89/100

 

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.