Bloodbath – The Arrow of Satan is Drawn

Merhaba.

Eski usül death metal sevip de Bloodbath ismini duymayan var mı hala bilmiyorum ama OPETH‘lerin Mikael’i, KATATIONA‘nın Jonas ile Anders’i ve yüzlerce grubun biricik Dan Swanö‘sünün, içki içip metal övülen bir gecenin anlık gazıyla, ENTOMBED temelleri üzerinde yükselen eski usül death metal yapma amacıyla kurduğu ve aslında bir şaka, bu elemanların kendi işlerinden bunaldıklarında stüdyoda eğlenmelerini sağlayacak bir kaçış aracı olması öngörülen Bloodbath, kadrosunda artık bu dörtlüden geride yalnızca Katatonia elemanlarını barındırarak, kurulduğu 1998 yılından tam yirmi sene sonra, beşinci stüdyo albümü The Arrow of Satan is Drawn ile karşımızda.

Öncelike Jonas ile Anders’in yanında kimler var, bir bakalım; OPETH‘ten tanıdığımız davulcu Martin Axenrot ve PARADISE LOST insanı Nick Holmes, bir önceki Grand Morbid Funeral‘da olduğu gibi ikiliye eşlik eden isimler. Gruba 2008’de dahil olan Per Eriksson ise şu sıralar GHOST ile meşgul olduğu için bu albümde yer almıyor. Onun yerine ise gitarda Anders’e eşlik eden isim,  bu yıl enfes bir albüm çıkaran CRAFT‘ın gitaristi Joakim Karlsson. Albüme hayvan işi vokalleriyle konuk olan isimler ise CARCASS vokalisti Jeff Wallker, CANCER vokalisti John Walker ve MEMORIAM vokalisti Karl Willetts… Ulan sakin sakin anlatıyorum, kendimi bozmayayım diyorum ama dayanamacağım; sizin coğrafyanıza, metal ortamınıza, piyasanıza tükürürüm ama artık İsveç kere lan. Yettiniz be. Cep telefonunuzda nasıl bir rehber var lan sizin it oğlu itler… Ehem, neyse. Pardon.

Kolektif bir çaba ve İsveç’in taşı toprağı metal müzisyeni ortamının sağladığı sonsuz kaynaklar ile varlığını sürdüren Bloodbath’in kadrosu devamlı değişse de varoluş amacı pek değişmiyor. Boyun kaslarını parçalamak, kaburga kemiklerini kırmak ve açık yaralardan akan oluk oluk kanların altında duş almak gibi ulvi amaçlara hizmet eden Bloodbath, ilk dönemlerinde bunu İsveç’in soğuk, duygusuz katılığıyla gerçekleştirirken yakın dönemde –Grand Morbid Funeral- okyanusun karşı kıyısındaki ölüm metali neferlerinin yöntemlerini benimseyerek daha leş, daha köpek, yaptığı işten aldığı zevki gösterme konusunda daha bonkör bir hale gelmişti. The Arrow of Satan is Drawn da hemen hemen aynı yoldan devam ediyor

Black metale göz kırpan gitarlarıyla ve süper dandik -iyi anlamda- solosuyla Fleischmann, güçlü bir açılış yapsa da yukarıda bahsettiğim üç hayvan evladı konuğun desteğini arkasına alan Bloodicide ile şahlanıyor albüm. Hakikaten müthiş bir şarkı ve söz konusu Bloodbath olunca artık bir marka haline geldiğini söyleyebileceğim muazzam prodüksiyonla iyice etkileyici bir hal almış. Özellikle ortasındaki mid-tempo kısım, önlem alınmazsa can kaybına neden olacak kadar tövbe estağfurullahlıklar barındırıyor. Bunun dışında zaman zaman rock’n’roll kafalarıyla coşan, bazen de –Only the Dead Survive– tempoyu iyice düşürüp death metalin daha karanlık, kötücül ve görkemli taraflarını öne çıkaran bestelerle, her zamanki gibi death metal hayranlarının sevinçten yerlerde yuvarlanmasını sağlayacak, taş gibi bir albüm yazmış Bloodbath.

Bozuk testere misali gitar tonu ve o gitarların üzerinde zor seçilen, dağınık Nick Holmes vokali, köklenmiş baslar ve albüm paketlenmeden önce çamura batırılıp çıkarılmış hissiyatı, tam sevdiğim türden. Net bir hit barındırmıyor ve heyecan verici olmaktan bir tık uzak besteler daha vurucu olabilirdi belki ama The Arrow of Satan is Drawn fazlasıyla iyi bir death metal albümü, orası kesin. Zaten Bloodbath de başka bir şey vaad etmiyor.

Death metal sevince otomatikman Bloodbath’i de seviyoruz; grup bize pek bir söz hakkı tanımıyor aslına bakarsanız.

80/100

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bloodbath – The Arrow of Satan is Drawn” için 4 yorum

  • 30 Ekim 2018 tarihinde, saat 11:58
    Permalink

    Daha doğru dürüst dinleyemedim albümü (Warrel Dane, Crpytopsy, Hate Eternal, Outre, Megaton Leviathan, Krukh falan derken sıra getiremedim bir türlü); fakat kapağa bayılan bir tek ben olamam herhalde değil mi ya?

    Yanıtla
  • 30 Ekim 2018 tarihinde, saat 21:11
    Permalink

    Albümü şimdi dinlemeye başladım da ilk dakikalardan bile albüm burdayım diyor. Önümüzde çok mükemmel geçecek bir 41 dk vara benziyor…

    Yanıtla
  • 3 Kasım 2018 tarihinde, saat 01:10
    Permalink

    Kapak kesinlikle muazzam. Bloodbath çok fazla hakimi olduğum bir grup değil, açıkçası Mikael döneminden beri soundlarını yorucu bulurum. İlk şarkıdan albüm sound’unu yine çok yorucu bulsam da albüm sonlarına doğru bayağı sevdim.

    Yanıtla
  • 4 Kasım 2018 tarihinde, saat 14:09
    Permalink

    Öncelikle sözlerime bir eleştiri ile başlamak istiyorum. Adını vermeyeceğim ama çoğunlukla metal müzik için inceleme yapan bir sitede albüm çıkmasına rağmen incelemeler için 5 gün beklendi. Bir incelemenin altına eleştirel bir mesaj yazdığım zamanda da o mesajın yayınlanmadığını farkettim ve o 5 gün süre içerisinde Türkiye’den kimsenin adını sanını bilmediği büyük ihtimalle ya arkadaşı ya da o tarz bir şey olduğu belli olan grupların incelemesi yapıldı. Bu mesaj yayınlamama işi daha önce de başıma gelmişti. Bundan sonra o faşist site ile işim olmaz.

    Burayı keşfettiğime şükürler olsun Bloodbath ve Haken albümü hemen incelenmiş. Müziği sevdiğiniz için bu işi yaptığınız çok belli… Çok iştah açıcı bir nceleme olmuş.

    Albüme gelirsem albüm fena olmamış, sadece bir defa dinleyebildim işlerim dolayısıyla ama bir sonraki albümün vokali Nick olmasın artık, biraz daha farklı sulara yönelsinler istiyorum.

    Yanıtla

Ertuğrul Bircan Çopur için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.