Klasik Bir Cumartesi: Savatage – Hall of the Mountain King

Merhaba.

Savatage’ın kariyerine bakınca 1983’ten itibaren grubun bütün yaptıkları, Hall of the Mountain King‘e ulaşmak için gereken şeylermiş gibi hissediyorum. Grubun yavaş yavaş oturan tarzı, ilk üç albümde parça parça kurgulanabilmiş karanlık Savatage atmosferi ve günümüzde Savatage denildiğinde aklımıza gelen iyi her şey, sanki Hall of the Mountain King ile kesin, eksiksiz ve görkemli bir şekilde ortaya koyulmuş ve konu kapanmış gibi, Savatage’ı Savatage yapan albüm Hall of the Mountain King‘miş gibi hissediyorum.

Dönemin diğer yıldızları (Savatage ile karşılaştırmak o kadar da mantıklı olmasa da HELSTAR, METAL CHURCH ya da VIRGIN STEELE gibi isimler sıralayabiliriz herhalde) daha yüksek tempolarda ve anlayışlarda kendi şovlarını gerçekleştirirken Savatage ise Fight For the Rock ile ilginç ve kimsenin pek hatırlamak istemediği bir yola girmişti aslında; bir sonraki albüm Hall of the Mountain King değil de yine o ayarda bir şey olsaydı belki de bugün kendi küçük kitlesi dışında kimse Savatage ismini anmıyor olacaktı. Sadece bu özelliği ve grubu dipten çıkarıp yeniden zirveye taşımasıyla bile değeri artıyor bence. 

24 Hrs. Ago‘nun ilk kırk saniyesi itibariyle öyle yüksekten girip öyle özgüvenli bir açılış gerçekleşiyor ki, hakikaten dağın kalbinde yaşayan kadim bir kralın taştan salonlarının devasa boyutları karşısında küçülmeye başladığını hissediyor insan. Chris Olivia’nın tarifsiz gitarı, Savatage karşısında Durin’in Felaketi’ni görmüş Gandalf gibi “bu düşman hepinizi aşar, koşun!” gibi bir psikolojiye sokuyor beni her seferinde. Mesela Sirens ne kadar Jon Olivia ise Hall of the Mountain King de o kadar Chris Olivia bence ve heavy/power metalin nasıl yapılması gerektiğine dair çok büyük bir ders veriyor tek başına. Kaldı ki önceki üç albümde ve dönemin diğer bazı isimlerindeki laçkalıklar, şakalar, komiklikler – hadi Legions‘ı biraz ayıralım bu noktada – yerini çok daha kendini ciddiye alan bir anlayışa bırakıyor ki, bence Savatage’ın kariyeri boyunca aldığı en iyi kararlardan bir tanesi de bu.

Aynı şekilde, ilerleyen yıllarda grubu yavaş yavaş ele geçiren ve tüketen operatik yaklaşımların da minimum seviyede tutulduğu bir albüm Hall of the Mountain King. Savatage’ın o halinden keyif almadığım için demiyorum ama özellikle Chris’in gitarları, Savatage’ın hala çatır çatır metal yaptığı bir dönemin coşkusuyla gürlüyor bu albümde. 24 Hrs. Ago, Beyond the Doors of the Dark ve Hall of the Mountain King şarkılarının rifleri, ilk dinlemeden akla kazınaak türden. Buna karşın grubun klasik müzik ile iç içe geçeceğinin sinyallerini de veriyor albüm; Edvard Grieg’in In the Hall of the Mountain King eserine selam çakan albüm adı bir yana, Prelude to Madness doğrudan bu eserden evrilen bir parça mesela.

Yukarıda albümün Chris’in olduğunu söylesem de Jon’un performansını yabana atamayız kesinlikle. Kimi şarkılarda gücün delirttiği dengesiz bir kralın öngörülemezliği ile yurda çöken karanlığı müthiş yansıtan ve insan aklının alamayacağı türden bir çarpıklığı maddeleştiren Jon, Strange Wings gibi şarkılarda ise daha insanı sınırlarda kalıp albümün duygusallığını artırıyor. Kısacası ben daha kişisel bir şekilde Chris’e daha çok paye versem de Jon ile ikisini birbirinden ayırmak, birini diğerinin önünde tutmak hiç kolay değil aslında. Middleton’ın net bas gitarının ve geçtiğimi yıl kaybettiğimiz, Savatage ile ilk kez bu albümde çalışmaya başlayan prodüktör (daha sonra TRANS-SIBERIAN ORCHESTRA‘da da beraber çalıp söylediler) Pual O’Neill’in da bu kötücül atmosferin katmerlenmesindeki etkileri büyük elbette.

Başta da söylediğim gibi bazen bu köşeye yazacağım albümün görkemi karşısında gerçekten küçülüyor ve söyleyecek bir şey bulamıyorum; bu da o tür kritiklerden biri oldu galiba. Savatage kataloğu içerisinde en az iki-üç albüm daha bu köşede kendine yer bulabilir ama oyumu Hall of the Mountain King‘den yana kullanmak istedim ve biraz kendime hatırlatmak, biraz da Savatage övmek istedim. Başka bir klasikte görüşürüz.

97/100

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

7 thoughts on “Klasik Bir Cumartesi: Savatage – Hall of the Mountain King

  • 17 Kasım 2018 tarihinde, saat 16:51
    Permalink

    Savatage çok büyük bir grup. Poets and madmen albümü de bu büyüklüğe yakışır bir son.

    Yanıtla
    • 17 Kasım 2018 tarihinde, saat 17:35
      Permalink

      Böylece yorum çekilişi de bitmiş oldu. Günlerdir birinin son yorumu girmesini bekliyordum haha.

      Yanıtla
      • 17 Kasım 2018 tarihinde, saat 22:02
        Permalink

        Haha haberim yoktu bu çekilişten nasıl kaçırdım acaba, instagramdan bildirilmiş miydi ? Biraz konu dışı bi yorum oldu ama…

        Yanıtla
        • 17 Kasım 2018 tarihinde, saat 23:15
          Permalink

          Twitter’dan ve site üzerinde (buraya tık) duyurmuştum. Son bir yorum bekliyordum ama birkaç gündür kimseden ses çıkmayınca postu anasayfadan ayırdım. İlk yorum yapan kazanacaktı şansına; talihli sen oldun haha.

          Eğer …And Justice For All’a sahipsen/istemiyorsan bir sonraki yorumu girene hediye ederiz. Aksi taktirde korhan@metalperver.com adresine adres bilgilerini ve hangi formatı tercih ettiğini belirtirsen ilk fırsatta göndereceğim. Tekrar tebrikler. ^_^

          Yanıtla
          • 18 Kasım 2018 tarihinde, saat 12:22
            Permalink

            Çok teşekkürler, mail gönderdim:)

  • Geri bildirim: 666’nın Gücü! – Metalperver

  • 26 Kasım 2018 tarihinde, saat 21:38
    Permalink

    Albüm elime ulaştı. Metalperver ailesine çok teşekkürler:))

    Yanıtla

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.