Mgła – With Hearts Toward None

Muhammed İZMİRLİOĞLU

Merhaba. Dünyanın en iyi albümünden bir önceki albümün kritiğine hoş geldiniz. Öncelikle sevgili Korhan’ın birkaç hafta önceki Reverorum ib Malacht kritiğinde uyguladığı tekniğin aynısını bu yazıda 100 üzerinden 500 puan vermek şeklinde tersine uygulayarak, yapıştırıp geçmeyi ben de çok isterdim, fakat bana çok daha dolambaçlı bir sorumluluk verildi. O yüzden hafif detaylı, biraz inceleme tadında, çok uzun soluklu olmamak üzere (ola da bilir emin değilim) ama ayrıntılı bir yazı olacak. Öncelikle başlamadan bir konuya açıklık getirip öyle başlayalım; Mgła olarak yazılır; en basit haliyle “Mugva – Mgvah” olarak okunur. Orada “L” benzeri olan harf “Ł”, lehçe olarak “v – w” harfine tekabul etmektedir. Peki ben bunu neden anlattım? Çünkü direk nacakla vurur gibi “MUĞLA çok iyi abi yhaa,” diyen var. “MİGLA” diyen var… Yapmayın! Tamam, sakinleştim.

Tanımayanlar için özetlemek gerekirse; müziğe olan ilk adımlarını Deathspell Omega, Clandestine Blaze, Stabat Mater gibi çok büyük isimlerle yaptığı Crushing The Holy Trinity adlı split ile çok ilginç ve büyük bir torpille başlamıştır. Çoğu yeraltı metal mecralarında bu şu an bahsettiğim ekiplerin arkasında Watain olarak bildiğimiz kişilerin bulunduğu ve bu ekiplere (ki piyasada şu sıralar yeni yeni türeyen İzlanda ekiplerinin ve Bölzer’in de dahil olduğu…) maddi manevi destek verdiği bilinmektedir. Evet Watain’in ne kadar böyük bir grup olduğuna bir kez daha tanık olmuş bulunmaktayız. Ek bilgi olarak; bu bahsettiğim mecralarda Hasjarl’ın (Deathspell Omega) kimliği (gerçek) gayet bilinmektedir. Hatta birebir tanıyanlar falan da vardır. İlk albümü Olan Groza’ya kadar 2006’da iki Ep (Mdłości , Presence) ve bir de 2007’ de
Compilition var (Mdłości + Further Down the Nest ). Groza albümlerine kadar aynı müzikal kimliği belirlediler; hem kayıt tarzı olarak hem de vokal tarzı olarak. Fakat bu durum üzerinde konuşacağımız albüm olan With Hearts Toward None’da biraz değişti.

Mgła’yı bir çoğumuz bir sonraki albüm olan Exercises in Futility (2015) ile açtığı çığır ile tanımaktayız, ama zaten bir önceki albümden (ki o albüm bu albüm) olayların gidişatı belliydi. Groza (2008)’den sonra (ki oda süper bir albümdü) öyle bir albümle gelinmişti ki karşımıza, daha oturaklı olup daha da yırtıcı bir albüm nasıl mümkün oldu anlamak zordu. Her Mgła albümü gibi çok anlamlı, çok derin ve tüm farklı albümlerde olduğu gibi “tek dinlemede hazmedilemeyecek, anlaşılamayacak,” bir albüm. Zaten bu albümden sonra bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Albümde ki hiçbir nota, hiçbir ses gereksiz veya anlamsız değil. En ufak detay bile düşünülerek üretilmiş.  En önemli olaylardan bir tanesi de vokaller; bir önceki albüme göre farklı bir teknik ile uygulanıyor ama her bir kelime tane tane ve boğazdan sökülüp atılırcasına inanılmaz bir şekilde söyleniyor. Söyleniyor söylenmesine de öyle şeyler söyleniyor ki; anlatan kişinin mesaj kaygısının ne denli büyük olduğunu anlayabiliyorsunuz, anlatmak istedikleri bir dertleri var, ve bunu inanılmaz Edebî bir dil kullanarak anlatıyor. Bazen öyle kelimeler var ki; beş kere anladığınız düşünseniz de altıncı kez dönüp baktığınızda kendinizden şüphe edebiliyorsunuz… Şimdi bu adamlar bu kadar mükemmel bir müziğin üzerine “Şeytan var a dostlar, haydi tapalım!” ayarında sözler yazmış olsalar veya diğer bazı gruplar gibi internetten buldukları okült hikayeleri kılıflayıp bize anlatsalar kötü mü olurdu? Hayır tabii ki bunu yapanları da dinlediğimiz gibi ayıla bayıla dinlerdik, ama Mgła böyle yapmadı. Zor olan seçildi ve mükemmellik icra edildi. Bu albüm inanılır gibi bir albüm değil, yani daha fazla albümün içeriği hakkında konuşup, ‘’şurası şöyle’’ diye dil uzatmak istemiyorum, bu albüm öyle böyle bir şey değil.

