Klasik Bir Cumartesi: Necrophagist – Onset of Putrefaction

Merhaba.

Bu coğrafyada yaşayıp metal müziğe gönül vermiş insanlar arasında Necrophagist ve Muhammed Suiçmez isimlerini duymayan pek yoktur herhalde. Türk asıllı bir Alman olan Muhammed, yabancı metal kafalar ile muhabbet ederken elimizdeki tek silah, makinelere karşı kullandığımız EMP bombamız adeta.

1992’de kurduğu Necrophagist ile başlangıçta sonsuz sayıdaki tek kişilik yeraltı projelerinden biriyken, 1999’da her şeyini tek başına kaydederek çıkardığı ilk albümü Onset of Putrefaction ile neredeyse anında teknik death metal türüne yeni bir vizyon katan Muhammed Suiçmez, kompozitör bakış açısıyla yaklaştığı death metalde brutal/teknik dengesini öyle üstün bir seviyede, öyle kusursuz bir noktada yakalamayı başardı ki, günümüzde ilham kaynakları arasında Necrophagist ya da Muhammed Suiçmez isimlerini saymayan tek bir teknik death metal gitaristi bile yok neredeyse. Varsa da kendisine buradan akıl fikir dilemekten başka bir şey gelmez artık elimizden.

O günlerde belki olumsuz bir etki yaratmış olsa da albüm kaydı öncesinde diğer elemanların ayrılması ve bu nedenle Muhammed’in albümü tek başına kaydetmesi, Onset of Putrefaction‘ın daha da büyümesini sağlayan bir olay aslında. Düşünsenize, 1999 yılında kimsenin adını duymadığı bir adam, brutal/teknik death metalin nasıl olması gerektiğine dair herkesin kendine rehber edinmesi gereken türden bir albümle çıkageliyor bir anda. İki dakika bile sürmeyen Foul Body Autopsy ile ilk şok dalgasını göğüslemeye ve albümde neler olup bittiğini anlamaya çalışırken albümün tek bir kişinin elinden çıktığını öğreniyorsunuz bir de. İnsan delilir yahu.

Bir nota dahi eksiği ya da fazlası bulunmayan bir albüm Onset of Putrefaction. Muhammed’in klasik müzikten beslenen besteciliği benzersiz bir hava katıyor Necrophagist’e ve aklındaki sayısız fikri, birbirinden canavar rifleri asla çekip sündürmeden, olması gerektiği yerde ve sürede kullanarak resmen gövde gösterisi yapıyor. Extreme Unction ya da Fermented Offal Discharge dinleyip (o solo nedir) bu dehayı takdir etmeyen var mıdır, gerçekten merak ediyorum. O kadar çok fikir o kadar homojen bir şekilde biraraya getirilmiş ki, birkaç hafta dinlemeyince şarkılara reset atılıyor sanki; her dinleyişte baştan keşfediyorsunuz içindeki cevherleri.

Hayatımda dinlediğim en iyi drum machine kullanımlarından biri de bu albümde. En az 2004 yılında, bu defa tam kadro çıkardığı ve teknik death metal türünde bir efsaneye dönüşmesini sağlayan Epitaph‘deki kadar iyi geliyor kulağa davullar. Yirmili yaşların başında, henüz ilk albümünü yapan bir adamın nasıl bu kadar oturaklı, konusuna hakim ve tutkulu olduğu ise bambaşka bir konu. Çocukluğu death metalin emeklediği yıllara denk gelen ve kendi sözleriyle DEATH, MORBID ANGEL, ENTOMBED, CARCASS gibi isimlerin albümleriyle büyüyen Muhammed’in ailesinden gördüğü baskıyla – on beş yaşındayken ağabeyinin de yardımıyla güç bela bir gitar almış ama babası parçalamış gitarı mesela – iyice bu müziğe tutunması, daha 18 yaşındayken Onset of Putrefaction‘ı yazmayı bitirmiş olması, albümde o formülü olmayan, elle tutulamayan pırıltıyı, havayı yaratan en büyük etmen. Elbette bir de çoktan ayyuka çıkan bir şekilde death metal yaparken örnek aldığı, etkilendiği müziğin death metal ile sınırlı olmaması. Sonradan verdiği röportajlarda da sık sık yeni death metal gruplarının yalnızca eski, klasik death metal eserlerine bakıp onlardan ilham aldığından, o nedenle de taze ve yeni bir şeyler gelmediğinden yakınması bu noktada kulağa epey mantıklı geliyor. İyi diyorsun, güzel diyorsun ama herkes sen mi Muhammed?

Büyük bir müzik aşkı, saf bir öfke, kusursuz bir teknik ve muazzam bir yetenek birleşince ortaya Onset of Putrefaction gibi bir şaheser çıkıyor işte. Bu işin yalnızca makine gibi enstrüman ve teknik çalışmakla, geçmişte yapılmış ve zamanla savaşını kazanmış albümlere bakarak yapılamayacağının en güzel, en net, en güçlü örneklerinden birisi Onset of Putrefaction ve death metal türü içerisindeki gücünün ve kalitesinin yanı sıra bu özelliği ile de çok üst seviyede bence. Gerçekten inanarak, samimi bir şekilde her açıdan kusursuz olduğunu iddia edebileceğim sayılı albümlerden bir tanesi.

100/100

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.