Sorrow Plagues – Homecoming

Merhaba.

Atmosferik black metal formülü nispeten kolay ve öyle üstün bir müzisyenlik kabiliyeti de gerektirmeyen bir tür. Ortalama üstü bir bilgisayar donanımına sahip olup iki tane de yazılım kullanmayı bildikten sonra sadece BURZUMULVER ya da SUMMONING‘i iyi dinleyerek bile ortalama bir şeyler yakalayabilirsiniz. Fakat bu basit doğasının kendine özgü zorlukları da var. Her gün çıkan sayısız grup, proje ve albüm arasından sıyrılabilmek o kadar da kolay değil.

Bu geniş piyasa yüzünden atmosferik black metale gönül veren pek çok müzisyen kendini farklı kılmak adına çeşitli arayışlara giriyor. Kimisi daha elektronik altyapılar eşliğinde kozmik bir atmosfer yakalamaya çalışırken kimi de alabildiğine analog kalmaya çalışarak iyice doğaya çeviriyor yüzünü. Birleşik Krallık’tan selam eden Sorrow Plagues projesinin yaratıcısı David Lovejoy ise (gülmeyin adamın adına, ayıptır) tıpkı ALCESTDEAFHEAVEN ve daha niceleri gibi daha yalın, ana akıma yakın duran melodiler seçmiş ve sırtını post-rocka yaslayan bir anlayış benimsemiş.

Tahmin edilebilir şekilde pek çok katmandan oluşan bir ses duvarına sahip Sorrow Plagues’in müziği çok uzaklardan gelen ekolu çığlıklar, yüksek tempoda seyreden davulların üzerinde salınan, kendini tekrar eden hipnotik, elektronik melodiler ve tremolo gitarlar üzerine inşa edilmiş olsa da ortada bariz bir progresif duruş olduğunu da inkar edemem. Irreversible ile tepe noktasına ulaşan bu anlayış, Sorrow Plagues’i diğerlerinden ayrıştırabilmeyi sağlayan en önemli iki özelliğinden biri. Son üç parçanın üçünde de David’in bir şeyler aradığı, bir şeyler denediği belli oluyor. Bir de kapanıştaki saksafonun beni çok net tavladığını söylemem gerek. Ne kad-dar güzel oturmuş öyle.

David Lovejoy müziğinin (gülün ya tamam, ben de güldüm) ayrıştırıcı diğer özelliği ise nasıl desem, biraz kafa karıştırabilir. İnandırıcı, içine alabilen bir atmosfer, tam manasıyla lo-fi demek mümkün olmasa da en azından oraya yakın bir prodüksiyon, kasvetli melodiler ve atmosferik black metalin olmazsa olmaz unsurlarının büyük bölümünü rahatlıkla bulabileceğiniz Sorrow Plagues’de bulamayacağınız tek bir şey var; karamsar, karanlık sözler.

David albümü bir tür kişisel arayışa dönüştürmek istemiş olacak ki albümün başındaki sözler ile sonlardaki sözler bambaşka gerçekten. Disillusioned ya da Isolated gibi parçalardaki depresif sözler sonlara doğru epey umutlu ve bir çıkış yolunun olduğunu gösteren bir hal alıyor. Öyle ki artık son parça Homecoming‘e geldiğinizde David büyük sıkıntılarla başa çıkabilecek gücü mutlaka bulacağınıza dair sözler vermeye kadar götürüyor bu iyimser, umut dolu yaklaşımı. Açıkçası albümün bu yönü benim için ilginç bir tecrübe sağladı ve Homecoming‘den aldığım keyfi katladı. Fakat kendinizi oradan oraya savurmak istediğinizde -ki atmosferik black metal biraz da bu yüzden yok mu?- Homecoming zayıf kalıyor. Kısacası albüm boyunca sözlerde yaşanan değişim hangi pencereden baktığınıza göre albüme tat katan ve bir yolculuğa dönüştüren bir unsur olarak da görülebilir, Sorrow Plagues’in kendini feshi olarak da.

Albümün kalanına göre çok zayıf kalan ve bazı bölümlerde -özellikle ziller- epey kulağıma batan davul kaydı dışında pek bir kusur bulamadım Homecoming‘de; söz meselesi tamamen kişisel olduğu için onu değerlendirmeye katmıyorum. Ben Disillusioned’ın post-rock hallerini, Isolated‘in gayet neşeli duran ana melodisinin giderek karamsar bir hale gelişini, Irreversible‘ın hemen başındaki atipik, ilginç gitar solosunu ve Homecoming‘deki enfes saksafonu epey beğendim. Umarım siz de beğenirsiniz.

87/100

 

İsmail Korhan Tok

Üniversiteden sonra metali bırakmadım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.