Unleashed – The Hunt for White Christ

Merhaba.

Türkiye’de, özellikle de beraber anıldığı diğer isimlere nazaran zayıf bir hayran kitlesi olduğunu düşünsem de bu İsveçli UNLEASHED’in büyüklüğünden bir şey kaybettirmiyor. TIpkı DISMEMBER, GRAVE ya da ENTOMBED -bu konuya birazdan geleceğiz- gibi UNLEASHED de İsveç’in en eski, en köklü death metal gruplarından biri ve belki de en istikrarlısı.

O dönem beraber NIHILIST’te çaldığı diğer elemanların ENTOMBED’u kurmasının ardından UNLEASHED’i ortamlara salan Johnny Hedlund, grubu kurduğu 1989 yılından itibaren istikrarlı bir şekilde -en azından üretkenlik konusunda- yoluna devam ediyor. Vikinglik müessesesi ve death metal denilince günümüzde akla gelen ilk grup AMON AMARTH belki ama Johan  ve ekibi 1998’de henüz ilk albümlerini yayımlarken UNLEASHED çoktan beş albüm çıkarmış, Odalheim topraklarında ter, kan ve gözyaşının birbirine karıştığı Viking öyküleri anlatarak İsveç death metalinin öncü isimlerinden biri haline gelmişti bile. Ne var ki 2000’lere gelindiğinde, özellikle de 2002 yılında Amon Amarth Versus the World ile önüne geçilemez bir başarı ve şöhretin kapılarını aralarken Unleashed ne yazık ki aynı hızla düşüşe geçmişti. Şükürler olsun ki son dönemde grup yeniden toparlandı ve iki albümdür eski parıltısına yeniden kavuştu. Bu yaz kanlı canlı izleme şansına da eriştiğim Unleashed’in geçtiğimiz hafta çıkan The Hunt for White Christ ise benim ve diğer pek çokları için heykeline beton yetmeyecekler listesinde yer alan efsane grubun on üçüncü stüdyo albümü.

Old school tanımının altını sonuna kadar dolduran Unleashed müziği, yıllar içerisinde çok minimal değişiklikler geçirdiği için onlardan yeni bir şey beklemek biraz abes kaçar. Zaten hiç vakit kaybetmeden insanı savaş meydanının ortasına savuran Lead Us into War, pek bir şey düşünmeye zaman bırakmıyor. Çok güçlü ve enerjik açılan albümde melodi, groove ve gaz üçlüsü üç silahşörler şeklinde takılırken, sağa sola serpiştirilen breakdown kısımlar da d’Artagnan faktörü olarak karşımıza çıkıyor. Hedlund’un tek boyutlu ama azman kere azman vokalleri ve peş peşe devam eden You Will Fall, Stand Your Ground gibi parçalar, albümün coşkusunu kabartıyor.

Açılışı yapan bu üçlü ile yüksekten satıyor kendini The Hunt for White Christ ve kısa sürede tremolo gitarların yarattığı kaosun içine dalmaya, chugga chugga riflerin açığa çıkardığı güçle, Hedlund’un itici vokalleriyle ve yüksek tempo davullarla baba yadigarı baltayı düşmanın ağzına oturtmaya hazır bir hale getiriyor dinleyiciyi. Buna karşın bu çoşku, albümün devamında aynı düzeyde kalmayı başaramıyor ve giderek azalıyor. Unleashed’in gerçekten çok iyi bir formülü var ve doğru uyguladıklarında ortaya enfes şeyler çıkıyor – sadece iki buçuk dakika süren The Hunt for White Christ ya da coşum coşum coşan Terror Christ mesela – ama o kadar eski ve o kadar çok kullanılmış bir formül ki bu, maksimum seviyede uygulanmadığı taktirde bir etki yaratması pek mümkün olmuyor.

Tabiatı gereği Unleashed’in müzikal açıdan öyle inanılmaz zengin veya doyurucu bir müziği yok, keza buna ihtiyacı da yok. Belirli bir standartı yakalamaları yeterli oluyor ve eğri oturup doğru konuşalım; The Hunt for White Christ müzikal açıdan standartın üstünde bir old school death metal albümü. Ancak Unleashed’in her zaman duyguları yukarıda tutması gerek, zira bunu başaramadıklarında ortaya çıkan şeye yabancılaşmak işten bile olmuyor. Savaşın ortasında bir anda ne yapıyoruz biz, diyerek gardınızı indiremezsiniz, değil mi?

Bazen yıkıp geçen, bazen de idare eden bir albüm The Hunt for White Christ ve daha kısa tutulup kimi yerleri törpülense çok daha vurucu bir hale gelebilirmiş hissi yaratıyor biraz. 90’ların ilk yarısındaki İsveç death metaline ait o tınıları seven birinin albümü beğenmemesi imkansız ve yukarıda bahsettiğim parçalardan herhangi birine konserde denk gelirsem keyifle dinlerim. Fakat albümün bütününü göz önüne alınca 90’ların ilk yarısındaki death metal coşkusunu yeniden yaşatabilecek, bir kısmı da Unleashed’in eseri olan sonsuz kaynağa sahipken neden The Hunt for White Christ’ı tercih etmeniz gerektiğine dair elimde yeterli argüman yok ne yazık ki. Unleashed’in ya da türün büyük hayranı değilseniz gerek yok.

68/100

 

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.