Mgła’dan sonra herşey değişti dostlar, With Hearts Toward None ile yeni bir dönem klasiğine imza atılmıştır. Hani “80’lerden 90’lardan sonra mital bitti,” diyen eski kafa metalci abilerimiz vardır ya (bildiniz siz onları), ki gerçekten de bittiğine falan inanırlar, bu albümü ve kritiği onlara armağan etmek gerek, ama etmiyorum banane ya. O insanlar sevdikleri grupların bana nasıl çığır açtıklarını anlatmışlardı, hani o müzikleri başkalarının dinleyip de müzik yapmaya başlaması falan filan her şey onlarla başlamış ya falan böyle…  Ben de şimdi Mgła’nın açtığı çığırı anlatayım o zaman; With Hearts Toward None ve Exercises in Futility birer mihenk taşı olarak görülüyor. Mgła bu müziği yaptıktan sonra adeta yeni bir black metal algısı oluştu. Birdenbire daha orta tempoda, hızlı olmayan gruplar, black metal üzerine brutal yapma eğilimleri ve daha tuhaf bateriler falan. Evet gerçekten de bambaşka, yeni bir algı, daha öncesinde buna benzer tek bir grup bile yokken bu adamlar bu müziği yaptıktan sonra birdenbire İzlanda’dan Polonyadan (ki zaten kendi ülkeleri) Fransa’dan İsviçre’den bir ton aynı tarz grup çıkmaya başladı. Çoğu çevrelerde Exercises in Futility “dinlediğim en iyi black metal albümü” ve hatta “tüm zamanların en iyi black metal albümü” tarzında yorumlar alıp, insanları birbirlerine düşürüyor ve kendini inanılmaz kült (veya kvlt; fark etmez) albümlerle kıyaslatarak kardeşi kardeşe kırdırıyor. Nasıl çığır açılıyor yaşadık ve gördük.

Zamanlama olarak mükemmel bir zamanı yakaladık ve her sene birbirinden güzel albümler dinlemekteyiz. Bunun kıymetini bilmeliyiz. With Hearts Toward None’un Exercises in Futility ile arasında inanılmaz bir uçurum görmüyorum. Puanlama yoluyla da aralarındaki farkı belli edeceğim. Sizin de etrafınızda her şeyi çok fazla bilen eski kafa metalci abiler (yaşlar 35 üzeri) varsa; susturmak için dinletin.

98/100

 

Mgła – With Hearts Toward None” için 6 yorum

  • 22 Haziran 2018 tarihinde, saat 10:47
    Permalink

    Bu kadar nefis bir albümün adının bu denli az geçiyor olması çok tuhaf. Ben beklerdim ki MUĞLA’ya Exercises in Utility’nin ona verdiği dev ünü birkaç yıl erkenden bu albüm verebilirdi. Birkaç kişi çıldırdığımızı hatırlıyorum ilk çıktığında ama nedense geniş bir kitleye ulaşamadı. Sonrasında gelen albüm de o kadar iyi (yetersiz sıfat) ki iyiden iyiye karanlıkta kaldı.

    Neyse boş yapıyorum, diğer kritikte de demiştim, 2000’li yılların en iyi black metal albümlerinden biri ve bir yeni dönem başyapıtı. Yazı da albümün hakkını vermiş, ellerine sağlık Muhammed.

    Yanıtla
    • 26 Haziran 2018 tarihinde, saat 18:02
      Permalink

      Teşekkür ediyorum abi. Keşke MUĞLA yeni şeyler çıkarsa bizde daha çok coşsak…

      Yanıtla
  • 22 Haziran 2018 tarihinde, saat 14:15
    Permalink

    Exercises in Futility’e doyamayıp bu albümü dinlemeye başlamıştım. Albümdeki bazı anları Exercises’dan bile daha çok sevdiğim doğrudur. Hemen hemen aralarında fark yok gibi bir şey. Bu güzel kritik sayesinde bugün yeniden bi’ 10 defa çeviririm galiba. Kalemine sağlık Muhammed 🙂

    E bu arada yeni Mgla da gelsin artık!

    Yanıtla
    • 26 Haziran 2018 tarihinde, saat 18:03
      Permalink

      Gelsin ab…i. Ekmek gibi su gibi bekliyorum….

      Yanıtla
  • 22 Haziran 2018 tarihinde, saat 20:57
    Permalink

    İkinci paragrafta geçen magazinsel bilgiler müthiş yalnız 🙂 Watain’e olan saygım artmakla birlikte Hasjarl’ın kim olduğunu merak ettiğim kadar Deathspell Omega albümlerindeki davullar gerçek mi drum machine mi onu da merak ederim. Sanırım sonsuza kadar bilemeyeceğiz.

    Yanıtla
    • 26 Haziran 2018 tarihinde, saat 18:06
      Permalink

      Bileceğiz abi hiç merak etme… Yeterince kötü bir çocuk olunca hasjarl ın kendisini bile görmek mümkün 😀

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.