A Forest of Stars – Grave Mounds and Grave Mistakes

Merhaba.

Pek çokları gibi ben de İngilizlerin her şeyin en iyisini biliyormuş havasını itici buluyorum. Her ne kadar dolu dolu argümanlar ile upuzun bir geçmişe dayanan temellere sahip olsa da bu havayı lüzumsuz ve itici bulmamak zor. O kalkık burunların ortasına elinin ayasıyla bir tane geçirip burnu beyinle birleştirmek istiyor insan zaman zaman. Yine de bazı alanlarda öyle acayip işler çıkarıyorlar ki, insan bu ponçik düşünceleri ve hayaller bir kenara bırakıp onlara hak vermeden edemiyor. Leedsli septet  A Forest of Stars da deli saçması black metalinde öyle muhteşem işler yapıyor ve o İngiliz züppeliğini öyle güzel yakıştırıyor ki, insan gerçekten hayret ediyor.

Black metalin olmazsa olmazı, müziği oturtacak bir fikir, bir konsept belirlemektir. Bu kurumsal dinlere karşı büyük bir öfke, politeist zamanlara özlem, insan ile doğa ilişkisi veya pek çok başka bir kavram şeklinde karşımıza çıkabilir, çıkıyor. A Forest of Stars’ın ilginç yanı ise Victoria devrinin göz alıcı parıltısı ve teatral havasını benimsemesi ve ekstremlikten, deneysellikten asla ödün vermeden ürettiği müziğini bu fikirle harmanlayarak çarpık, karanlık, grotesk bir müzikale dönüştürebiliyor olması. Elbette bir de bunu muhteşem yapıyor olması.

Lupus Lounge‘dan Prophecy Productions‘a geçen grubun beşinci stüdyo albümü Grave Mounds and Grave Mistakes‘i çıktığı 5 Ekim’den beri günde en az bir defa dinliyorum ve şunu itiraf etmeliyim ki daha keşfedemediğim bir şeyler muhakkak vardır albümde. Fakat çok iyi bir iş olduğunu anlamak için yüzlerce defa dinlemeye gerek yok; Grave Mounds and Grave Mistakes, diskografisinde boş iş olmayan A Forest of Stars’ın kendi alanında ne kadar üst sıralarda olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Kısa süreli Persistance is All sonrası Precipice Pirouette ile gerçek anlamda başlıyor gösteri. Epey karanlık, karamsar ve gerçeklerin birer hançer gibi fırlatılışı adeta. Herkes yerini aldıktan ve açılış için dekorun son parçası da yerine oturup son ışık da doğru pozisyona gelir gelmez sahneye atılıyor Mister Curse ve tutkulu bir çığırtkan şeylerin anlamsızlığını haykırıyor. Daha açılışta, ilk otuz saniyedeki sözler ile tokat gibi çarpıyor albüm insanın yüzüne gerçekten. Bu sözleri yazdıktan sonra insan kendinde elektrik faturası yatıracak, gittiği başka şehirde sırf ayıp olmasın diye uzak akrabaları ziyaret edecek, duş alacak enerjiyi nereden buluyor acaba. Neyse, cıvımayacağım.

Mister Curse’ün teatral vokali aslında bazı dinleyiciler için biraz yorucu veya itici olabilir. Estetik kaygıları bir kenara bırakarak, salt duyguyla, tutkuyla haykırıyor mikrofona ve bu performansı ayakta alkışlıyor olsam da kimileri için çok zorlayıcı olabileceği notunu da ekleme zorunluluğu hissediyorum. Bence gerçekten kusursuz ve A Forest of Stars’ın gücünü katlıyor kesinlikle. Kemanı ve flütünün yanı sıra sesiyle de albüme katkı veren Hayaletler Kraliçesi Katheryne’in ve Bay Kettleburner’ın da desteğiyle vokal departmanında resmen gövde gösterisi yapıyor grup. Vokalin ve kusursuz sözlerin sürüklediği bir müzik olmasına karşın zengin ve doyurucu A Forest of Stars’ın müziği. Aslında bunun hakkında söylenecek çok şey var ancak Precipice Piroutte gibi senenin en iyi parçalarından birinde, altıncı dakikadan sonra hiç beklenmedik ve zahmetsiz bir biçimde DRUDKH‘a çakılan selam dışında detaylandırıp albümün büyüsünü bozmak istemiyorum.

Korku edebiyatında estetiğin çok büyük bir önemi var kıymeti vardır. Edebiyattan tutun da sinemaya kadar korku temasını işleyen birçok eser, tamamlayıcı bir unsur olarak estetiği kullanır. Çarpık, biçimsiz varlıklar şüphesiz insanda dehşet uyandırır, fakat esas insanı kıran, çıldırtan türden dehşette her zaman belirli bir estetik vardır; Bram Stoker’ın Dracula’sını, ya da Kubrick’in Shining’ini düşünün… A Forest of Stars bunun çok farkında ve eserlerini her zaman estetik açıdan da etkileyici kılmaya çalışacak unsurlarla süslemeye özen gösteriyor. Bu özeni, her şeyin sorunsuz, göze hoş gelen ve hatta kusursuz gibi görünmesini sağlamak ve en doğru anda bu aldatıcı görüntünün altına sakladığı tarifsiz deliliği ve dehşeti açığa çıkarması, grubun en büyük gücü. Grave Mounds and Grave Mistakes’de de bu güç tüm kudretiyle karşımızda, her zamanki gibi.

A Forest of Stars normal bir grup değil ve normal bir müzik de yapmıyorlar. Grave Mounds and Grave Mistakes enfes bir albüm ama herkese göre de değil kesinlikle. Yine de eğer yeterince zaman tanır ve dünyalarına girmek için çaba gösterirseniz sundukları şeyler gerçekten enfes; ben olsam bu kadar lafın ardından mutlaka bir şans verirdim.

90/100

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

A Forest of Stars – Grave Mounds and Grave Mistakes” için 3 yorum

  • 17 Ekim 2018 tarihinde, saat 22:49
    Permalink

    Gerçekten yoruyor bu grubun müziği beni, hala dinlemedim albümü üşeniyorum.

    Ödev yapmamak için odasını temizleyen öğrenci gibi albümü dinlemek yerine bu ekibin Electric Mud Generator diye eski bir stoner grubu var, onların albümlerine bile baktım bu arada. İkinci albümlerini özellikle tavsiye edebilirim, ben çok sevdim.

    Yanıtla
  • 18 Ekim 2018 tarihinde, saat 00:20
    Permalink

    Yorucu değil de sıkıcı geliyor bana. Psychonaut 4 ile kıyaslandım istemsizce ve bu gurup kesinlikle beni yakalayamadi.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.